Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4422 E. , 2024/3520 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4422 Karar No : 2024/3520 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av.... 2- ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemi ve İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemlerin dayanağı olan 10/01/2020 tarih ve
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4422 E. , 2024/3520 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4422 Karar No : 2024/3520 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av.... 2- ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemi ve İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemlerin dayanağı olan 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 30. maddesi ile geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu edilen Yönetmeliğin yayımlanmasından önce yürürlükte bulunan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, bazı hak ve yetkilere sahip iken 2020 yılında çıkarılan dava konusu Yönetmeliğin geriye yürütülmesiyle daha önce verilen hakların ellerinden alındığı, dava konusu değişikliklerde öngörülen 18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış olma şartının kendisinin doktoraya başlama tarihi olan 2005 yılında öngörülmesinin mümkün olmadığı, 2005 yılında başladığı doktora programını 2010 yılında tamamladığı, tıbbi genetik alanında yıllardır aktif çalışmalarda bulunduğu, bunun devamını teminen genetik alanında gerekli sistem kaydının yapılması gerektiği, nitekim mülga Yönetmeliğin yürürlükte olduğu dönemde tıbbi genetik alanında uzman yetkisini kullanım hakkı kazandığı, tıbbi genetik anabilim dalında tıbbi genetik uzmanlık öğrencisi eğitimleri ile tıp fakültesi ve diğer fakültelerde tıbbi genetik alanında dersler verdiği, laboratuvar olarak da sitogenetik, moleküler sitogenetik ve moleküler genetik alanlarında tıbbi genetik uzmanları ile birlikte genetik testler yaptığı, raporlayarak imzaladığı, danışmanlık ve hasta hizmeti verdiği, bu alanda birçok çalışmasının bulunduğu, genetik alanında uzman yetkisinin kullanımının 18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış olmakla sınırlandırılmış olmasının hukuk devleti ilkesi doğrultusundaki haklı beklentilerini gasp eden haksız ve eksik bir düzenleme olduğu, nitekim sonradan yapılacak işlemlerle önceden yaratılmış hukuki durumların değiştirilmesinin hukuktan beklenen güvenlik ilkesi ile bağdaşmayacağı, idari işlemlerin geriye yürümemesinin, kazanılmış hakları korumak ve hukuki ilişkilerde istikrarı sağlamak ihtiyaç ve zorunluluğundan doğmuş sosyal bir hukuk kuralı olduğu, ancak dava konusu geçici 1. madde ile “uzman yetkisi kullanım hakkı”nın 18/07/2009 tarihine kadar geriye yürütülmesi suretiyle genetik tanı merkezlerinde merkez sorumlusu olma veya bu merkezlerde çalışma belgesi almak suretiyle merkez sorumlusu olma özelliğine sahip hekim olarak görev yapma hakkının tümüyle elinden alındığı, mülga Yönetmelik ile tıbbi genetik bilim doktorasına sahip olmak yeterli iken, dava konusu düzenleme ile geçen 11 yıl içerisinde kazanılmış haklar, idarece gözetilmesi gereken hukuki güven, istikrar, yasa ve idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin tümüyle çiğnenmesi suretiyle yok sayıldığı, aynı tarihlerde aynı doktora programı kapsamında eğitime başlayan ve çeşitli nedenlerle farklı tarihlerde aynı doktora programını tamamlayanlar arasında dahi eşitsizliğe sebebiyet verdiği, bu nedenle dava konusu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olarak eksik bir geçiş hükmü içermesi yönüyle de hukuka aykırı olduğu, tıbbi genetik bilimi alanında ulusal ve uluslararası pek çok çalışma yapmış ve bu alanda bilim dünyasına eserler katmış bir bilim adamının uygulamayı bizzat test edemeyecek olması nedeniyle bilim dünyasına katkılarının da sekteye uğratılmasına sebebiyet vereceği, yine tıbbi genetik dalında doçentliğinin bulunduğu, genetik bilimi alanında itibar ve beraberinde ekonomik kaybına neden olacağı, dava konusu düzenleyici işlemin ve genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde merkez sorumlusu olarak çalışabilmesi için gerekli kaydın yapılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Öncelikle davanın süresinde açılmadığı ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü işleminin davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken icrai işlem niteliğini haiz olmadığı, İzmir Valiliğinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın usulden reddi gerektiği; Anayasa'nın 