8. Hukuk Dairesi 2007/3081 E., 2007/3337 K. 8. Hukuk Dairesi 2007/3081 E., 2007/3337 K. - DERE YATAĞI - İMAR İHYA İLE KAZANMA - KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - TOPLULAŞTIRMA ALANI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 3083 S. SULAMA ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TA... [ Madde 13 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 17 ] - 4373 S. TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI KORUNMA ... [ Madde 1 ] - 4373 S. TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI
8. Hukuk Dairesi 2007/3081 E., 2007/3337 K. **8. Hukuk Dairesi 2007/3081 E., 2007/3337 K.** **- DERE YATAĞI - İMAR İHYA İLE KAZANMA - KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - TOPLULAŞTIRMA ALANI**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 3083 S. SULAMA ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TA... [ Madde 13 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 17 ] - 4373 S. TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI KORUNMA ... [ Madde 1 ] - 4373 S. TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI KORUNMA ... [ Madde 2 ] **"İçtihat Metni"** Mehmet ile Hazine ve S... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair (Boyabat Sulh Hukuk Hakimliği) nden verilen 10.05.2007 gün ve 164/214 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan 2 kıt'a taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, tescil konusu taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ırmak yatağı olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonunda 23.05.2006 günlü krokide sınırları yazılı 4921,12 ve 3367,37 m2 taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir. Tescil konusu taşınmazlar 1964 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ırmak yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılmışlardır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının dava tarihinden geriye doğru 40-50 yıldan bu yana tarım arazisi olarak ekonomik amaca uygun şekilde tasarruf ettiğini, ziraatçı uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiştir. Açıklandığı üzere, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davacının tespit dışı bırakılan dava konusu yerleri koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği kanıtlanmış bulunmaktadır. Davalı Hazine temsilcisi, yargılama aşamalarında dava konusu taşınmazların 4373 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kazanılamayacak yerlerden olduğunu, ayrıca toplulaştırma alanında kalmasının tescile engel bulunduğunu savunmuştur. 4373 sayılı Taşkın Sular ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre; yüksek seviye gösteren akarsuların tasmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının İmar ve İskan Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan olunacağı açıklanmıştır. Bozma sonrası dosya arasına konulan 06.10.1967 gün ve 6/8920 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Gökırmak kaynaklarının Kızılırmak'a kavuştukları yere kadar ırmağın sağında ve solunda olmak üzere 200'er metre genişlikteki saha koruma alanı olarak tespit ve ilan edilmiştir. Yapılan uygulamaya göre tescil konusu taşınmazlar tarih ve sayısı yazılı Bakanlar Kurulu kararı ve eki harita kapsamında kalmaktadır. 4373 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile de tespit ve ilan edilen alanda suların akmasına engel olacak bina ve benzeri tesisler ile ağaç dikmek ve birtakım engellerin yapılması yasaklanmıştır. Maddenin incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 4373 sayılı Kanun mülkiyet hakkının edinilmesini yasaklamamış, sadece tasarruf durumunu kısıtlamış bulunmaktadır. Bir bakıma bu kanunla sınırlı mülkiyet durumu öngörülmüştür. Toplulaştırma sorununa gelince; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 13. maddesinde; toplulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren uygulama alanlarında arazi değiştirilmesi, dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili işlemlerinin sonuçlandırılıncaya kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliğinin devir ve temlik edilemeyeceği belirtilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da, bu maddede belirtilen süreler içerisinde mahkemelerce arazi hakkında devir ve temliki gerektiren bir karar verilemeyeceği açıklanmıştır. İmar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tapuya tescili, anılan maddedeki devir ve temlik işlemleri mahiyetinde değildir. Bir yerin mülkiyetinin kazanılması ile 3. kişiye temliki ve el değiştirmesi birbirinden farklı kavramlardır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı Hazine temsilcisinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün (ONANMASINA) ve 2588 sayılı Kanun'la eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazine'den harç alınmasına mahal olmadığına 29.05.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.