Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite tarafından hakkında yürütülen soruşturma sonucunda yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası verilen ve bu sebeple okula devam edemeyen başvurucunun uğradığı zararın giderilmemesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite tarafından hakkında yürütülen soruşturma sonucunda yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası verilen ve bu sebeple okula devam edemeyen başvurucunun uğradığı zararın giderilmemesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1983 yılında doğmuştur ve başvuru tarihinde öğrenci olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu, olay tarihinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim görmektedir. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun öğrenim gördüğü Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) 24/4/2006 tarihli ve 480 sayılı bir yazı gönderilmiştir. Söz konusu yazıda 19/3/2006 tarihinde Sivas'ta düzenlenen nevruz gösterilerinde başvurucunun da aralarında bulunduğu Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrencinin PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi (YÖGEH) içinde faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği ve tutuklandığı bildirilmiştir. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga madde ile görevli)13/6/2006 tarihli ve 8/8/2006 tarihli iddianameleriyle başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen örgüte üye olma ve aynı Kanun’un maddesinde belirtilen suç ve suçluyu övme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Başvurucu; soruşturma evresinde kolluktaki ifadesinde atılı suçlamaları kabul etmediğini, Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde 2006 yılı nevruz kutlamasına katıldığını, yasa dışı slogan atmadığını, Mahkemedeki ifadesinde ise Kızılırmak dergisi, YÖGEH ve BAGEH ile bağlantısının olmadığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. (Kapatılan) Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) 24/3/2009 tarihli kararı ile ESP ve YÖGEH'in yasa dışı örgütler olduğuna dair Yargıtay kararının bulunmadığı, TKPML ve PKK'nın terör örgütü olduğunun kesin olduğu, sanıkların bir kısmının yasa dışı örgütler adına hareket edip PKK ve TKPML terör örgütlerinin aldığı kararlar doğrultusunda eylemlerde bulunup örgütlendikleri, bunlar hakkında eylemleri tespit edilenlerin cezalandırıldığı belirtilerek başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan beraatine, suç ve suçluyu övme suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun’un maddesi gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan verilen beraat hükmü temyiz edilmemiş, suç ve suçluyu övme suçundan verilen hükme ise itiraz edilmiştir. (Kapatılan) Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) 7/8/2009 tarihli kararıyla itiraz istemi reddedilmiştir. Kolluk tarafından yapılan bildirim üzerine Rektörlüğün 15/5/2006 tarihli onayı ile Üniversite yönetimince isimleri bildirilen öğrenciler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu hakkında 25/9/2006 tarihli soruşturma raporu düzenlenmiştir. Bu raporda Sivas'taki nevruz gösterilerinde çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinde başvurucunun örgütün marşı olarak bilinen “Her Nepeş” adlı marşı söylediği, ayrıca "Kinem Apocinem" şeklinde slogan attığı tespit edilmiştir. Soruşturma raporundaki bu tespit üzerine başvurucunun 13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) maddesinin (e) bendinde “Kanun dışı kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak” şeklinde tanımlanan eylemi gerçekleştirdiği ve daha önce benzer eylemden dolayı üç kez disiplin cezası aldığı hususu da değerlendirilerek yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılması önerilmiştir. Üniversite Disiplin Kurulunun 1/11/2006 tarihli kararı ile başvurucu yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu 15/1/2007 tarihinde disiplin kurulu kararının iptali ve tazminat talebi ile Sivas İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, yargılama sürecinde görülmekte olan davanın sonucunun başvurucu hakkında (kapatılan) Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK mülga madde ile görevli) görülen E.2005/129 sayılı dosyanın sonucuna bağlı bulunduğu gerekçesiyle 26/3/2008 tarihinde, bu davanın sonuçlanıncaya kadar önündeki davanın bekletilmesine karar vermiştir. Başvurucu hakkında (kapatılan) Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK mülga madde ile görevli) görülen davada 24/3/2009 tarihinde karar verilmesi üzerine Sivas İdare Mahkemesi 26/5/2009 tarihli kararı ile idari işlemin iptaline, tazminat talebinin ise reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...Olayda; davacı hakkında, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dayanak fiilleri ile ilgili olarak terör örgütünün yöneticisi olmak suçlarından dolayı özel yetkili Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'nin, PKK (KONGRA-GEL) terör örgütünün Sivas İlinde faaliyet gösteren gençlik yapılanması içerisinde hareket eden diğer sanıklar ile birlikte 2005/129 esas sayılı dosya kapsamında dava açıldığı, bu yargılama sonucunda Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 24/3/2009 tarihli ve E.2005/129, K.2009/113 sayılı kararı ile davacının 5237 sayılı Kanun'un maddesinde sayılan suçu işlediğinin subuta erdiğinden mahkumiyetine karar verildiği, bu madde uyarınca verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının ertelendiği, davacının anılan yargılama kapsamında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 10/e maddesinde yer alan fiilere ilişkin bir suçtan mahkum olmadığı açıktır.Yapılan değerlendirmede, davacının yapılan yargılaması neticesinde 5237 sayılı Kanun'un maddesinde öngörülen suçun sabit olduğu, ancak bu davacının sübuta eren eylemininYükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 10/e maddesinde yer alan fiilerden olmaması ve davacının başkaca bir suçtan mahkum edilmemiş olması karşısında, Yönetmelik'in maddesinin (e) bendi hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmamıştır.Davacının