56. maddesi ile Devlete verilen sağlık hizmetlerini yürütme görevinin 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Sağlık Bakanlığına verildiği, bu kapsamda sağlık hizmeti sunulan yerlerin Bakanlıktan ön izin ya da ruhsat belgesi alması ve sağlık hizmetleri yönüyle denetime tabi olarak faaliyette bulunmaları gerektiği; yürürlükten kaldırılan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 1998 yılında yayımlandığı dönem dikkate alındığında ülkemizde tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip/kişi sayısının yetersiz olması nedeniyle sağlık insan gücü ihtiyacını karşılamak ve uygulanabilirliği artırmak amacıyla anılan Yönetmeliğin ilgili maddesinde belirtilen kişilerin merkez sorumlusu olabileceğinin belirtildiği; genetik alanında uzmanlık yetkisine sahip hekimlerin yetiştirilmesi için 30/01/2003 tarihli YÖK kararı ile Tıbbi Genetik Anabilim Dalı kurulduğu, üniversitelerin tıp fakültelerinde tıpta uzmanlık eğitimi verilmeye başlandığı, eğitim süresinin 4 yıl olarak belirlendiği, bu kapsamda tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip sayısının yeterli düzeye çıkarıldığı; dava konusu hükümde yer alan 18/07/2009 tarihinin Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin yürürlük tarihi olduğu, 1219 sayılı Kanun'a dayanılarak 18/07/2009 tarihinde yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 5. maddesinde bu Yönetmelik hükümlerine göre uzmanlık belgesi almayanların hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamayacağının düzenlendiği, 2003 yılı itibarıyla Tıbbi Genetik Anabilim Dalının uzmanlık eğitimi vermeye başlaması ile birlikte Bakanlıkça bu alanda yetişmiş insan gücü sayısının yeterli olduğunun değerlendirildiği, anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sadece tıbbi genetik uzmanlığı olan hekimlere merkez sorumlusu olma hakkı verildiği, geçici maddenin düzenlenirken de bahse konu Yönetmeliğin dikkate alındığı; bununla birlikte 18/07/2009 tarihinde Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi ile birlikte 2009 yılı sonrası doktora belgesine sahip hiçbir tabip/kişiye genetik hastalıklar değerlendirme merkezi sorumlusu olma hakkı verilmediği, 2003 yılında tıbbi genetiğin 4 yıl eğitim süresi olan bir uzmanlık ana dalı olarak düzenlenmesi üzerine davacının doktora programına başladığı tarihlerde kariyer ve mesleki hizmet ideali doğrultusunda tıbbi genetik alanında uzmanlık eğitimi alması mümkün iken ana hedefi insanı yetiştirmek olan teorik bir eğitim olarak tıbbi genetik doktora eğitimini tercih etmiş olması hususu göz önünde bulundurulduğunda, davacının uzmanlık yetkisi kullanımına ilişkin kazanılmış hakkının ihlalinden ve yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına yönelik bireysel işlemlerin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 30. maddesi yönünden davanın reddine, geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının ve anılan düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün...tarih ve... sayılı işlemi ile tebliği edilen Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan olan 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 30. maddesi ile Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde 07.03.2005 tarihinde başladığı "Genetik" doktora eğitim programından 17.11.2009 tarihinde mezun olduğu ve müteakiben Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Genetik Hastalıklar Tanı Merkezinde Tabip kadrosunda göreve başladığı,30.03.2015 tarihinde Tıbbi Genetik Anabilim Dalında "Doçent" unvanı aldığı, 2018 yılında aynı görev yerinde Doçent kadrosuna atanarak öğretim üyesi olarak görevine devam ettiği, davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Genetik Hastalıklar Tanı Merkezinde 2005-2010 yılları arasında Genetik Hastalıklar Tanı Merkezinde genetik tetkik ve raporlamalar yaptığını ve 2010 tarihinden sonra da Tıbbi Genetik Uzmanı öğrencilerinin eğitimlerinin yanı sıra sitogenetik, moleküler genetik tetkikler yaparak raporladığını, Tıbbi Genetik Polikliniğinde genetik danışmanlık yaparak hasta hizmeti verdiğini belirterek 10.01.2020 tarih ve 31004 sayılı resmi gazetede yayımlanan Genetik Hastalıklar Merkezleri Değerlendirme Yönetmeliğinin Geçici 1. