Başvuru, ceza kovuşturması neticesinde suçtan elde edilen mal varlığının müsadere edilmesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza kovuşturması neticesinde suçtan elde edilen mal varlığının müsadere edilmesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun cürüm işlemek için teşekkül oluşturma suçundan cezalandırılması istemiyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2002 tarihli iddianamesiyle İzmir 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede; başvurucu ve diğer sanık kardeşi E.B.nin piyasaya yüksek faizle borç para verdikleri ve kumar oynattıkları, bu alacaklarına karşılık aldıkları çek ve senetleri tahsil etmek için öldürme ve yaralama suçlarına karıştıkları belirtilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde Mahkeme 4/3/2003 tarihinde, başvurucunun suç işlemek için örgüt kurma ve yönetme suçunu işlediği gerekçesiyle 30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun maddesi uyarınca ve örgütün silahlı olduğu da gözetilerek 1/3 oranında arttırım yapılıp takdiren 1/6 oranında indirim de yapıldıktan sonra netice olarak üç yıl dört ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca "sanıklara miras yoluyla intikal eden taşınmazlar dışında kalan, suçtan elde edilen ve suçtan doğan değer ve ürünler ile suçtan doğan yararın devlete intikaline" karar vermiştir. Bu karar Yargıtayca -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir tarihte- onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra Mahkeme 9/8/2003 tarihli ek karar ile gerek soruşturma gerekse de yargılama aşamasında sanıkların mal varlıklarının araştırılmadığı gerekçesiyle infazda kolaylık sağlanması amacıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına (MASAK) yazı yazılarak sanıkların suç tarihi olan 2/12/2001 tarihi itibarıyla mal varlıklarının ayrı ayrı tespitinin yapılarak bildirilmesine karar vermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/3/2004 tarihinde, anılan karar doğrultusunda başvurucunun ve sanık G.T.nin malvarlıklarının araştırılması için MASAK'a bir yazı göndermiştir. MASAK tarafından düzenlenen 29/9/2004 tarihli raporda; başvurucunun İzmir'in Konak ilçesine bağlı Alsancak Mahallesi'nde bulunan 1222 ada 43 parsel, İzmir'in Menemen ilçesine bağlı Koyundere Mahallesi'nde bulunan 1297 parsel ve İzmir'in Bornova ilçesine bağlı Çamdibi köyünde bulunan 7537 sayılı parsel sayılı taşınmazlarda hisselerinin bulunduğu ve ayrıca bir banka şubesinde 593 TL (eski TL ile) tutarında mevduatının olduğu belirtilmiştir. Mahkeme 18/11/2014 tarihli bir yazı ile kararın kesinleştiğini açıklamak suretiyle başvurucuya ait banka hesabındaki paranın ve söz konusu taşınmazlardaki başvurucuya ait hisselerin devlete intikali için gereğinin yapılmasını bildirmiştir. İzmir Defterdarlığının talebi üzerine başvurucunun banka hesabında kalan 48,17 TL tutarındaki parasının 5/1/2005 tarihinde Hazineye ait başka bir bankadaki hesaba aktarılmıştır. Defterdarlık ayrıca İzmir'in Bornova ilçesinde bulunan taşınmazdaki 2/12 hissenin 16/5/2015 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini bildirmiştir. Mahkeme 2/6/2005 tarihinde; başvurucu adına İzmir'in Konak ilçesine bağlı Alsancak Mahallesi'nde bulunan 1222 ada 43 parsel sayılı taşınmazın Maliye Hazinesi adına tescilinin sağlanması için daha önce 14/10/1999 tarihinde verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme 29/11/2007 tarihinde de Hazine adına tescil edilmek üzere başvurucunun Menemen ilçesinde bulunan anılan taşınmazı üzerindeki tedbiri kaldırmıştır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesi üzerine kesinleşen mahkûmiyetin uyarlanması için dosyayı yeniden ele alan İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 24/6/2005 tarihli kararı Yargıtay Ceza Dairesince 22/11/2011 tarihinde uyarlamanın hatalı yapıldığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme 19/4/2012 tarihinde yeniden uyarlama yapmış, başvurucunun silahlı suç örgütü kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı Kanun'un maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile takdiren indirime ilişkin maddesi uyarınca iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun mirastan intikal eden mal varlıkları dışında suç işlenmesi ile elde edilen ve suçun işlenmesi nedeniyle sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi ya da dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsadere edilmesine karar vermiştir. Kararda olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 4422 sayılı mülga Kanun'un maddesinin dördüncü fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının aynı nitelikte olduğu ve bu hususta uyarlama yapılmasının gerekli olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu ve katılan Maliye Hazinesi tarafından temyiz edilen karar Yargıtay Ceza Dairesince 28/11/2014 tarihinde onanmıştır. Nihai karardan 17/2/2015 tarihinde başvurucu haberdar olmuştur. Başvurucu 5/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4422 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Doğrudan veya dolaylı biçimde bir kurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek, kamu hizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde, ihale, imtiyaz ve ruhsat işlemlerinde nüfuz ve denetim elde etmek, ekonomik faaliyetlerde kartel ve tröst yaratmak, madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesini veya artmasını temin etmek, kendilerine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak, seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek maksadıyla zor veya tehdit uygulamak veya kişileri kendilerine tâbi kılmaya zorlamak veya mensupları arasında her ne suretle olursa olsun açık veya gizli işbirliği yapmak suretiyle yıldırma veya korkutma veya sindirme gücünü kullanarak suç işlemek için örgüt kuranlara veya örgütü yönetenlere veya örgüt adına faaliyette bulunanlara veya bilerek hizmet yüklenenlere sadece bu nedenle üç yıldan altı yıla kadar; örgüte üye olanlara iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.Örgüt silahlı ise, yukarıda yazılı hallerde verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Henüz hiç bir silahlı eyleme teşebbüs edilmemiş olsa bile, silahlar veya patlayıcı maddeler örgütün amaçları doğrultusunda hazırlanmış veya elde bulundurulmuş ise, örgüt silahlı sayılır. ...Suçun işlenmesine ayrılan veya suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan doğan değer veya ürünlerin veya bunlar yerine geçen şeylerin ve müsaderesi gereken her türlü eşyanın gelirlerinin veya suçtan doğan her türlü yararın Devlete intikaline hükmolunur...." 4422 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:" 1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; bu Kanunun 1 inci maddesinde yazılı suçları işlediğine dair kuvvetli şüpheler bulunan kişilerin bu Kanun kapsamındaki fiillerinden elde ettikleri hususunda kuvvetli şüphe bulunan her türlü menkul ve gayrimenkullerine soruşturma sırasında el konulmasına; bankalar ve banka dışı malî kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki, kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacakları üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılmasına, bir tevdi mahalline yatırılmasına, hak ve alacaklar ile mal, kıymetli evrak, nakit ve sair değerlerin idaresi için diğer tedbirlerin alınmasına karar verilebilir.Yukarıdaki fıkrada belirtilen mal varlığının yurt içinde ve yurt dışında araştırılması, incelenmesi, tespiti ve değerlerinin takdiri, ilgili Cumhuriyet savcılığınca istendiğinde, Maliye Bakanlığı Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yerine getirilir.Birinci fıkrada belirtilen mal varlığının meşruluğu anlaşıldığında el koyma tedbirine karar verilmez veya verilmiş olan karar kaldırılır. Sanık mahkûm edildiğinde söz konusu mal varlığı Devlete intikal eder." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. (2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. (3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.... (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır."