(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10397 E. , 2006/3442 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.8.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar inc…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10397 E. , 2006/3442 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.8.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydı ve zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır. Davada, 21.9.1982 tarih 289 ve aynı tarihli 290 sıra numaralı kayıtlara dayanılmış, mahkemece kadastroda 23.350 metrekare yüzölçümü ile davalı Hazine adına tesbit edilen 162 ada 162 parselin bu kayıtlar kapsamında kaldığı nedeniyle istem kabul edilmiş, hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir. Mahkemece, dayanak tapu kayıtları ilk tesisinden tüm tedavülleri ile birlikte getirilmediği gibi mevcut kayıtların yerine uygulama yöntemide doğru olmamıştır. Bundan ayrı çekişme konusu 162 parsele sınır teşkil eden taşınmazların kadastro tutanakları ve bunlar bir kayıt ve belgeye dayanılarak revizyon görmüşse kayıt ve belgeler de getirilmemiş bunlarda çekişmeli parsel yönünün kime ait taşınmaz olarak gösterildiği yönü üzerinde durulmamıştır. Gerçekten harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisine göre kapsam belirlenmelidir. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa kapsamları az yukarıda söylendiği üzere tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün gittileri ile birlikte sağlanarak yüzölçümlerinde veya sınırlarında değişiklik varsa nedenleri incelenip doğru esasa dayandığı sonucuna ulaşılırsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilerek tayin edilmeli bu uygulamada da civar parsel kayıtlarından yararlanılmalıdır. Kuşkusuz, bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılırken, keşif yerinde yöreyi iyi bilen yaşlı ve taraflarla ilgisiz bilirkişi veya bilirkişiler sözlerinden faydalanmak gerekir. Yine bu uygulama sırasında kayıt kapsamının sağlıklı tayini için bilirkişilere tek tek dayanılan kayıtlardaki sınırlar sorulmalı, bunların arz üzerindeki yerlerinin nereler olduğu arazide gösterilmeli, hazır bulundurulacak fenni bilirkişiye de düzenleyeceği krokide yerleri işaret ettirilmelidir. Zaman zaman olduğu gibi bilirkişi veya bilirkişilerin kayıtlardaki bazı sınırları bilememesi durumunda o sınır yönünden tarafların tanık dinletme hakları bulunduğundan taraflara da gerek görülürse bu hakları hatırlatılmalıdır. Dayanılan kayıtların ilk tesisinde veya bunların gitti kayıtlarında değişebilir nitelikte sınırlar varsa veya kayıtlar taşınmazı geometrik olarak tüm sınırları ile kapsamamakta ise kayda değişmez nitelikteki sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre değer tanınmalı, bütün yapılacak uygulama Yargıtay denetimine elverişli olarak fenni krokiye yansıtılmalıdır. Mahkemece, yukarıdan beri sıralanan ilkeler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kurulan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 24.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.