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemine "Genetik" alanında kaydının yapılması için "merkez sorumlusu olma hakkı" konulu 18.02.2020 tarihli dilekçesi ile İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, davacının dilekçesinin gönderildiği Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda 14/03/2020 tarih ve E.331sayılı işlemle davacının "Genetik" doktora programını 18/07/2009 tarihinden önce tamamlamadığı,Kasım 2009 tarihinde tamamladığı gerekçesiyle davacının talebinin reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun; 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, Anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği,181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. Maddesinde Bakanlığın, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemekle görevli ve yetkili olduğu,1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun Ek 14. Maddesinde tıpta uzmanlık ana dalları ve eğitim süreleri hükme bağlanmış,tıpta uzmanlık ana dallarını gösteren kanuna ekli EK-1 Sayılı çizelgenin 40. Sırasında "Tıbbi Genetik" bir uzmanlık dalı olarak gösterilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 352. maddesinde ise, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri düzenlenmiş; bu kapsamda ( (b) bendinde, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütmek, (f) bendinde ise, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması için çalışmalar yapmak görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kararname'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak görevi ve (c) bendi ile kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek görevi Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne dayanılarak, genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek maksadıyla 10/01/2020 tarihli ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği yayımlanmış, bu Yönetmeliğin 30. maddesi ile de 10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. 10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesine göre,"Genetik tanı merkezlerinde aşağıda sayılan ve niteliği belirtilen personelin bulunması gereklidir; a) Mesul Müdür: Genetik uzmanı veya Pratisyen hekim, b) Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu: Klinik Genetik, Tıbbi Genetik, Tıbbi Biyoloji ve Genetik dallarında uzman veya bilim doktoru unvanını almış bir tabip olması gerekir. Bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru Ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi veya yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve bu belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler Genetik Tanı Merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilir." düzenlemesine yer verilmiş olup, bu düzenlemeye göre, bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin de genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesi hüküm altına alınmışken, 10/01/2020 tarihli ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4/d maddesinde Merkez tabirinin Genetik hastalıklarda tanı ve genetik danışmanlık hizmeti verilmesi amacıyla açılan, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerini ifade edeceği belirtilmiş, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişinin merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği kuralına yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Mevcut merkezlerin uyumu" başlıklı geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, "18/7/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar. 18/7/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin hakları saklıdır." kuralı yer almaktadır. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan ve 18/07/2009 tarih ve 27292 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitim Yönetmeliğinin "Uzmanlık yetkisinin kullanılması" başlıklı 5. Maddesinde "Bu Yönetmelik hükümlerine göre uzmanlık belgesi almayanlar, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamazlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, 10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesindeki düzenleme kapsamında davacının kazanılmış hakkının veya korunmaya değer haklı beklentisinin bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak 10/01/2020 tarihli ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının ve Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğini yürürlükten kaldıran 30. maddesinin hukuka aykırı olup olmadığı, davacının Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu (yeni yönetmelikteki adı ile "merkez sorumlusu" olarak görev yapma hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı tarafından, yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre gerekli koşulları taşıyan ve genetik hastalıklar tanı merkezi sorumlusu olma hakkına sahip olanların dava konusu Yönetmelik ile korunmadığı, düzenleme ile birlikte 