(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/15626 E. , 2009/3536 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davaya konu ... Köyü 340 parsel sayılı 10000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yörede 1967 yılında yapılan genel…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/15626 E. , 2009/3536 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davaya konu ... Köyü 340 parsel sayılı 10000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yörede 1967 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında ... ... adına tespit edilmiş ... Tapulama Mahkemesinin 1968/155- 1969/125 sayılı kararı ile hükmen ... ... adına tapuya tescil edilmiş, daha sonra 11/08/1986 tarihinde satış nedeniyle davalı adına tescil edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve 2/B uygulama alanında kaldığından tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 7900 m2'lik bölümünün Hazine adına 2100 m2'lik bölümünün gerçek kişiler adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 17/4/2006 gün ve 2006/2464-5137 sayılı bozma kararıyla (Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumunun açıklanmadığı ve orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmediği bu nedenle Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamayacağı,diğer taraftan dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında olmadığı, yörede ilk orman tahdidi 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapıldığı ve bu yasaya göre yapılan tahditlerde sadece Devlet Ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta bu harita ve tutanaklar yeterli olmadığı gibi, Hazine, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açabileceği,bu nitelikteki taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümleneceğinden,mahkemece, öncelikle "orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan