7. Hukuk Dairesi 2009/4871 E. , 2010/749 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, hasımlı olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın nite
**7. Hukuk Dairesi 2009/4871 E. , 2010/749 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, hasımlı olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. HUMK'un 1. maddesi hükmüne göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir ve görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas alınır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hiçbir mahkeme kendi görevini aşan bir davaya bakıp sonuçlandıramaz. Bu kural önsorun konusunda da uygulanır. Bir mahkemenin kendi görevine giren bir davayı sonuçlandırabilmesi, daha üst bir mahkemenin görevine giren bir başka uyuşmazlığın çözümüne bağlı ise bu halde mahkemece önsorun oluşturan bu uyuşmazlığın çözümü kendi görevini aştığından bu konuda dava açmak üzere ilgili tarafa yetki ve süre vermesi, açılacak davanın sonucunun beklenmesi ile önsorun çözüme kavuşturulup kesin hükme bağlandıktan sonra bunun sonucuna göre davayı sonuçlandırması gerekir. Somut olaya gelince, davacı taraf dava dilekçesinde 330 ada 87 parsel sayılı taşınmazın maliki olarak görünen ...’in kendi kök miras bırakanı olduğunu, tapu kaydında soyadı yazılmadığından intikal işlemlerini yaptıramadıklarını ve bu nedenle taşınmazda tasarrufta bulunamadıklarını belirterek dava açmış, kendisinin ve bir kısım mirasçıların tapu maliki ...’in mirasçısı olduklarının tespitini istemiş, alacağı hüküm ile taşınmazın kendisi ve bir kısım davalılar adına intikalini sağlamayı amaçlamıştır. Dava dilekçesindeki anlatım ve davacının amacı gözetildiğinde davanın kabulü ile davacı ... bir kısım davalıların tapu maliki ...’in mirasçısı olduklarının tespitine karar verilebilmesi ve mirasçılık belgesi düzenlenebilmesi için öncelikle tapu maliki ... ile davacı ... bir kısım davalıların, miras bırakan ... ve ... oğlu, 1281 doğumlu ...’in aynı kişi olduğunun tespiti gerektiği kuşkusuzdur. HUMK’un 8. maddesinin 5. bendi hükmünde mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davaları münhasıran Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine girmekte ise de, tapu maliki ... ile davacı ... bir kısım davalıların kök miras bırakanı ... ve ... oğlu, 1281 doğumlu ...’in aynı kişi olup olmadığı konusundaki istem bu maddede sayılan davalardan olmadığından önsorun olan bu uyuşmazlığın; aynı maddenin ilk fıkrası hükmüne ve taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenecek görevli mahkemede çözümlenmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece görev kamu düzenine ilişkin olduğu halde davacı tarafa taşınmaz değeri açıklattırılmadığı gibi bu husus keşfen de belirlenmemiş, önsorunu oluşturan uyuşmazlığı çözüme kavuşturmanın kendi görevine girip girmediği araştırılıp soruşturulmadan kendi görevine giriyormuş gibi tapu maliki ...’in davacı ... bir kısım davalıların kök miras bırakanı ... ve ... oğlu, 1281 doğumlu ... ile aynı kişi olduğu kabul edilerek hüküm verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle tapu maliki ... ile davacı ... bir kısım davalıların miras bırakanı olan 1281 doğumlu ...’in aynı kişi olup olmadığı önsorun yapılmalı, davacı taraftan adına intikal yaptırmayı amaçladığı 330 ada 87 parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri sorulmalı, bu husus gerekirse keşfen ve bilirkişi de dinlenilerek saptanılmalı, taşınmazın değeri itibarıyla önsorunu çözmek konusundaki görev hususu halledilmelidir. Önsorunu çözmek mahkemenin görevini aşıyorsa görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmak üzere davacı tarafa yetki ve kesin süre verilerek, dava açıldığı taktirde verilecek kararın kesinleşmesi beklenmeli, önsorun çözüme kavuşturulduktan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece açıklanan bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, bu tür davaların son malik olan Maliye Hazinesi hasım gösterilerek açılması gerektiği, davanın tüzel kişiliği bulunmayan Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilerek açılamayacağı, ancak bunun temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek dava dilekçesini düzeltmesi için davacı tarafa imkan tanındıktan sonra davanın gerçek hasım olan Maliye Hazinesi'ne yöneltilerek hüküm verilmesi gerekirken Tapu Sicil Müdürlüğü hakkında hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.