(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/11861 E. , 2006/1922 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2004 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incele…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/11861 E. , 2006/1922 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2004 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıtlarında yazılı olan “vakıf şerhi”nin silinmesi istemine ilişkindir. Kural olarak; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 2.4.2004 tarih ve 2003/1 Esas, 2004/1 Karar sayılı İçtihadı uyarınca “vakıf şerhinin tapu sicilinden silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması...” gerekir. 2948, 2695 ve 2745 parsellerin tapulama tutanaklarının kesinleştiği tarih ile tapu kayıtlarına vakıf şerhinin yazıldığı tarihler arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden kayıtlarındaki vakıf şerhinin kaldırılmasında yasaya aykırı bir yön yoktur. Ancak dava konusu bu parsellerde davacı paydaş olup, davacı dışında başkaca paydaş malikler de bulunmaktadır. Kayıtlardaki vakıf şerhinin sadece davacı payına ilişkin kaldırılması yerine davası olmayan paydaşları da kapsar biçimde hüküm tesis doğru olmamıştır. Davalının 2148 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bu parselin tapulama tesbiti 1988 yılında kesinleşmiş, kayda vakıf şerhi 10 yıllık hak düşürücü süre geçmeden 2.9.1996 tarihinde işlenmiştir. Burada olaya Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2.4.2004 tarih ve 1/1 kararının uygulanma olanağı yoktur. Buna göre, vakıf şerhi kesinleşen kadastro tesbitinden sonra on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesine müteakip yazılmış ise, silinme (terkin) istemi başka bir inceleme gerekmeden kabul edilmelidir. Ancak; vakıf şerhi on yıllık ./.. -2- 2005/11861-2006/1921 süre geçirilmeden sicile yazılmış ve bu şerhin silinmesi istenmişse, vakfın türü ile tavize tabi olup olmama yönünden araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Bir malın vakıf malı olduğunun isbatı onu iddia edene düşer Bu iddia, tapu kaydı, evkaf idareleri; şeriye mahkemeleri ve mütevellilerce tutulup daha sonra tapu idarelerine aktarılan defter kayıtları, vakıf defterine işlenen vakıfnameler ile kanıtlanabileceği gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde belirtilen belgelerden olduğu uygulamada kabul edilen deftere işlenmemiş vakıfnameler, muteber mütevvelli ve temessük senetleri, evkaf idarelerince tutulan sair defterler ile de kanıtlanabilir.