İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1283 ve bu dosyada birleştirilen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/506 esas sayılı dosyasından imzanın kendilerine ait olmadığına dair menfi tespit davası açıldığı, bu davanın İstanbul B…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/330 KARAR NO:2026/574 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/12/2023 NUMARASI:2022/528 E. - 2023/925 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Alım Satım) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1283 ve bu dosyada birleştirilen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/506 esas sayılı dosyasından imzanın kendilerine ait olmadığına dair menfi tespit davası açıldığı, bu davanın İstanbul BAM 'a gönderildiği kesin olarak reddedildiğini, iş bu dava ile dava konusu dosya ve bu dosyada birleştirilen dosyadaki senet ve çek borçlarından münhasır delil olarak bildirilen davalının ticari defter ve kayıtları ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetki itirazları bulunduğunu, müvekkili şirketin adresinin ''.../OSMANİYE'' olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Osmaniye Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının, huzurdaki davaya konu ettiği çek ve senetler ile ilgili daha önce menfi tespit davası açtığını ve bu konuda karar verilip kesinleştiğini, davacının İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1283 Esas sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit davasının 16.11.2020 tarihinde 2020/721 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği ve reddedildiğini, davacının kararı istinaf ettiği ve İstanbul BAM 44.HD 2021/400 Esas - 2022/490 Karar sayılı ilamı ile kesin olarak reddettiğini, davanın konusu aynı ( çek ve senet ile ilgili açılmış menfi tespit) davanın taraflarının da aynı olduğunu, farklı bir delil ileri sürülerek yeni bir dava açılmasının mümkün olmadığını, açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının takip konusu kambiyo evrakları ile ilgili Gaziosmanpaş İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/363 Esas - 2013/155 Karar sayılı dosyası ile imzaya yönelik yaptığı itirazın da reddedildiği ve karar kesinleştiğini, davacının kötü niyetli iddia ve savunmalarına devam ettiğini, açtığı ve reddedilen davanın 8 yıl sürdüğünü, davalı müvekkil şirket,... Şti.'den alacaklı olduğu, faturanın bu şirkete kesildiği ve ticari defter kayıtlarına işlendiğini, davacının davaya konu ettiği senedin bu şirket lehine düzenlendiği ve ciro yolu ile müvekkili şirkete geçtiğini, dava konusu çekin de aynı şekilde bu şirketin borcu için verilmiş, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında bu şekilde yer aldığını, davacının borcu ödememek için kötü niyetli olarak her yola başvurduğunu ve evraklardaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasını ispat edemediği, kambiyo evrakındaki imza borçluya ait çıktığından göre borçlunın sorumlu olduğunu ve borcu ödemesi gerektiğini, davacının eylemleri aynı zamanda suç teşkil ettiği için İstanbul 27. Asliye Ceza mahkemesi 2012/1387 Esas - 2014/55 Karar sayılı dosyası ile yargılandığı ve mahkum olduğunu, dava konusu alacak ve evrakların deftere kayıt tarihi üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiğini, ticari defter ve kayıtlarının 10 yıl süre ile saklama yükümlülüğü olduğunu, mahkemece gerek görülmesi halinde şirket merkezinde mevcut kayıtlar üzerinde inceleme yapılabileceğini, açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; kambiyo evrakı olan bono ve çekin ticari defterlere kaydının zorunlu olmadığı, davalının ticari defterlerine kayıtlı olsun ya da olmasın bono ve çek bedelini davacıdan tahsil, talep ve dava hakkı bulunduğu, zira bono ve çek kıymetli evrak olup, bunlara bağlı hak ve alacak, senette mündemiç olduğundan ticari defterlere kaydedilmesi gerekmediği, öte yandan dava konusu bono ve çeklerdeki imzanın davacıya ait olduğu kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit