TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/07/2025 NUMARASI: 2023/406 Esas, DAVANIN KONUSU: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1504 KARAR NO: 2026/149 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/07/2025 NUMARASI: 2023/406 Esas, DAVANIN KONUSU: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; TBK'nin 107.maddesi uyarınca tevdi yeri tayini talebine ilişkin olup, mahkemece davalı vekilinin talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Tevdi mahalli tayini isteyen vekili dilekçesi ile; mahkemenin 24/06/2025 tarihli duruşmasında verilen 5 numaralı ara kararı doğrultusunda davalının Büyükçekmece ....Noterliği'nin .....07.2025 tarih, ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile huzurdaki dava konusu ürünleri ....... Temmuz 2025 günü saat 12:00 - 14:00 arası davacı şirketin deposuna teslim edeceğini ve teslimden imtina edilmesi halinde TBK hükümleri çerçevesinde alacaklı temerrütü hükümlerinin uygulanarak tevdi mahalli tayini isteneceğini ihtar ettiklerini, 10 Temmuz 2025 günü saat:13.00 sıralarında davalı müvekkile ait ........plaklı kamyonetle davacı şirketin ........'de bulunan deposuna dava konusu mallar götürüldüğünü, davacının bir kısım malları teslim aldığını, bir kısmını teslim almadığını, davacı şirketin teslim almaktan imtina ettiği ürünler konusunda alacaklı temerrüdü hükümleri uyarınca tevdi mahalli tayini istemek zorunda olduklarını beyan ederek ihtiyati tedbir niteliğindeki tevdi mahalli tayini talebimizin kabulüne, hasar ve giderleri davacı şirkete ait olmak üzere tevdi mahallini tayinine, bu doğrultuda kararın davacıya tebliği suretiyle söz konusu malların takdiren bir icra yediminine tevdine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece .../07/2025 tarihli ara karar ile, HMK'nin 382/2-d,3 maddesi hükmü uyarınca tevdi yeri tayinine yönelik istemler çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmiş ve basit yargılama usulüne tabi tutulmuştur. Basit yargılama usulüne tabi dava işlerde, mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. (HMK m. 320/1) İade edilmek istenen kumaşların muhafazası için gerekli koşullara sahip bir yediemin deposuna tevdi edilerek tevdi mahalli olarak tayin edilmesine, kumaşlar depoya bırakılırken kumaşların renk, tür, kg gibi ayırt edici özellikleri belirtilerek tutanağa bağlanmasına, tutanağın ve yedieminlik deposuna ilişkin bilgilerin mahkememize ibraz edilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, dosya kapsamında sevk irsaliyeleri olmasına (dava konusu malların ne zaman teslim edildiği bilinmesine) rağmen ve dosyada mevcut bilirkişi raporu ise (kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı şartı ile) ayıpları açık ayıp olduğu ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde üç iplik kumaşlara tıraşlama işlemi yapıldığı, ribana ve süpram kumaşlara tıraşlama işlemi yapılmadığı, üç iplik kumaşlarda ki kumaş yüzeyinde ki iplik kopukluklarının müvekkil şirketin yapmış olduğu tıraşlama işleminin hatalı olarak yapılması nedeni ile oluştuğu kanaatine varıldığı, bu ayıbın açık ayıp olduğu, dosya içerisinde davalı tarafından yapılmış bir ayıp ihbarının olmadığı belirtilmiş olup ilk derece mahkemesinin ayıp ihbarı olmayan bir konuda ayıba karşı tekeffül hükmlerine göre karar vermesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi ara kararının uygulanası halinde de ileri de telafi imkansız zararlar ortaya çıkma ihtimali de oldukça fazla olup ilk derece mahkemesi iş bu dilekçeye konu ara kararında sadece kumaşların depoya bırakılırken kumaşların renk, tür, kg gibi ayırt edici ödelliklerinin yazılması gerektiği belirtilmiş ancak teslim edilen kumaşların dava konusu kumaşlar olup olmadığının tespitinin nasıl yapılacağı gibi hususları belirtmemiş olup insiyatifi davacı taraf ile yediemin deposu işletine bırakıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında kumaşların boyanması konusunda ticari bir ilişkilerinin bulunduğunu, davalı tarafından gönderilen ham kumaşların davacı tarafından aynen bildirilen renk, ton ve işlemlere uygun biçimde boyanarak davalıya sevk edildiği, ancak davalının ...... .... Noterliğinin .....12.2022 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarname ile teslim edilen kumaşlarda sipariş verilen renklerle ilgisiz tonlar bulunduğu, kesik iplik, yağ leke ve abraş kaynaklı ayıplar olduğu iddiası ile 618.525,98 TL zarar ileri sürdüğünü, yapılan işin teslim edilen kumaşların boyanması olduğu ve varsa hataların kumaştan kaynaklandığını, kumaştaki kesik elyaf, örgü, yağı veya menşei belirsiz lekelerden sorumlu tutulamayacağını, renklerin davalı tarafından belirlendiğini, sevkiyat davalı onayı ile yapıldığını, iddialar teknik inceleme ile ispat edilemediğini, davalı ayıpları cari hesaba mahsup ederek bakiye bedeli ödediğini, bakiye kalan cari hesap 744.662,53 TL kısmın ödenmesi gerektiğini, ayıp iddiası haksız olduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında kumaş boyanması işi kapsamında farklı tarihlerde 6.763,90 kg ham kumaşın davacıya teslim edildiği ve bunlardan boyandık tan sonra net 5.771,00 kg boyalı kumaşı davalıya iade ettiği, ancak teslim edilen boyalı kumaşların yarından fazlasında sipariş verilen renklere ilgisiz renk tonları, kesik, iplik, yağ leke ve abraja bağlı ayıplar bulunduğu, bu ayıplar teslimden sonra davacıya bildirildiğini, 2.505 kg ayıplı kumaşın teknik bilirkişi incelemesi ile davalı deposunda bekletildiği, 484 kg hurda kumaş davalı depolarında bulunduğunu, ayıp nedeniyle düzenlenen faturalar kapsamında 618.525,98 TL zararın oluştuğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yargılama aşamasında davalı vekili, ayıplı ürünlerin davacı tarafından teslim alınması için ihtarname gönderildiği, mallar davacıya gönderildiğini ancak malların bir kısmının teslim alındığını bir kısmının teslim alınmadığını, alacaklı temerrüdü hükümleri uyarınca tevdi mahalli tespit edilmesi talep edilmiştir. Davacı yüklenici davalı iş sahibi tarafından gönderilen kumaşların boyanmak suretiyle taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda tamamlanan edim miktarı davalı iş sahibine ürünler teslim edildiği, davalı iş sahibi tarafından yapılan kontrollerde ürünlerde ayıp olduğundan bahisle iade faturası kesilerek davacıya bir kısım ürünlerin iade edilmek istenildiği ancak davalı beyanı itibariyle ürünlerin bir kısmı davacı tarafından teslim alınmasına rağmen bir kısmının teslim alınmamış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi heyetinden alınan rapor ile , ayıplı kumaşların fiziken mevcut olduğu, kumaşlar üzerinde yapılan incelemede kumaşlarda, renk uyumsuzluğu, iplik kopuklukları, üç iplik, ribana uyumsuzluğu, boyama kaynaklı teknik kusurların bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili, davalıya teslim edilen ancak ayıplı ürünlerin davacı yüklenici tarafından teslim alınmaması, mahkemece alınan bilirkişi raporu itibariyle, kendisinde bulunan ürünlerin teslimi için tevdi mahalli belirlenmesini talep etmiştir. Mahkemece, tevdi mahalli talebi kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 106. Maddesine göre "Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur." TBK'nın 107.maddesine göre, "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hakim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı yüklenici edim karşılığı iş bedelinin tahsili talep edilmekte olup, davalı ise davacı yüklenici edimini ayıplı ifa sebebiyle borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır. Taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi, ürünlerin ayıplı olup olmadığı her ne kadar bilirkişi raporu alınmış olsa bile yargılama ile belirlenecektir. Halen yargılama konusu olan ürünler itibariyle davacı yüklenicinin teslim alma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yargılama ile belirlenecek ve hatta mahkemece dava kabul ve red durumu itibariyle birlikte ifa hükümleri kapsamında ürünlere ilişkin hüküm oluşturacaktır. Mahkemece henüz alacak borç ilişkisi kesin belirlenmeden, davacı yüklenicinin teslim alması gerekli olup olmadığı, temerrüt düşüp düşmediği hususları henüz belirlenip kesinlemeden, tevdi mahalli belirlenmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .../07/2025 tarih, 2023/..... Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.