10. Hukuk Dairesi 2024/9538 E. , 2024/12012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/123 E., 2024/1887 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/745 E., 2021/446 K. Taraflar arasındaki kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne k
**10. Hukuk Dairesi 2024/9538 E. , 2024/12012 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/123 E., 2024/1887 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/745 E., 2021/446 K. Taraflar arasındaki kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Ekim ayı maaşı için aylığının yattığı bankaya gittiğinde maaşının yatmadığını öğrendiği, davacının Kuruma yazılı başvurduğu ve Kurumu aradığında hakkında şikayet olduğunu bu sebeple maaşının kesildiğini sözlü olarak söylendiği, davacının 1996 yılında eski eşinden boşandığı, işbu evliliğinden ... ve ... isminde iki kızı olduğu, davacının 05.11.2019 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen borç bildirimi ile haksız bir şekilde Kuruma karşı borçlu ... getirildiği, hakkında eski eşi ile birlikte yaşadığı yönünde çevreden bilgi alındığı ve işbu tutanakta adı geçen çevredeki kişilerin imzasının yer aldığı, davacının kızı ... ve torunu ... ile birlikte yaşadığı, davacının kızlarının babaları ile görüştüğü, davacının eski eşi ile asla fiili birlikteliğinin olmadığı, davacının eski oturduğu yerlerdeki apartman yöneticileri ve apartman görevlilerinin tarafların fiili bir birlikteliğinin olmadığını bildiği, davacının eski eşinin uzun yıllardır köyde oturduğu, seçmen kütüğü, komşuları hatta bağlı bulunduğu muhtarlığın farklı olduğu, davacının ağır hastalıkları olan ve düzenli olarak ilaç kullanan biri olduğu, ilaçlarının çok masraflı olduğu, davacının Kurumdan aldığı cüzi aylıktan ... bir geliri bulunmadığı iddiasıyla davacının babasından kalma haksızca Kurum tarafından kesilen emekli maaşı ve Kurum tarafından elinden alınan sağlık güvencesinin tekrar verilmesi konusunda haksız ve hukuksuz kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi gerekliliğinin aşikar olduğu, Kurum denetmeni ... tarafından hazırlanan raporda davacının muvazaalı boşanma sonucunda halen eşi ile birlikte yaşadığı sabit olduğu, hal böyle iken davacıya bağlanan maaşın iadesi lüzumu aşikar olduğu, Kurum denetmenleri tarafından titizlikle inceleme yapıldığı, şüpheye yer bırakmayacak şekilde hazırlanan rapor ile somut gerçeklik tespit edildiği, Kurum kayıtları resmi belge niteliğinde olup aksini ispat yine resmi ve yazılı delil ile gerçekleştirildiği, davacının son adresi olarak görünen adreste hiç ikamet etmediği ve eski adresi olan ... Mah. ... Apt.'dan da taşındığının anlaşıldığı ve yine işbu adreste dinlenen komşu bilgi sahiplerinin beyanlarında da davalının kızı ve eşiyle bir arada yaşadığı kızının davacının eşine baba diye hitap etmesinden anladığını ifade ettiği, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin uygulama zorunluluğu sabit olduğu, bu konuda Mahkemece re'sen inceleme yapılması ve kamu tanıklarının dinlenmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarında tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının sigortalı babası ... ...'nin 04.02.1991 tarihinde öldüğü, davacının da eski eşi ...'dan 07.10.1997 tarihinde boşandığı ve sonrasında kendisine yetim aylığı bağlandığı, dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının kızı ..., ... ve torunu ile birlikte yaşadığı, kızı ...'nın eski eşinin 2014 yılında vefat ettiği, bu sebeple kızı ... ve torununun da davacı ile kaldığı, eski eşinin de kızını ve torununu görmek için ara ara eve uğradığı, evde daimi bir surette kaldığına ilişkin somut bir tanık beyanı bulunmadığı, aksine davacının eşi ile birlikte fiili olarak birlikte yaşamadığına ilişkin somut beyanda bulunan tanıkların mevcut olduğu, taraflar boşansa dahi müşterek çocuklarının ve torunlarının faydası için görüşmeye devam etmek ve birbirlerinin yaşantısına maddi ve manevi olarak katkıda bulunmak zorunda oldukları izahtan vareste olup bu hususun fiili birliktelik olarak kabul edilemeyeceği, dinlenen kamu tanığı muhtarın ve kolluk araştırmalarının neticesinde davacının eski eşi ...'un Sultandağı ilçesinde ... isimli dinlenme tesisinde bahşiş usulü çalıştığı, Sultandağı ilçesine bağlı ... köyünde yaşadığı ve davacının eski eşinin hali hazırda bakımevinde kaldığı anlaşıldığı, davacıyı Kuruma ihbar eden ...'