15. Ceza Dairesi 2015/2741 E. , 2015/28777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusud
**15. Ceza Dairesi 2015/2741 E. , 2015/28777 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Türk Medeni Kanununun "Mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesi: "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir" hükmü ile malikin mülkiyet hakkını yasal sınırlar içinde kullanabilme yetkisini düzenlemiştir. Öte yandan, anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen "komşu hakkı" bölümünde yer alan 740. maddesi ise başkasının mülküne taşarak zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibinin istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmaması halinde, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği ve kendi mülkiyetine geçirilebileceği hükmünü içermektedir. Görüleceği üzere bu madde ile de mülkiyetin taşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Buna göre, mülk sahibi bu hakkını, önceden istemde bulunmasına karşın taşan dalları uygun bir süre içinde kaldırılmadığı takdirde kendisi kullanabileceği gibi, bu zararın mahkeme aracılığı ile giderilmesini de isteyebilir. Sanığın, bahçe komşusu olan katılana ait arazide bulunan ve iki tarlanın sınırına dikilmiş olan onaltı adet kavak ağacının dallarını budadığı ve kesilen dalları katılanın arazisinde bulunan fındık fidanları üzerine bırakarak dalların kırılmasına neden olmak suretiyle dikili ağaç ve fidan hakkında mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; 1- Katılana ait ağaçların sanığa ait bahçede ekili bulunan buğdaylara zarar verdiği ve sanığın bu durumdan rahatsız olduğu, sanığın katılanı uyarmasına rağmen katılanın bu konuda bir tedbir almaması üzerine sanığın katılana ait ağaçların dallarını budadığı ve keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuyla, katılanın ağaçlarının sanığın ekinlerine zarar verdiği ve budama sonrası katılanın ağaçlarında verim kaybı bulunmadığı hususlarının tespit edildiği anlaşıldığından, unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, 2- Kabule göre de; iddiaya konu eylemin 5237 sayılı TCK'nın 152/1-c maddesi gereğince nitelikli mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında hataya düşülerek basit mala zarar verme suçundan hüküm kurulması, 3- 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1. maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, 4- Mahkeme heyeti tarafından yapılan keşif sonucu ziraat bilirkişinin hazırladığı 08.05.2013 tarihli raporda; olay nedeniyle birkaç dalın kırıldığı ancak bu kırılmaların fidanların verimini etkilemeyeceği ve ekonomik bir zarar bulunmadığının belirtilmiş olması karşısında, sabıkasız olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususunun karar yerinde değerlendirilerek, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, zararın giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kararın CMUK'nın 325. maddesi gereğince temyiz talebinde bulunmayan sanıklar ... ve ...'ye sirayetine, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.