6. Hukuk Dairesi 2024/598 E. , 2025/1273 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1827 E., 2023/1283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/160 E., 2020/369 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafında…
**6. Hukuk Dairesi 2024/598 E. , 2025/1273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1827 E., 2023/1283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/160 E., 2020/369 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalı şirket arasında akdedilen PVC Doğrama Satın Alım Sözleşmesi gereği, müvekkili tarafından tüm işlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak yapıldığını, davalı tarafından 24.07.2019 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketin işlerinde eksik ve ayıp olduğu yönündeki ihtarı üzerine, inşaat sahasında davalının talepleri doğrultusunda tekraren yapmış olduğu işlerin elden geçirilerek teslim edildiğini, davalının ikinci kez 14.01.2020 tarihli ihtarname ile müvekkili şirket tarafından yapılan kapı ve pencerelerin yağmurda su alması nedeniyle ihtarname gönderdiğini, ancak oluşan durumun projenin bulunduğu Arnavutköy'ün konumu sebebiyle fırtına ve sağanak yağışın bölgede daha etkili olmasından kaynaklandığını, dairelerin su almasına sebep olan genel manada çatı cephe ve izolasyon problemlerinin bulunduğunu, oluşan durum sonrasında davalı ile 20.01.2020 tarihinde uzlaşma tutanağı imzalandığını ve müvekkilinin uzlaşma tutanağı gereğince iyileştirmeler yaptığını ve iyileştirmeler neticesinde doğramaların su almadığının 05.02.2020 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini, ancak davalının halen su girişi olduğu iddiası ile işi teslim almadığını, müvekkilinin Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/15 D.İş sayılı dosyası marifetiyle delil tespiti talebinde bulunduğunu ve sonuçta müvekkilinin doğramaları sözleşme ve uzlaşma tutanağına uygun şekilde yaptığının ve soruna davalının çatı, izolasyon ve mermer kırıklarının sebep olduğunun tespit edildiğini, ancak davalının uzlaşma tutanağı ile sorunun çözülmemesi halinde ödeneceği kararlaştırılan tutar yönünden İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4529 Esas sayılı dosyası ile müvekkili adına icra takibi başlattığını, uzlaşma tutanağında hakem olarak esas işveren olan dava dışı kooperatifin belirlendiğini, ancak kabul işleminin taraflar açısından objektifliğinin nasıl sağlanacağının belirlenmediğini, kabul işleminin taraflarca kabul edilebilir nitelikte objektif mahkemeler vasıtası ile alınacak tespit raporuna dayandırılması gerektiğini, bu doğrultuda müvekkilinin tespit için mahkemeye başvurduğunu ve davalıya bildirdiğini, davalının ise bu bildirime rağmen icra takibi başlattığını beyan ederek, davalı tarafından müvekkili aleyhinde başlatılan İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4529 Esas sayılı takip dosyasında takibe konu alacaktan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, icra takibinin iptaline karar verilmesini, kötüniyetli icra takibi nedeniyle davalı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı kooperatifin inşa edeceği yaklaşık 500 konutun ana yüklenicisi olduğunu, davacının ise yaklaşık 200 konutun yer aldığı inşaatın PVC doğramalarının alt yüklenicisi olduğunu, davacının yaptığı doğramaların ilk olarak 2019 yılı yaz aylarında daire içlerine su aldığını ve bu durumun 26.07.2019 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacının gerekli önlemleri aldıklarını ve değişiklikleri yaptığını müvekkiline bildirdiğini, ancak sonraki Ocak ayında müvekkili tarafından yapılan incelemelerde doğramalardan daire içlerine yine ve daha fazla su aldığı, dairelere zarar verdiği ve halen de su almakta olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkilince davacıya 14.01.2020 tarihli ihtarname gönderilerek işin başkasına yaptıracağının bildirildiğini, bu ihtarnameden sonra taraflar arasında 20.01.2020 tarihinde 1136 sayılı Kanun'nun 35/A maddesi kapsamında Uzlaşma Tutanağının imzalandığını, davacının uzlaşma tutanağına göre su alma sorununu çözeceğini kabul ve beyan ettiğini, ancak sorunun çözülmediğini, su alma sorununun devam ettiğin, uzlaşma tutanağına göre sorunun çözülüp çözülmediğine esas işveren kooperatif tarafından karar verileceğinin belirlendiğini ve 04.02.2020 tarihinde esas yüklenici tarafından davacının da katılımıyla yapılan testlerde su alma sorunun çözülmediğinin görüldüğünü ve esas yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, müvekkilinin talebi ile Gaziosmanpaşa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/2 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dairelerin doğramalardan kaynaklı su aldığının tespit edildiğini, davacının başvurusu ile Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/15 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi tespit raporunun ise bilimsellikten uzak ve görsel test yöntemine dayandığını, bilirkişilere su almayan pencerelerin gösterildiğini, sorunun çözülmemesi nedeniyle uzlaşma tutanağı ile belirlenen bedelin tahsili için açılan icra takibi gereği davacının borçlu olduğunu, icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine ve %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında davacının yüklendiği edimi ayıpsız olarak teslim etmediği, taraflar arasında düzenlenen 20.01.2020 tarihli uzlaşma tutanağı kapsamında davacının yapmış olduğu onarımların sorunu gidermemesi durumunda davacının davalıya 700.