18/07/2009 tarihinden dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihe kadar doktorasını yapmış olanların haklarının Yönetmeliğin 11 yıl geriye işletilmesi suretiyle ortadan kaldırıldığı, mağduriyete sebebiyet verildiği ileri sürülmüştür. Davalı idareler ise savunmalarında, 30/01/2003 tarihli YÖK kararı ile Tıbbi Genetik Anabilim Dalı kurulduğu, üniversitelerin tıp fakültelerinde tıpta uzmanlık eğitimi verilmeye başlandığı, eğitim süresinin 4 yıl olarak belirlendiği, bu kapsamda tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip sayısının yeterli düzeye çıkarıldığı,10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin yayımlandığı dönemde ülkemizde tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip kişi sayısının yetersiz olması nedeniyle sağlık insan gücü ihtiyacını karşılamak için Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesinde belirtilen kişilerin merkez sorumlusu (önceki yönetmelikte Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu) olabileceğinin ifade edildiği, dava konusu hüküm ile merkez sorumlusu olma yetkisinin tıbbi genetik uzmanına ve 18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlere verildiği, söz konusu merkezlerin hiçbirinde 2009 yılı sonrası doktora belgesine sahip merkez sorumlusu tabip/kişinin görev yapmadığı yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesi gereği idareye tanınan anayasal bir yetkidir. Düzenleyici işlem yapma yetkisi olan idarenin, toplumsal ihtiyaçlar, teknolojik gelişmeler gibi farklı nedenlerle var olan düzenlemelerde değişikliğe gidilebileceği de kuşkusuzdur. İdarenin düzenleme yapma ya da bu düzenlemeleri değiştirme yetkisinin sınırsız olmadığı, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması, zira hukuk kuralları değişirken bir yandan toplumun ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanırken, diğer yandan değişiklik tarihine kadar var olan mevcut hukuki durum sebebiyle ilgilisi lehine doğmuş olan hakların ve/veya mevcut hukuki durum sebebiyle oluşan beklentilerin göz önünde bulundurulması ve korunması gerektiği açık olmakla birlikte; Yukarıda izah edildiği üzere, mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesine göre, klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesinin yanı sıra bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilecek iken, dava konusu Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 30. maddesi ile anılan Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan şekliyle 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin 2. fıkrasında tanımlanan bir kişinin merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Yönetmeliğin, gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda tıbbi genetik alanında uzmanlık yetkisini haiz hekimlerin yetiştirildiği ve bu kapsamda yetişmiş uzman sayısının yeterli düzeye çıkarılmış olduğu göz önünde bulundurularak, hizmet standartlarını yükseltmek amacıyla yayımlandığı anlaşılmaktadır. Kamu yararı ve hizmet gerekleri güdülerek getirildiği anlaşılan ve önceki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran dava konusu 30. maddede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kazanılmış hak, kişinin içinde bulunduğu statüden doğan, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla kendisi yönünden kesinleşmiş, bütün sonuçlarıyla elde edilmiş, kişisel niteliğe dönüşmüş ve somut bir hale gelmiş haklar için söz konusu olmaktadır. İdarelerin düzenleyici işlemlerinin kaldırılmaları ve değiştirmeleri de her zaman mümkün olduğu, kural olarak düzenleyici işlemlerin kazanılmış hak yaratmayacağı söylenebilir. Herşeyden önce kazanılmış haktan söz edebilmek için hak hukuka uygun olarak bütün sonuçlarıyla elde edilmiş olmalıdır. 18/07/2009 tarih ve 27292 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitim Yönetmeliğinin "Uzmanlık yetkisinin kullanılması" başlıklı 5. maddesinde bu Yönetmelik hükümlerine göre uzmanlık belgesi almayanların, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamayacaklarının belirtildiği,18/07/2009 tarihi itibariyle davacının henüz doktorasını tamamlamamış olduğu, dolayısıyla doktorasını tamamladığı tarihte yürürlükte olan mevzuata göre uzman doktor unvanı ve yetkisi bulunmayan davacı hakkında 10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesinin davacı hakkında uygulanarak Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olarak atanmış veya görevlendirilmiş olması söz konusu olmadığından davacı yönünden anılan yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında