(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/1672 E. , 2013/14306 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli o…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/1672 E. , 2013/14306 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Katılan ...'ın torunu olan Sanık ... ve gelini ...’ın hukuki işlem ehliyeti bulunmayan katılan ...'yi kandırarak Denizli 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü'nde, katılan ... adına kayıtlı 1092 parseldeki 1/9 hissenin tapuda satışı yapılarak sanık ...’ın üzerine geçmesini sağladıkları ve bu şekilde kamu kurum niteliğinde bulunan Tapu Sicil Müdürlüğü'nü aracı kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri, Tapu Müdürlüğü'nde işlemi yapan sanık ...’nın da görevin gereklerine aykırı hareket ederek gerekli dikkat ve özeni göstermeden tapuda satış işlemini yaparak ...’ın mağduriyetine neden olmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, ...'ın, tapuda 11/05/2006 tarihinde devir yaptıktan sonra Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.09.2006 tarih ve 2006/1003-1419 sayılı kararıyla vesayet altına alındığı ve kızı katılan ...'nun da kendisine vasi olarak atandığı, vesayet kararına dayanak olarak Denizli Devlet Hastanesi'nin, yine tapudaki devirden önce alınan 06.06.2006 tarih ve 21711 sayılı raporunun gösterildiği, raporda mağdur ...’ın demansiyel sendrom hastalığından muzdarip olduğunun belirtildiği, ... Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 16.03.2009 tarih ve 1189 sayılı raporuna göre de, ...’ın işlem tarihi olan 11.05.2006 tarihi itibari ile, demansiel sendrom sebebi ile fiil ehliyetine haiz olmasının söz konusu olmayacağı; fakat bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, demansiel sendrom denilen hastalığın, mağdurun fiil ehliyetine müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğinin ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olduğunun belirtildiği, sanıkların, işlem yaparken Huriye'nin akıl sağlığının yerinde olduğunu belirttikleri, işlem tarihinde katılan ... ile ilgili alınmış bir rapor bulunmadığı, tanık beyanlarına göre de, katılan ...'nin kendi isteğiyle tapuya giderek devir yaptığının belirtildiği, alınan rapor da dikkate alınarak, sanıkların, katılan ...'nin işlem ehliyeti olduğunu bilme imkanlarının bulunmadığı, katılan ...'nin algılama yeteneğinin tamamen ortadan kalkmış olması nedeniyle, ortada fesada uğratılacak bir iradenin de olmadığı, buna rağmen devir yapılması halinde, olayın hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği, ayrıca tapuda devir yapılırken belli yaş üzerindeki kişiler açısından hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınma zorunluluğunun bulunmadığı, sonuç olarak, sanıkların katılan ...'nin işlem yapma ehliyetinin bulunmadığını bildiklerine dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 30/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.