olup, davacının bono ve çek bedelinden imzası uyarınca davalıya karşı sorumlu ve borçlu olduğundan davanın REDDİNE, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kambiyo senetlerinin ticari defterlerde bulunmamasının davanın kabulü için yeterli gerekçe sayılamayacağı iddiasıyla menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ön inceleme duruşması öncesinde mahkemece verilen kesin süre içerisinde dava sebebini somutlaştırarak hukuki dayanaklarının borcun davalı defterlerinde ödenmiş olmasının tespiti olduğunu bildirdiklerini, mahkemenin davayı somutlaştırma dilekçesindeki ödeme iddiası yerine kambiyo evrakının defterlerde kayıtlı olup olmamasına yönelik karar vermesinin yanlış ve hatalı olduğunu, mahkeme tutanaklarına da yansıdığı üzere asıl taleplerinin borcun ödendiğinin davalı kayıtlarıyla ispatı olduğunu, delil olarak dayandıkları defterlerin davalı yanca ibraz edilmemesi nedeniyle ödeme iddialarının ispatlanmış sayılması gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalının istinafa cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. Maddeye göre açılana menfi tespit davasıdır.Davacı dava dilekçesinde, davalı aleyhine İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1283 esas sayılı ve bu dosyada birleştirilen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/506 esas sayılı dosyasından imzanın kendilerine ait olmadığına dair menfi tespit davası açıldığı, bu davanın İstanbul BAM 'a gönderildiği kesin olarak reddedildiğini, iş bu dava ile dava konusu dosya ve bu dosyada birleştirilen dosyadaki senet ve çek borçlarından münhasır delil olarak bildirilen davalının ticari defter ve kayıtları ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini belirtmiştir.Davacı vekili, 01/02/2023 tarihli beyan dilekçesinde, Harca esas değerin toplam 47.000,00 TL., olduğunu ve tek ve münhasır delil olarak, davalının ticari defter ve belgelerine göre borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Mahkemece 10/05/2023 tarihli duruşmada taraflar arasındaki uyuşmazlık tespiti;" Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaşamadıkları hususların dava konusu ... Bank A.Ş. ... Şubesine ait, ... seri numaralı, 20/05/2012 keşide tarihli ve 20.000,00 TL bedelli çek (İstanbul 8.ATM 2015/506 E.) ile Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına dayanak teşkil eden düzenleyeni ..., lehtarı ... ... olan 10/03/2012 vade tarihli ve 27.000,00 TL bedelli bononun (İstanbul 11. ATM 2014/1283 E.) davalının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olmamasının davacı için borcu sona erdiren bir durum olup olmadığı, kambiyo evrakı olan çek ile bononun davalı defterlerine kayıt edilme zorunluluğu olup olmadığı, bu nedenle davacının davalıya borçlu olup olmadığı konusunda olduğu anlaşıldı. " şeklindedir. 29/03/2023 tarihli duruşmada davacı vekili beyanında," 01/02/2023 tarihli beyan dilekçemizi tekrar ediyoruz, dava konusu ettiğimiz çek ve senet davalının ticari defter kayıtlarında ödenmiş olarak gözükmektedir, borçlu olmadığımızın tespit edilmesini talep ederiz dedi. " demektedir.Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile münhasır delil olarak bildirilen davalının ticari defter ve kayıtları ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği uyuşmazlık tespitinin de aynı şekilde olduğu, davacının dava dilekçesinde ve uyuşmazlık tespitinde borcun ödendiği gerekçesi ile borcun bulunmadığının tespitine yönelik bir davanın bulunmadığı, mahkemece dava dilekçesi ve uyuşmazlık tespit konusu esas alınmak sureti ile inceleme yapılması ve menfi tespit davasında ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğu, kambiyo senedinin alacaklının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olup olmamasının sonucu değiştirmeyeceği ve davacı tarafından ödeme iddiasına dayalı açılan bir dava mevcut bulunmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2023 tarih ve 2022/528 E., 2023/925 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026