kişisel niteliğe dönüşmüş bir hak da söz konusu olmadığından davacının Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu (merkez sorumlusu) olarak çalışabilme konusunda herhangi bir kazanılmış hakkı bulunmamaktadır. Haklı beklenti ise, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır. (Anayasa Mahkemesi'nin 01/07/2015 tarih ve E:2015/39, K:2015/62 sayılı kararı) Haklı beklenti kesinlik güvencesine sahip kazanılmış hak kavramından farklı olup, kişinin yürürlükte bulunan hukuk kurallarına güvenerek bir hakkı elde edeceğine duyduğu inançtan kaynaklanmaktadır. Dava konusu somut olaya dönüldüğünde;Tıp doktoru, tıp fakültesinde ister temel bilimlerden, ister herhangi bir klinik branştan birinde (uzmanlık veya doktora), tıp doktoru olmayan ise (eczacı, diş hekimi, veteriner, biyolog, kimyacı, fizikçi, gibi) sadece temel bilimlerden lisansüstü eğitimi (doktora) görebilmektedir. Davacı Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitim Yönetmeliği hükümlerine göre "Tıbbi Genetik" dalında uzman Doktor unvanını almış bir doktor değildir. Davacı uzmanlık eğitimi almayı değil, doktora eğitimi almayı tercih etmiştir. Doktora eğitimi ile tıpta uzmanlık eğitimleri ayrı eğitimlerdir. Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 15.maddesinde, Doktora programının, öğrenciye bağımsız araştırma yapma, bilimsel problemleri, verileri geniş ve derin bir bakış açısı ile irdeleyerek yorum yapma, analiz etme ve yeni sentezlere ulaşmak için gerekli becerileri kazandıran bir eğitim olduğu belirtilmiştir. Bir başka ifade ile Doktora eğitiminin amaçları arasında, bilimsel yöntemi öğretmek ve yapılan tez ile de bizzat bilimsel üretim yapmak bilim insanı yetiştirmek vardır. Esasen Doktora eğitimi görenler, akademisyen olarak bilimsel araştırmacı olmak amacındadırlar. Tıpta uzmanlık eğitimi ise, tıbbın klinik dallarında yapılan ve bir konuda uzmanlaşma ile sonuçlanan dört veya beş yıllık bir süreçtir. Bu eğitimi tamamlayanlar uzman doktor/operatör doktor unvanını alırlar. Tıpta uzmanlık eğitiminin ana hedefleri arasında bilim insanı yetiştirmek bulunmamaktır. 22.05.2014 tarih ve 29007 sayılı resmi gazetede yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin EK-1. maddesinde de belirtildiği üzere Tıpta Uzmanlık eğitiminin amacı Tıp ve uzmanlık eğitimi sırasında kazanılan bilgi, beceri ve tutum çerçevesinde, tıbbi ilke ve yöntemleri uygulayarak birey ve toplumun sağlık sorunlarının çözümü için alanında uzmanlaşmış, sağlık hizmeti verecek insanlar yetiştirmektir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacının aldığı doktora eğitiminin amacı akademik bir kariyer çerçevesinde bilimsel araştırmacı vasfı kazandırarak bilim insanı yetiştirmek olup, dorudan doğruya sadece Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu (Merkez Sorumlusu) olarak görev yapabilmek için öngörülmüş bir eğitim değildir.10/06/1998 tarihli ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin yayımlandığı dönemde ülkemizde tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman tabip kişi sayısının yetersiz olması nedeniyle sağlık insan gücü ihtiyacını karşılamak için Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. Maddesinde belirtilen kişilerin, Genetik uzmanlarının yanında davacı gibi bilim doktoru unvanını almış bir tabiplerin de merkez sorumlusu (önceki yönetmelikte Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu) olabileceğinin öngörüldüğü, davacının durumunda olan doktora yapmış tabiplere esas yetiştirilme amaçları yanında ilave olarak Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olabilme hakkının verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının sadece uzman doktor yetkisi ile donatılmış olarak Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olabilmek amacıyla doktora eğitimine başlamış olduğundan söz edilemeyeceğinden davacının korunmaya değer haklı beklenti içinde olduğunun söylenmesi de mümkün değildir. Bu durumda, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu düzenlemelere dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı İzmir Valiliğinin usul itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde 07/03/2005 tarihinde başladığı "Genetik" doktora eğitim programından 17/11/2009 tarihinde mezun olan davacı, 30/03/2015 tarihinde Tıbbi Genetik Anabilim Dalında "doçent" unvanı almış ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne verilen 18/02/2020 tarihli dilekçe ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Genetik Hastalıklar Tanı Merkezinde 2005-2010 yılları