11. Hukuk Dairesi 2022/5378 E. , 2023/5100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/399 Esas, 2022/547 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve
**11. Hukuk Dairesi 2022/5378 E. , 2023/5100 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/399 Esas, 2022/547 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Sermaye Piyasası Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden daha sonra davalı aracı kurumun müvekkilinin talimatı olmadan hukuka aykırı olarak yapmış olduğu borsa ve sermaye işlemlerinden dolayı müvekkilinin maddi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.09.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 01.04.2011 tarihli dilekçe ile talep sonucunu 52.181,74 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talimatlarına aykırı bir işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 10.09.2015 tarih, 2009/500 E. ve 2015/1074 K. sayılı kararı ile taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 17 nci maddesinde telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma işlem yapılmaması hususunda talimat verildiği, ancak davalı aracı kurum tarafından davacının bu talimatına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 24.01.2017 tarih, 2016/12103 E. ve 2017/452 K. sayılı kararı ile davanın, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, mahkemece davacının talimatlarına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiği, mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait hisse senedi portföy değerinin belirlendiği, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki farkın davacının zararı olarak hesaplandığı, bu hesaplama yöntemi doğru olmadığı, dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemlerin belirlendiği, bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle mutabakat tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirlenip her bir işlem nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hesaplama yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar davalı yararına bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporuyla, taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi"nin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında hesap açıldığı, sözleşme ile tarafların Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince menkul kıymet olarak kabul edilen hisse senetleri, hazine bonoları, banka bonoları gibi sermaye piyasası yatırım araçlarının kıymetler borsasında ve borsa dışında alım satımının yapılması için davalının aracılık yapması hususunda mutabık kaldıkları, sözleşmenin 17 nci maddesinde "telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının" belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında mutabakat bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişilerin, Yargıtay bozma kararını hatalı değerlendirerek portföyün devredildiği zamana kadar oluşan zararın bulunup bulunmadığı yönünde hesaplama yaptığını, oysa Yargıtay bozma kararında "mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği ana kadar gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti" gerektiğinin bildirildiğini, mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği tarih aralığının öneminin, sadece bu iki tarih arasında gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti bakımından olduğunu, davacının uğradığı zararın ise, söz konusu iki tarih ile sınırlı olmayıp, iki tarih arasında gerçekleşen eylemler nedeniyle uğranılan zarar olduğunu, zararın eylemden sonra da devam etmesi durumunda, bunun uğranılan gerçek zarar olarak değerlendirmeye alınması gerektiğini, bozma kararına göre, mutabakat tarihi ile, portföyün devrine kadar oluşacak usulsüz satışların belirlenmesi ve zararın bu eylemler baz alınarak hesaplanması gerektiğini, TTKOM hisselerinin iki tarih aralığında usulsüz olarak elden çıkartıldığını, usulsüz olarak elden çıkarılmamış olsaydı, müvekkilinin dağıtılan temettüye hak kazanacağını, hükme esas alınan raporda bilirkişilerin kar ve zararı hesaplarken, usulsüz emirle alınan hisseler nedeniyle davacının kar veya zarar edip etmediğini işlem bazında değerlendirdiklerini, bunun hatalı bir zarar hesaplama yaklaşımı olduğunu, bu satışlar olmasaydı, davacının dava tarihi itibari ile portföy değerinin ne olacağının hesaplanması gerektiğini, sadece usulsüz işlemler tespit edilerek, bu işlemler olmasaydı, portföy değeri ne olurdu, bunun hesabının yapılması gerektiğini, bilirkişiler Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporunun 12. sayfasına göre davacı tarafından hiç onay verilmediği belirtilen toplam 5 işlem için hesaplama yaptıklarını, "asgari emir unsurlarını taşımadığı" için esasında yok sayılan onlarca emri hiç gözetmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunu, bilirkişilerden ...'ın imzalamamış olduğunu, bu bilirkişinin imzası bulunmadan hazırlanan raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.