Başvurucu, hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkin karar nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkin karar nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 12/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/1/2015 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 9/11/2009 tarihinde birden fazlan kişiyle birlikte yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla 11/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarihli kararıyla tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/2/2010 tarih ve 2010/4723 sayılı iddianamesiyle başvurucunun da aralarında olduğu sanıklar hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Tutuklu olarak devam eden yargılamada İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 16/9/2011 tarih ve E.2010/95, K.2011/229 sayılı kararıyla, başvurucunun yağma suçundan 5 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden toplam 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 5/12/2012 tarih ve E.2012/11847, K.2012/22970 sayılı ilamıyla, başvurucunun da aralarında olduğu bazı sanıklar hakkındaki yağma suçuna ilişkin hüküm “1- …önceden verilen karar doğrultusunda el ve işbirliği içerisinde hareket ederek fiilen katıldıklarının anlaşılması karşısında; haklarında 5237 sayılı TCK'nın 37/ maddesi yerine, 39/ maddesi ile uygulamalar yapılması, 2-… katılan U. B.ye yönelik yağma suçu için açılmış bir dava bulunduğu kabul edilerek ayrı bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması” gerekçeleriyle bozulmuştur. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna ilişkin hüküm ise onanmıştır. Başvurucu hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kapsamındaki cezanın infazı amacıyla yakalama emri düzenlenmiştir. Bunun yanında bozma kararına konu suçlara ilişkin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/61 sayılı dosyasında yürütülen yargılamada 20/5/2014 tarihli duruşmada, bozma ilamına karşı beyanının alınması zorunluluğu belirtilerek başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesine, beyanı tespit edildikten sonra serbest bırakılmasına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince bozma sonrası yargılamada başvurucunun beyanı tespit edilemediğinden hakkındaki dosya tefrik edilerek, diğer sanıklar hakkında 7/3/2014 tarihinde hüküm verilmiştir. Başvurucu hakkındaki yargılamaya E.2014/82 sayılı dosyada devam olunmuştur. Başvurucu kesinleşmiş hapis cezalarının infazı için düzenlenen yakalama emri kapsamında yakalanıp 16/7/2014 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince “yüklenen suçun niteliği, aleyhine mevcut delil durumu kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, suçu sabit görülmesi halinde öngörülecek ceza miktarı alabileceği sonuç ceza miktarı itibariyle CMK 109/3 maddesinde öngörülen adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacak olması” gerekçesiyle 11/8/2014 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir. Bu karara yapılan itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 18/8/2014 tarih ve 2014/894 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 25/9/2014 tarihli duruşmada aynı gerekçeyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2014 tarih ve E.2014/82, K.2014/239 sayılı kararıyla başvurucunun iki ayrı yağma suçundan toplam 16 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluk halinin devamı kararına itiraz etmiştir. Bu itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı 12/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve maddeleri. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. ...” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.”