14. Hukuk Dairesi 2011/9205 E. , 2011/11966 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A
**14. Hukuk Dairesi 2011/9205 E. , 2011/11966 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, maliki bulunduğu 316 ada 14 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalı ...'e ait 316 ada 13 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacıya ait 316 ada 14 parsel sayılı taşınmaz lehine, 316 ada 15 parsel sayılı taşınmaz aleyhine 07.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda “F” harfi ile gösterilen kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü,davalı ... temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut olayda, davacının maliki olduğu 316 ada 14 parsel sayılı taşınmazın genel yola çıkışının bulunmadığı, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir.Hükme esas alınan 07.12.2010 tarihli bilirkişi raporu ve krokisi ekinde aleyhine geçit tesis edilen 316 ada 15 parsel sayılı taşınmazın “F” harfi ile belirtilen bölümünde duvarın gösterildiği ancak 29.11.2010 tarihli keşif zaptında ise alternatif güzergahlar üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı belirtilmiştir.Bu durumda keşif ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; mahalinde yeniden keşif yapılarak bu çelişkinin giderilmesi,geçit güzergahı üzerinde duvarın tespiti halinde duvar maliyetinin hesaplanarak yeniden geçit bedelinin bulunması, maliyetin yüksek olması durumunda fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de dikkate alınarak 316 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırından geçit kurulup kurulamayacağı husususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 13.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.