arasında genetik tetkik ve raporlamalar yaptığı ve 2010 yılından sonra da tıbbi genetik uzmanlığı öğrencilerinin eğitimlerinin yanı sıra sitogenetik, moleküler genetik tetkikler yaparak raporladığı, tıbbi genetik polikliniğinde genetik danışmanlık yaparak hasta hizmeti verdiği belirtilerek Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemine "genetik" alanında kaydının yapılmasını talep etmiştir. Anılan talebin gönderildiği Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda ...tarih ve ... sayılı işlemle, 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kural uyarınca davacının "genetik" doktora programını 18/07/2009 tarihinden önce tamamlamadığı, Kasım 2009 tarihinde tamamladığı gerekçesiyle davacının talebinin uygun bulunmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...ayılı işleminin, bu işlemin bildirimine ilişkin İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün... tarih ve... sayılı işleminin ve anılan işlemlerin dayanağı olduğu ileri sürülen 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 30. maddesi ile geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde de, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi görevi Sağlık Bakanlığına verilmiş olup, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (b) bendinde, organ ve doku nakli, kan ve kan ürünleri, diyaliz, üremeye yardımcı tedavi, evde sağlık, yanık, yoğun bakım gibi özellikli planlama gerektiren sağlık hizmetlerini planlamak ve bu hizmetleri sunan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (f) bendinde, planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği hazırlanmış ve 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda yer verilen ve dava konusu Yönetmeliğin dayanakları arasında sayılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Sağlık Bakanlığının, ülke genelindeki sağlık hizmetinin dengeli, planlı, verimli, kaliteli ve koordineli sunulmasında asli yetkili otorite olduğu; Anayasayla Devlete sağlık hizmeti alanında verilen görevlerin anılan Bakanlık aracılığıyla yerine getirildiği; dava konusu Yönetmelik bakımından ise, Sağlık Bakanlığının, genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemeye yönelik düzenleme yapmaya yetkili olduğu tartışmasızdır. Anılan yetkiye dayanılarak çıkarılan dava konusu Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin tamamına bakıldığında, planlama kapsamında açılacak olan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde çalışacak personelin nitelikleri ile görev ve sorumluluklarının ayrıntılı olarak belirlendiği, buna göre, merkezde, merkezin faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlem ile idari işlerden bizzat sorumlu olan mesul müdür dışında, mesul müdür tarafından görevlendirilen merkez sorumlusunun görev aldığı, merkez sorumlusu olarak ise, anılan Yönetmeliğin dava konusu 30. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 10/06/1998 tarih ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nde düzenlemenin aksine tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişinin görevlendirileceği anlaşılmaktadır. Nitekim mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nin 14. maddesine göre, klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesinin yanı sıra bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilerin de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebileceği düzenlenmişken; Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, -davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle- "Mesul müdür tarafından, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1 nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi merkez sorumlusu olarak görevlendirilir. Merkez, özel hastane bünyesinde açılacak ise, merkez sorumlusu olma yetkisini haiz her hekim için tıbbi genetik kadrosu bulunması zorunludur. Merkez sorumlusu merkezde tam zamanlı olarak görev yapar. Bir merkezde bu nitelikleri haiz birden fazla personel olması halinde, Müdürlüğe bildirmek ve izin almak kaydıyla izin, hastalık durumu gibi hallerde merkez sorumlusunun yerine vekâlet edebilir. Merkez açma yetkisini haiz kişiler adına sadece bir merkez sorumlusu belgesi düzenlenir. Mesai saatleri dışında başka Merkezde ancak ikinci hekim olarak, Müdürlüğe bildirilmek kaydıyla çalışabilir ayrıca kadro aranmaz." kuralına yer verilmiştir. Söz konusu hükümde atıf yapılan ve dava konusu edilen "Mevcut merkezlerin uyumu" başlıklı geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında ise, "18/7/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar. 