tazminat istemine yönelik olayın gelişim süreci dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, dava konusu tazminat isteminin kaynağını teşkil eden dava konusu işlemin, ilgili mevzuat hükümlerinin yorumundan kaynaklı hatalı takdirin sonucu olduğu, ortada idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, idari işlemin tesis edilmesinde ve uygulanmasında hizmet kusuru işlenmiş diyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği, her idarenin değerlendirme hatasına dayalı olarak işleyebileceği türden olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıkların hizmet kusuruna yol açmayacağı, tazmin istemine dayanak işlemin de bu kapsamda kaldığı sonucuna varıldığından davalı idare yönünden tazmin sorumluluğunun oluşmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 18/9/2012 tarihli kararı ile Mahkemece verilen idari işlemin iptaline ilişkin karar kısmının bozulmasına, tazminat isteminin reddine ilişkin karar kısmının iseonanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairenin 22/1/2014 tarihli kararıyla kısmen bozma kararı kaldırılarak Mahkeme kararının idari işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrası onanmış; tazminat isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 8/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5237 sayılı Kanun’un “Suçu ve suçluyu övme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, (11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişik, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde) iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun "Öğrencilerin disiplin işleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Soruşturma, yetkiler ve cezalar:a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında ... anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ... yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları verilir...." Mülga Yönetmelik'in "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...e) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bu kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün maddesinin ilgili kısmı söyledir:“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.” Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün maddesinde ise hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesin eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin eki 1 No.lu Protokol'ün maddesinin ilk cümlesinde öngörüldüğü şekliyle eğitim hakkı, Sözleşmeci devletlerin yargı yetkisi altında bulunan herkese "mevcut belirli eğitim kurumlarına giriş hakkı" tanımaktadır. Mahkemeye göre “hiç kimse...” ifadesi, eğitim hakkının kullanılmasında tüm vatandaşlara eşit muamele edilmesi ilkesini zımnen içermektedir. AİHM; önemine rağmen bu hakkın mutlak olmadığını, doğası gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğini ve zımnen kabul edilen bazı kısıtlamalara tabi olabileceğini kaydetmiştir. AİHM, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere göre zaman ve mekânda değişiklik gösterebileceğini, dolayısıyla ulusal makamların bu konuda belli bir takdir payından yararlandığını belirtmiştir. Buna karşın getirilen kısıtlamaların söz konusu hakkı -özünü zedeleyecek ve etkinliğinden yoksun bırakacak düzeyde azaltmamasını temin etmek amacıyla- AİHM, bu kısıtlamaların ilgili kişiler açısından öngörülebilir olduğuna ve meşru bir amaç güttüğüne ikna olması gerektiğine işaret etmiştir. AİHM'e göre başvurulan yollar ile güdülen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunduğu takdirde bu türden bir kısıtlama, 1 No.lu Protokol'ün maddesi ile uyumlu olacaktır (Leyla Şahin/Türkiye [BD], B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§ 152-156). AİHM, yukarıda zikredilen Leyla Şahin kararında eğitim hakkına ilişkin kısıtlamaların Sözleşme'de ve protokollerde benimsenen diğer haklarla da çatışmaması ve Sözleşme ve protokollerdeki hükümlerin bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Dolayısıyla AİHM'e göre 1 No.lu ek Protokol'ün maddesinin ilk cümlesi, gerektiğinde Sözleşme'nin özellikle , ve maddelerinin ışığı altında ele alınmalıdır. Ayrıca AİHM'e göre disiplin cezası uygulaması, öğrencilerin kişiliklerinin ve zihinsel yetilerinin geliştirilip biçimlendirilmesi dâhil olmak üzere bir okulun kuruluşunda var olan hedefe ulaşmaya çalıştığı sürecin ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir (Özcan Özsoy, §§ 24, 25). AİHM, daha eski kararlarında da eğitim hakkının esas itibarıyla iç kurallara uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediğine işaret etmiştir (Yanaşık/Türkiye (k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1993; Sulak/Türkiye (k.k.), B. No: 24515/94, 17/1/1996). Ancak AİHM, eğitim hakkına getirilen sınırlamaların “hakkın özüne zarar verecek ve etkililiğini azaltacak” genişlikte olmaması gerektiğini, bunun için de sınırlamaların ilgilileri yönünden “öngörülebilir” olmasının ve “meşru bir amacı” takip etmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır. Ancak Mahkemeye göre devlet, Sözleşme’nin ila maddelerinde olduğunun aksine ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi kapsamında bir meşru amaçlar listesi ile bağlı değildir (Catan ve diğerleri/Moldova ve Rusya [BD], B. No: 43370/04, 8252/05, 18454/06, 19/10/2012, § 140). Belirtilen koşullara ek olarak bir sınırlama, ancak kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir “orantılılık” ilişkisi varsa Protokol ile uyumlu olabilir (Leyla Şahin, § 154). Diğer taraftan eğitim hakkına getirilen sınırlamalar, Sözleşme ve ek protokollerde yer alan haklarla da çatışmamalıdır. Bunun için Sözleşme ve ek protokol hükümlerinin bir bütün hâlinde dikkate alınması ve ek 1 No.lu Protokol’ün maddesinin özellikle Sözleşme’nin , ve maddeleri ışığında yorumlanması gerekir (Leyla Şahin, § 155). Belirtilen çerçevede kalmak kaydıyla taraf devletler sınırlama konusunda belli bir “takdir aralığı”na sahiptir ve bu takdir aralığı genellikle toplum ve ilgili kişiler için -önemine ters orantılı şekilde- eğitimin seviyesine bağlı olarak artmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335/05, 21/6/2011, § 56).