7. Hukuk Dairesi 2009/8155 E. , 2010/1420 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden, bir başka deyişle kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali
**7. Hukuk Dairesi 2009/8155 E. , 2010/1420 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden, bir başka deyişle kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava dilekçesi ve duruşma gününün davalıya tebliği usulsüz olduğundan yapılan yargılama usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK 73.maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu nedenledir ki 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içermektedir. Tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı ve tarihi ancak tebliğ belgesi ile kanıtlanabilir. Başka bir belge ile yada idareden alınan yazı ile tebliğ kanıtlanmış sayılamaz. Geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için tebligat yapılırken anılan kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanması ve uygulandığının tebliğ tutanağında açıklanarak belgelendirilmesi gerekir. Somut olaya gelince; dava dilekçesi ve ilk duruşma oturum gününün davalıya tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin dosyaya dönmediği, bunun üzerine mahkemece PTT idaresinden durumun sorulduğu ve alınan cevabi yazı ile yetinilerek taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilip hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda hukuksal açıklanan olgular gözetildiğinde idarece verilen cevabi yazı davalıya yöntemine uygun bir şekilde tebligat yapıldığını kanıtlayan bir belge olarak kabul edilemeyeceğinden taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez ve davalının savunma ... kısıtlanarak hüküm verilemez. O halde mahkemece öncelikle davalı adına dava dilekçesi ve duruşma oturum günü PTT Müdürlüğünce bildirilen adresine yeniden tebligat çıkartılarak usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeli, davalı duruşmaya geldiğinde davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözardı edilerek taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 287,20 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 16.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.