10. Hukuk Dairesi 2018/4151 E. , 2018/9141 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 13.02.2009 tarihinde meyd…
**10. Hukuk Dairesi 2018/4151 E. , 2018/9141 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 13.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının geri de kalan hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze yardımından oluşan kurum zararının davalılardan teselsül hükümlerince rücuan tazmini istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları; işveren yönünden 5510 sayılı Kanunun 21/1. ve üçüncü kişiler yönünden ise, 5510 sayılı Kanunun 21/4. maddeleridir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işveren şirkete %50 kusur verildiği, bu kusurun %30'nun işveren temsilcisi...'e, %20'sinin ise şantiye yetkilisi ...'ya verildiği, ustabaşı ...'a %20 ölen işçiye ise %30 kusur verildiği, böylece toplam kusurun gerçek kişilere dağıtılması sonucu işveren davalı şirkete verilen kusurun gerçek kişiler üzerine paylaştırıldığı, kusur dağılımında ... işveren vekili olarak nitelendirilmiş olmasına rağmen hüküm kurulurken 3. kişi olarak sorumlu olduğunun kabul edilmesi ile çelişkiye düşüldüğü, görülmekle mahkeminin kararı yetersiz bilirkişi raporuna ve yanılgılı ve eksik incelemeye dayalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu” başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği açıklanmıştır. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Buna göre, gelirlerin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerleri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek zarar karşılaştırması yapılıp, düşük (az) olan tutarın esas alınması gerekmektedir.