18/7/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları saklıdır." kuralı (11/1/2020 tarih ve 31005 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzeltme ile 10/1/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında sehven eksik yayımlanan “hekimlerin hakları” ibaresi “hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları” şeklinde değiştirilerek düzeltilmiştir.) yer almıştır. Adı geçen merkez sorumlusunun görevlerinin de Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrasında "merkez personelinin tüm faaliyetlerini izlemek, eğitim almalarını sağlamak; tıpta uzmanlık eğitimi veren kurum ve kuruluşlarda eğitimle ilgili faaliyetleri eğitim sorumlusunun koordinasyonunda yürütmek; cihazların bakım ve kalibrasyonları ile test kalibrasyonlarını uygun periyotlarda yapmak ya da yaptırmak, değerlendirmek ve gerekli düzeltici/önleyici faaliyetleri yapmak ya da yaptırmak; merkezin güvenliği de dâhil olmak üzere, merkezin yönetimi ve tüm faaliyetlerinin mevzuata ve kalite yönetim sistemine göre yürütülmesini sağlamak ve bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için iş bölümü yapmak; denetimlerde istenilen bilgi ve belgeleri sunmak." şeklinde sıralandığı görülmüştür. Bununla birlikte merkezlerde merkez sorumlusu dışında çalışma belgesi ile çalışan hekimlerden bahsedilmiş, merkez sorumlusu veya çalışma belgesi alan hekimlerin ortak görevleri ise 16. maddenin üçüncü fıkrasında "merkezin ihtiyaçlarını tespit etmek, kalite standartlarına uygun çalışılmasını sağlamak; hastalar ile ilgili uygulamalar ve testlerin zamanında yapılmasını ve sonuçların kayıt altına alınmasını, hizmet talebinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşa zamanında rapor edilmesini sağlamak; gerektiğinde diğer tıpta uzmanlık alanları ile işbirliği yaparak genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet vermek" şeklinde belirlenmiştir. Yine Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "Merkez sorumlusu dışındaki merkez sorumlusu olma özelliğine sahip diğer hekimler adına Müdürlük tarafından Ek-11’de yer alan Çalışma Belgesi düzenlenir." kuralına yer verilmiş ve merkezlerde yapılan tetkiklerin yasal sorumluluğu, merkez sorumlusu ile tetkiki onaylamaya yetkili olan hekimlerin uhdesinde bırakılmıştır. Öyleyse, Yönetmelik kapsamında genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde, testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet verme gibi iş ve işlemlerin merkez sorumlusu ya da merkez sorumlusu olma özelliğine sahip hekimler tarafından yapılması öngörülmüş, bunun dışında çalışan hekimlerin teknik personel olarak istihdamı amaçlanmıştır. Nitekim davalı idareye, tıbbi genetik uzmanı olmayan, genetik alanında doktora yapan ancak Yönetmeliğin geçici 1. maddesi kapsamında bulunmayan davacı hekimin, genetik alanda test yapabilme ve raporlayabilme haklarının korunması amacıyla başvuruda bulunduğu, dava konusu Yönetmelik kapsamında merkez sorumlusu olma özelliğine sahip olmadığı gerekçesiyle davalı idarece başvurunun reddedildiği, böylece davalı idarece merkez sorumlusu olmayan ya da merkez sorumlusu olma özelliğine sahip olmayan hekimlere genetik alanda test yapabilme ve raporlayabilme hakkı tanınmadığı görülmekte olup, uygulamanın bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlık önceki Yönetmelik hükümleri uyarınca merkezlerde çalışarak merkez sorumlusu olan ya da olma özelliğine sahip olan hekimlerin görevleri kapsamında yapabildikleri iş ve işlemleri dava konusu Yönetmelik uyarınca da sürdürüp sürdüremeyecekleri noktasında toplanmaktadır. Davalı idareler savunmalarında, 30/01/2003 tarihli YÖK kararı ile Tıbbi Genetik Anabilim Dalı kurulduğu, üniversitelerin tıp fakültelerinde tıpta uzmanlık eğitimi verilmeye başlandığı, eğitim süresinin 4 yıl olarak belirlendiği, bu kapsamda tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip sayısının yeterli düzeye çıkarıldığı, dava konusu hüküm ile merkez sorumlusu olma yetkisinin tıbbi genetik uzmanına ve 18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlere verildiği, ülkemizde ruhsatlı 83 genetik merkezi bulunduğu, söz konusu merkezlerin hiçbirinde 2009 yılı sonrası doktora belgesine sahip merkez sorumlusu tabip/kişinin görev yapmadığı yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesi gereği idareye tanınan anayasal bir yetkidir. Düzenleyici işlem yapma yetkisi olan idarenin, toplumsal ihtiyaçlar, teknolojik gelişmeler gibi farklı nedenlerle var olan düzenlemelerde değişikliğe gidilebileceği ve bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği de kuşkusuzdur. Bununla birlikte idarenin düzenleme yapma ya da bu düzenlemeleri değiştirme yetkisi sınırsız değildir. Bu yetki hukukun genel ilkeleri ile anayasal ve yasal ilkelerle sınırlandırılmış durumdadır. Zira hukuk kuralları değişirken bir yandan toplumun ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanırken, diğer yandan değişiklik tarihine kadar var olan mevcut hukuki durum sebebiyle ilgilisi lehine doğmuş olan hakların ve/veya mevcut hukuki durum sebebiyle oluşan beklentilerin göz önünde bulundurulması ve korunması gerekir. Bu durum hukuk devleti ilkesi ve bu ilkenin uzantısı olan idari faaliyetlerin belirliliği, hukuk güvenliği ilkelerinin bir gereğidir. Hukuk devletinin ön koşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesinin 17/03/2011 tarih ve E:2010/106, K:2011/55 sayılı kararı) Kazanılmış hak, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir. Haklı beklenti ise, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır. (Anayasa Mahkemesinin 01/07/2015 tarih ve E:2015/39, K:2015/62 sayılı kararı) Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğine göre, klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesinin yanı sıra bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilecek iken, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişinin merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Yönetmeliğin, gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda tıbbi genetik alanında uzmanlık yetkisini haiz hekimlerin yetiştirildiği ve bu kapsamda yetişmiş uzman sayısının yeterli düzeye ulaştığı göz önünde bulundurularak, hizmet standartlarını yükseltmek amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Kamu yararı ve hizmet gerekleri güdülerek getirildiği anlaşılan ve önceki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran dava konusu 30. maddede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, dava konusu düzenleme yapılırken, önceki düzenleme döneminde genetik tanı merkezlerinde sorumlu olarak yetki verilen ve bu görevde çalışmakta olanlar ile merkez sorumlusu olma özelliğine sahip bir hekim olarak çalışmakta (merkezlerde genetik alanında testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet vermekte) olanların kazanılmış haklarının korunması gerekirken, dava konusu edilen geçici maddede ya da Yönetmeliğin herhangi bir maddesinde önceki düzenleme doğrultusunda alınmış olan izin/faaliyet belgelerinin geçerli olduğuna ya da bu şekilde genetik tanı merkezi sorumlusu olanların çalışmaya devam edebileceğine ilişkin bir kurala yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bunun dışında, genetik tanı merkezlerinde genetik alanında testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet verme gibi iş ve işlemleri yapmak ümidiyle önceki Yönetmelik döneminde ve bu Yönetmelikle belirlenen alanlarda doktora programına başlayanlar ile aynı ümitle dava konusu düzenleme öncesi doktorasını tamamlayanların bu alanda çalışabileceklerine yönelik haklı beklentilerinin varlığının da hukuk devleti ilkesi doğrultusunda kabulü ve dava konusu düzenleme ile bu haklı beklentinin korunmasına yönelik düzenleme yapılması gerektiği sonucuna da varılmıştır. Bu bakımdan, dava konusu geçici 1. maddenin 2. fıkrası bu yönleri ile eksik düzenleme niteliğindedir. Dava konusu düzenlemede, önceki düzenlemeler sebebiyle ortaya çıkmış olan kazanılmış haklar ve haklı beklentilere ilişkin herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmemesinde eksik düzenleme yapılmış olması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu bireysel işlemlerde de bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, iş bu kararın, davacının doğrudan merkez sorumlusu olma sonucunu doğurmayacağı, ancak, genetik tanı merkezlerinde genetik alanında testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet verme gibi iş ve işlemleri yapma hususlarında çalışmalarına devam edebilme imkanı tanıyacağı muhakkaktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu Yönetmeliğin 30. maddesi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle İPTALİNE, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün... tarih ve... sayılı işleminin İPTALİNE, 3. Sonuç itibarıyla dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin yarısına karşılık gelen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısına karşılık gelen ...TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz gün) içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.