8. Hukuk Dairesi 2010/448 E., 2010/3386 K. 8. Hukuk Dairesi 2010/448 E., 2010/3386 K. - ZİLYETLİKLE KAZANMA- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 3 ] - 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 4 ] "" Mehmet ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair (Sivas Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)'nden verilen 24.07.2008 gün ve 1/162 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafında…
8. Hukuk Dairesi 2010/448 E., 2010/3386 K. **8. Hukuk Dairesi 2010/448 E., 2010/3386 K.** **- ZİLYETLİKLE KAZANMA**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 3 ] - 4342 S. MERA KANUNU [ Madde 4 ] **"İçtihat Metni"** Mehmet ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair (Sivas Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)'nden verilen 24.07.2008 gün ve 1/162 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı Mehmet, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle Hazine adına kayıtlı bulunan 206 ada 93 ve 94 parsellere ait tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK'nın 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu 206 ada 93 ve 94 parsellere ait kadastro tutanaklarından; senetsizden, Mehmet'in kullanımında bulunduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. madde şartlarının uygun olmadığı muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşılmakla "tarla" niteliğiyle Hazine adına 06.02.1999 tarihinde tespit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşiflerde; komşu köylerden dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu her iki taşınmazın da babasından intikalen ve mirasçılarından taksim yoluyla eklemeli olarak 50 yılı aşkın süredir davacının nizasız, fasılasız ekip biçtiği tarım arazileri olduğunu, öncesinde ve halen mer'a niteliğinde olup olmadıklarını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Ancak, ziraat mühendisi Selim 04.06.2008 tarihli raporunda; dava konusu taşınmazların etrafının mer'a olması, dava konusu 93 ve 94 parsellerin de bu mer'a dokusuna uyum gösterdiği, topografyası, üzerindeki mevcut bitki örtüsü ve toprak özellikleriyle benzerliğinin saptandığı, arazi üzerinde uzun zamandır tarımsal faaliyet yapılmadığı, içerisinde tek yıllık ve çok yıllık yem bitkilerinin ve değişik türlerde başka bitkilerin varlığının tespit edildiğini, açıklanan nedenler gözönüne alındığında arazinin mer'a vasfı taşıdığı, ancak üzerinde tarımsal bir faaliyet yapıldığında kıraç arazi özellikleri dikkate alınarak buğday, fiğ münavebeli bir tarımsal faaliyet yapılabileceğini açıklamıştır.