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği, davalının davacı hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4529 Esas Sayılı dosyası ile 700.000,00TL üzerinden icra takibi başlattığı, davacının taahhüdü ve sorunun giderilememiş olması dikkate alındığında, davalının icra takibi yapmakta haklı olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddine, mahkemece verilmiş olan tedbir kararı uygulanmış olduğundan, İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca % 20 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının menfi tespit davasının konusu olan İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4529 Esas sayılı dosyasındaki takip iptal edildiğinden ve buna ilişkin karar kesinleştiğinden davanın konusuz kaldığı, konusuz kalan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından yargılamaya sebebiyet verilmediğini, davanın kabul edilmesi gerektiğini, esastan verilecek kararın taraflar arasındaki uygulamaya ışık tutacağını, uzlaşma tutanağında müvekkilinin revize ve güçlendirmeyi kabul ettiğini, bunun ayıp giderme işlemi olmadığını, davalının bölge koşullarına uygun sipariş vermemesi nedeniyle oluşan sorunların giderilmeye çalışıldığını, İlk derece mahkemesince uzlaşmadan önceki Gaziosmanpaşa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi tespit raporuna göre karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, uzlaşma sonrası raporların müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini tespit ettiğini, bilirkişi raporlarındaki test usulünün bilimsel olmadığının bilirkişilerce de kabul edildiğini, uzlaşma tutanağı nedeniyle icra tehdidi altında olduklarını, tutanağın iptaline karar verilmediğini beyan etmektedir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki uzlaşma tutanağında gönderilen ilk ihtarname sonrasında doğramaların hatalı yapıldığının davacı tarafından kabul edildiğini, uzlaşma tutanağında sorunun çözümü için verilen süre sonunda, asıl iş sahibinin kontrol açısından hakem olarak kararlaştırıldığını ve hakemin yaptığı kontrolde de sorunun çözülmediğinin tespit edildiğini, davacı tarafından yaptırılan tespit raporunun kabul edilmez olduğunu ve itiraz edildiğini, diğer bilirkişi raporlarının ise su alma sorununun çözülmediğini tespit ettiğini ve raporların birbirini desteklediğini, davacının bir kısım iyileştirmeler yapmış ise de sorunun çözülmediğinin raporlar ile tespit edildiğini, PVC nin su almamasının eserin lüzumlu ve zorunlu vasfı olduğunu, su almasının ayıbı gösterdiğini, davacının müvekkilinin projesini inceleyerek teklif verdiğini ve sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sipariş üzere iş yaptırmadığını, davacı kusurlu olduğunu, işin teknik boyutuna davacı tarafından vakıf olunduğundan bölge koşullarına uygun performanslı ürünün davacı tarafından teklif edilmesi gerektiğini, projeye uygun teklif vermeyen davacının sorumlu olacağını, taraflar arasındaki uzlaşma tutanağının ilam niteliğinde olduğunu, kabul edilmese dahi sözleşme olarak geçerli olup davacının ayıp giderim taahhüdünü yerine getirmediğini, belirtilen nedenlerle davacının müvekkiline 700.000,00 TL ödemek zorunda olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesi sonrasında, 1136 sayılı Kanun'un 35/A maddesi kapsamında düzenlenen 20.01.2020 tarihli uzlaşma tutanağı ile belirlenen tutarın tahsili için başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle açılan menfi tespit davasının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi gereğince uzlaşma tutanağında belirlenen borç nedeniyle başlatılan somut bir icra takibinden dolayı başlatılmış ve takibin iptaline karar verilerek, takibin iptali kararının kesinleşmiş olması nedeniyle ortada derdest bir icra takibinin bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Her ne kadar menfi tespit davasına konu icra takibinin iptal edilmiş olması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davacı vekili dava dilekçesinde icra takibinden bahsetmekle beraber genel hükümlere göre talep edilen alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlığa konu hukuki ihtilaftan kaynaklı bu borcun olup olmadığının genel hükümlere göre tespiti gerekir. Yukarıdaki gerekçeyle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.