1. Hukuk Dairesi 2007/10503 E. , 2008/137 K. "" MAHKEMESİ : BODRUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı Y.K.kendisinden mal kaçırmak amacıyla 1676 sayılı parsel taşınmazdaki 1 nolu dairesinin intifa hakkını uhtesinde bırakıp, çıplak mülkiyetini oğlu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürüp, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında tescil olmadığı takdirde tenkis…
**1. Hukuk Dairesi 2007/10503 E. , 2008/137 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BODRUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı Y.K.kendisinden mal kaçırmak amacıyla 1676 sayılı parsel taşınmazdaki 1 nolu dairesinin intifa hakkını uhtesinde bırakıp, çıplak mülkiyetini oğlu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürüp, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında tescil olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuştur. Davalı, satışın gerçek olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın yaptığı temliki işlemin muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden;tarafların ortak miras bırakanı Yusuf Kenan'ın kayden malik olduğu 1676 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümünün intifa hakkını uhtesinde bırakmak suretiyle çıplak mülkiyetini 17.9.1993 tarihinde davalıya temlik ettiği murisin ölümü ile davalının tam mülkiyet sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakanın yapmış olduğu bu temlikin kendisinden mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.