ın da davacının kızı ...'nın ... eşi ...'in kız kardeşi olup aileler aralarında husumet bulunduğunun tanık beyanı ile sabit olduğu, davacının eski eşi ile birlikte yaşadığı hususunda Mahkeme huzurunda yeminli dinlenen hiçbir tanığın somut bilgisinin bulunmadığı ve resmi kayıtlardan da fiili birlikteliği tespite yarar bilgi elde edilemediği, davacı ile eski eşinin boşanmalarının gerçek bir boşanma olduğu, davacı ve eski eşin gerek borca konu dönem gerekse sonrasında birlikte yaşamadıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya kesilen yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, aksine tesis edilen Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum denetmenleri tarafından hazırlanan raporun aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, davacının ve eski eşinin bir dönem aynı adresi göstermiş oldukları ve aynı adreste yaşadıklarının sabit olduğu, sonrasında farklı adres göstermiş olsalar da bu adreslerde ikamet etmediklerinin sabit olduğu, davacının ve eski eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının kolluk araştırmasıyla da ortaya çıktığı, kolluk araştırmasında dinlenen şahısların birlikte yaşama olgusunu doğruladıkları iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve eski eşinin 07.10.1997 tarihinde boşandıkları, davacıya ölen babası üzerinden ölüm aylığı bağlandığı, davacı hakkında düzenlenen görev emri üzerine düzenlenen denetmen raporu dayanak kılınarak aylığının kesildiği, denetmen raporunda davacının bir dönem adresinin boşandığı eşiyle aynı olması, daha sonra en son beyan verdiği adresinin sahte olması eski eşin hizmet döküm ekranından uzun zamandır çalışmıyor olduğunun anlaşılması, davacı ve eski eşinin eski adresinde birlikte yaşadıklarına yönelik alınan beyandan hareketle davacı ve eski eşinin boşandıkları süreçte birlikte yaşadıklarına dair güçlü kanaat oluştuğundan fiilen birlikte yaşadıkları kanaatine ulaşıldığı, ne var ki ihbarcı ...'ın davacının kızının görümcesi olup aralarında geçmişe dayalı husumetin bulunduğu, ayrıca ...'ın savcılığa yaptığı şikayet üzerine takipsizlik kararı verildiği, denetmen raporunda imzalı beyanda bulunan ...'nün davacının kızları ile birlikte yaşadığını kızlarının baba diyerek seslendiğini duyduğunu ama evdeki kişinin kim olduğunu bilmediğini beyan ettiği, yani görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, Mahkemece alınan beyanında ise, sadece bir kez müşterek kız ...'nın baba diyerek seslendiğini duyduğunu, bunun dışında davacının eski eşini hiç görmediğini beyan ettiği, davacının ve eski eşinin 26.07.2007-06.08.2010 tarihleri arasında adreslerinin ortak, bu tarihten sonra adres bilgilerinin farklı olduğu, ne var ki tanık ...'nın alınan beyanında davacının eski eşi olan babasının tebligatları almaları için bir dönem adreslerini kendilerinin haberi olmadan ortak olarak gösterdiğini bildirdiği, davacının kayıtlı MERNİS adreslerinde yapılan kolluk araştırmasında her ne kadar ... ve ... ile yapılan görüşmede davacının bu adreste ikamet eder iken eski eşiyle de birlikte ikamet ettiği tutanak altına alınmış ise de her iki şahsın Mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanlarında davacının eski eşini hiç görmediklerini beyan ettikleri, yine yapılan kolluk araştırmalarında davacının eski eşinin bazen MERNİS adresindeki köyde bazen bahşiş usulü çalıştığı Kirazlıbahçe dinlenme tesisinde kaldığı hususlarının tutanak altına alındığı, bununla birlikte davacı ve eski eşinin MEDULA kayıtlarında ortak muayene bilgisinin de bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller bağlamında davacı ...'nin Kurumca yapılan birlikte yaşama olgusu tespitinin aksini ispatlamasına göre, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereğince davacının babasından aldığı aylığın kesilmesinde yasaya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin ve borçlu olmadığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.