8. Hukuk Dairesi 2014/20852 E. , 2014/20447 K. MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/04/2014 NUMARASI : 2013/251-2014/105 Hazine ile E.. Ç.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.04.2014 gün ve 251/105 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, asıl ve birleşen dosyada mü…
**8. Hukuk Dairesi 2014/20852 E. , 2014/20447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/04/2014 NUMARASI : 2013/251-2014/105 Hazine ile E.. Ç.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.04.2014 gün ve 251/105 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, asıl ve birleşen dosyada mülkiyeti davalılara ait olan ... ve .. parsel sayılı taşınmazların 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını belirterek dava konusu taşınmazların kıyıda kalan kısımlarının tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamından sonra asıl ve birleşen davaların kabulü ile, ... parsel sayılı taşınmazın 7.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda taralı olarak gösterilen A=28,17 ve B= 42,74 m2; yine dava konusu 272 parselde kayıtlı taşınmazın 30.1.2014 tarihli bilirkişi raporunda taralı olarak gösterilen A= 459,61 m2 kısımlarının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesi ile iptaline, kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın, reddine dair önceki hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/01/2013 tarih ve 2012/1-692 Esas, 2013/ 138 Karar sayılı ilamı ile özet olarak,''.... Yerel Mahkemece eldeki davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ve Özel Dairece bu husus bozma kapsamı dışında bırakılmışsa da, davanın reddine gerekçe yapılan yasa metni Anayasa Mahkemesi'nce yukarıda değinildiği üzere iptal edilmiş olmakla bu durumun ilgili taraf lehine usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olduğu söylenemeyecektir. Hal böyle olunca; aynı hususa işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.'' gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı karşısında; Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki;16.2.2009 tarihli keşifte hazır bulunan Jeologlar M.. V., Ö.. B.. ve H.. K.. tarafından düzenlenen 5.6.2009 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda kıyının genellikle dar yüksek kıyı şeklinde olduğu, idare tarafından belirlenmiş kıyı kenar çizgisine göre taşınmazların tamamının kıyı kenar çizgisinin kara tarafında kaldığı, ancak taraflarınca çizilen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazların kuzeyindeki bir kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı rapor edilmiş, aynı tarihli keşifte görev alan teknik bilirkişiler M.. B.. ve H..U.. 07.11.2013 havale tarihli raporlarında özetle, keşfen belirlenmiş kıyı kenar çizgisine göre dava konusu ... parselin (A) = 28,17 m2 ve ( B)= 42,74 m2 lik kısımlarının kıyı kenar çizgisinin içerisinde kaldığını rapor etmiştir. Bundan ayrı, aynı teknik bilirkişilerce dosyaya sunulan 30.1.2014 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu ... parselin A harfi ile taralı olarak gösterilen 459.61 m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı bildirilmiş, anılan rapora ekli krokide ise yeşil renkle taralı olarak gösterilen ve ( A) harfi ile simgelenen 459,61 m2 lik kısmın İdare tarafından belirlenmiş ve krokide kırmızı renkle gösterilen kıyı kenar çizgisi esas alınarak düzenlendiği saptanmıştır. Ayrıca, 5.6.2009 tarihli jeolog bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların tamamının İdare tarafından belirlenmiş kıyı kenar çizgisinin gerisinde kaldığı belirlenmesine karşın 7.11.2013 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokiye göre dava konusu ... parselin bir kısmının İdare tarafından belirlenmiş kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığı görülmüştür. Dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki bu açık fark ve çelişkiye rağmen çelişki giderilmeksizin karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, yeniden yapılacak keşifte 3621 sayılı Yasa'nın 9. maddesine göre oluşturulan Bilirkişi Heyeti vasıtası ile kıyı kenar çizgisi araştırmasının yapılması, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ve daha önce rapor düzenlemiş bilirkişiler dışında bir heyet oluşturularak ayrıntılı rapor düzenletilmesinden sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.