8. Hukuk Dairesi 2022/6858 E. , 2024/6313 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/617 E., 2003/219 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında 2/B uygulama kadastrosuna itiraz ve mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekç…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6858 E. , 2024/6313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/617 E., 2003/219 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında 2/B uygulama kadastrosuna itiraz ve mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, ... ilçesi ... Beldesi, ... Mahallesi, ... ve ... mevkii, Bursa G23a21a/21b orman kadastro paftasında ve aynı paftada P.VII olarak gösterilen ve haritada 2 nolu kısım olan 2/B vasfındaki taşınmazların 2/B uygulamasına dahil edildiğini, yapılan uygulamanın yanlış olduğunu, zira taşınmazın 1952 yılında yapılan maki tefrik komisyonu çalışmaları ile makilik alan olarak tefrik edildiğini, belirtilen sahanın orman sayılmadığı ve kesinleştiği, 1986 yılında yapılan orman kadastrosunda bu husus dikkate alınmadan 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) uygulaması ile tespit edilen orman sınırı aplike edilerek karar verildiğini, taşınmazın 775 sayılı, 2805 sayılı ve değişik 2981 sayılı Kanun gereği bedelsiz olarak belediyeye intikali gerekirken davalı kurumların mülkiyetinde olduğunu belirterek taşınmazın mülkiyetinin bedelsiz olarak belediyeye intikalinin tesbitini ve taşınmaz üzerindeki 2/B şerhinin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taşınmazların evveliyatının orman olduğu, ancak 1951 yılında maki tefrik komisyonunca makilik alan olarak ayrıldığını ve orman olmaktan çıkarıldığını, fiili olarak da orman sayılmayan yerlerden olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufundaki arazilerden olduğu, kadastro komisyonunca orman olmayan yerin orman olarak tespit edilmesinin geçersiz olduğunu davanın kabulüne, taşınmazların mülkiyetinin Belediyeye ait olduğunun tespitine, taşınmazlar üzerin, orman tahdit komisyonunca maki tefrik komisyonu çalışmaları dikkate alınmadan yapılan tahdit ve 2/B çalışmalarının da geçersiz olduğunu, taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmediğini, belediye sınırları içinde olduğunu, imar planına göre konut alanında kaldığını dolayısıyla 775 sayılı Kanuna göre Belediyeye devredilmesi gereken yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazların orman sınırlanmasının iptaline ve şerhin silinmesine, taşınmazların Hazine hissesinin mülkiyetinin davacı belediyeye ait olduğunun tespitine hakem sıfatıyla karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili; 775 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca belediyeye geçecek taşınmaz malların Belediye Meclis Kararı ile belli olacağı ve İmar ve İskan Bakanlığınca uygun görülenlerin bu kanun hükümleri dairesinde konut yapımına ayrılacağının düzenlendiğini, ancak Belediye Meclis Kararı ve Bakanlık onayının mevcut olmadığını, dava açıldığında uygulama imar planının yapılmamış olduğunu, intikale ilişkin şartların dava açıldığında gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre hakem sıfatlı kararın artık yasal dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sınırları kapsamında kalıp kalmadığının incelenmediğini, mahkeme kararının hakem sıfatıyla verilmiş olmasına rağmen, 03.07.2003 tarih, 4916 sayılı Kanunun 24. maddesiyle taşınmazın aynına ilişin uyuşmazlıkların 3533 sayılı Kanun'un kapsamı dışına hüküm kesinleşmeden çıkarıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Mahkemece hakem sıfatıyla verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Şöyle ki; 3533 sayılı Kanun'un 4. maddesi: ''Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir'' hükmüne amir olup taşınmazların aynına ilişkin davaların hakem sıfatıyla görülemeyecekleri açıkça düzenlemiştir. Somut olayda; ..., Asliye Hukuk Mahkemesinde hakem sıfatıyla açtığı davada, dava konusu yaptıkları taşınmazın maki tefrik komisyonu kararının kapsamında kaldığını açıklayarak, 775 sayılı Kanun ve 2981 sayılı Kanunlar gereğince orman sayılamayacağından bahisle bedelsiz olarak belediyeye intikalinin tespitini, taşınmazın orman vasfı dışına çıkarılmasını ve belediyeye bedelsiz olarak devrini talep etmiş olup, mülkiyete ilişkin bu talebin hakem sıfatıyla çözümlenmesi ve itiraz kanun yoluna tabi tutulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve göreve ilişkin olduğundan bu hususun İlk Derece Mahkemesince resen gözetilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 20.7.1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Gecekondu Kanununun "Belediyelere Arsa Sağlanması" başlıklı 3. maddesi, yasadaki istisna halleri ayrık ve yine kanunda belirtilen koşulları mevcut olmak kaydıyla, Hazinenin özel mülkiyetindeki ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların bedelsiz olarak ilgili belediyelerin mülkiyetine geçeceğini öngörmüştür. Ancak, anılan Kanun hükmü, 3.7.2003 tarihli 4916 sayılı Kanunun 38. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanununun geçici 1. maddesi ile de istisna kuralları getirilerek, bu ayrıcalıklar dışında kalan Hazineye ait taşınmaz malların yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde ilgili belediyelere bedelsiz devredileceğine ilişkin düzenlemenin, 5281 sayılı Kanunun 31.12.2004 tarihli, 25687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 45/10. maddesi ile 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Kanunun 44/7. maddesi hükmü ile yürürlükten kaldırıldığı, sözü edilen düzenlemenin ise Anayasa Mahkemesinin 18.01.2005 tarih ve 2004/118-2005/8 sayılı kararı ile iptali sonucu yürürlükten kalktığı anlaşılmakta olup, sonradan yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununda ise benzer bir hükme yer verilmediğinden, bu hususlar da ayrıca göz önünde tutularak (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E:2006/10253- K:2006/12063, T:04.12.2006) karar verilmesi gerekirken hakem sıfatıyla karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.