10. Ceza Dairesi 2022/14609 E. , 2023/11577 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/254 Esas, 2021/479 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi…
**10. Ceza Dairesi 2022/14609 E. , 2023/11577 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/254 Esas, 2021/479 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 21.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli ve 2022/2498 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113956 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113956 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1.Kayden 23.04.2003 doğumlu olup, suçun işlendiği 27.03.2018 tarihinde, 12-15 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası yerine, anılan Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmak suretiyle fazla ceza tayininde, 2. Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sosyal inceleme yaptırılıp raporunun aldırılmaması ve raporun aldırılmamış olması halinde aynı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bahse konu durumun nedeninin gerekçeli kararda tartışılmamasında, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Yaşı küçük şüpheli hakkında, 27.03.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde ulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2018 tarihli ve 2018/80755 soruşturma, 2018/ 4198 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üç yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye ve zorunlu müdafiine tebliğ edildiği, B. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15.08.2019 tarihli ve 2018/241 ÇDS sayılı yazısı ile, denetimli serbestlik tedbirinin infazının 18.07.2019 tarihinde tamamlandığının bildirildiği, C. Şüphelinin 21.01.2021 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2021 tarihli ve 2018/80755 Soruşturma, 2021/17815 Esas, 2021/913 sayılı iddianamesi ile İzmir 2. Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.10.2021 tarihli ve 2021/254 Esas, 2021/479 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 1.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin karar her ne kadar şüpheliye ve zorunlu müdafiine tebliğ edilmiş ise de, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle tedbirin infazına başlanamayacağı, karar kesinleşmediğinden erteleme süresinin de başlamayacağı, bu nedenle ihlal kabul edilen 21.01.2021 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemesince açılan kamu davası hakkında, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırıdır. 2. Kabule göre de; a. Kayden 23.04.2003 doğumlu olup atılı suçun işlendiği 27.03.2018 tarihi itibariyle 12-15 yaş grubu aralığında bulunan sanık hakkında belirlenen cezadan, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca indirim yapılarak fazla ceza verilmesi, Kanun'a aykırıdır. b. Mahkemece sanığın yaşı 15-18 yaş grubunda kabul edildiğinden, "Yapılan yargılama, gelinen aşama ve tüm dosya kapsamı itibariyle suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15 yaşından büyük olması ve cezanın şahsileştirilmesini gerektirecek yeterli bilgi ve belgenin dosyada bulunması nedeniyle hakkında ayrıca sosyal inceleme raporu alınmasına gerek duyulmamıştır." şeklindeki gerekçe ile sosyal inceleme raporu aldırılmamış ise de; Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan sanık hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan hüküm kurulması, Kanun'a aykırıdır. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenle, Kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/254 Esas, 2021/479 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.