6. Hukuk Dairesi 2022/1729 E. , 2023/1961 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3234 E., 2022/73 K. DAVA TARİHİ : 03.05.2016 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/550 E., 2018/773 K. Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.…
**6. Hukuk Dairesi 2022/1729 E. , 2023/1961 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3234 E., 2022/73 K. DAVA TARİHİ : 03.05.2016 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/550 E., 2018/773 K. Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından 19.10.2011 tarihinde 166301 nolu danışmanlık hizmet bedeli karşılığı KDV dahil 1.083.742,00 TL.'lik fatura düzenlediğini, bu faturadan kaynaklı 165.316,68 TL KDV alacaklarının ödenmediğini, davalı grup şirketler bünyesinde bulunan Tramola Nakliyat ve Tic. A.Ş.'ne verilen hizmet karşılığı kesilen 19.10.2011 tarih ve 166302 nolu fatura ile ilgili olarak aynı konuda İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/355 E., sayılı dosyasında itirazın iptali davası görüldüğünü, mahkemenin 2014/100 K. sayılı kararı ile açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, 19.10.2011 tarihli 166301 nolu fatura kapsamında 165.316,68 TL miktarlı KDV alacağı ile ilgili olarak davalı aleyhinde takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından başlatılan takipte, takip borçlusunun Tramola Nakliyat Ve Ticaret A.Ş. olarak gösterildiğini, borca bu şirketin itiraz ettiğini, davanın ise Tramola Gemi İşletmeciliği Ve Tic. A.Ş’ye karşı açıldığını, müvekkiline husumet düşmediğini, şirketlerin tüzel kişiliklerini farklı olduğunu, davalıdan alınmış bir hizmet ve sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde emsal olarak gösterilen dava dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, tüzel kişilikler farklı olduğundan emsal teşkil etmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı fatura gelirinin Kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilmediği, söz konusu KDV alacağının vergi sorumlusu davalı olmakla birlikte doğan bu verginin davacı tarafından vergi dairesine ödemesi gerektiği, davacı tarafından faturadan kaynaklanan bir KDV'yi vergi dairesine ödememesi nedeni ile bir hak kaybının söz konusu olmadığı, zira bu vergi alacağının alacaklısı devlet olup, ödemediği bir bedeli davalıdan tahsil etmesinin sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağı gerekçesi ile davanın ve kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketin KDV alacağı ve hizmet ilişkisinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalı şirketin 166301 no'lu faturadaki hizmet bedelini ödemesine rağmen KDV tutarını ödemediğini, müvekkili şirketin KDV beyanında bulunup bulunmamasının davalı şirket için önem arz etmediğini, KDV beyanında bulunulup bulunulmaması olayının mükellef müvekkili şirket ile devlet arasında olduğunu, kaldı ki, müvekkili şirketin 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi gereğince her zaman KDV ödemesi yapma imkanına sahip olduğunu, davalının zamanaşımı definde bulunmadığını belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta, takibin dayanağı faturanın davalının ticari defterlerinde gözükmediği, davacının fatura gereğince sözleşme/hizmet ilişkisi konusunda usulüne uygun ispat vasıtası getiremediği, her ne kadar mahkemenin gerekçesi yerinde değilse de verilen ret kararının sonuç itibari ile doğru olduğu belirtilerek davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı yanın sözleşme ilişkisini kabul etmese de, bu iddialarını ispat edemediği, kaldı ki fatura hizmet bedeli olan 918.426,00 TL’nin davalı tarafça ödenmesinin hizmetin kabul edilmiş olduğunun göstergesi olduğunu, ek olarak aynı hizmet işine ilişkin başka bir faturaya ilişkin KDV bedelinin de ödenmemesi üzerine itirazın iptali talepli açılan İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen emsal davalarının kabul edildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ticari defterlerin incelenmesinde danışmanlık hizmeti verilen dönem bazında her iki tarafın da aktif olarak alacak ve borç kaydı tuttuğu, faturaya yapılan kısmen ifa ile faturanın davalı tarafça kabul edildiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, danışmanlık hizmeti sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağına ilişkin başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 2. 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir." 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Kanunun 353 ncü maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Kanun hükmü, başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanunun "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355 nci maddesine göre bölge adliye mahkemesi, istinaf sebepleri ile bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetebilir. Ancak anılan düzenleme tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup bölge adliye mahkemelerince 353 üncü madde gereğince kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun'da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Kaldı ki kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı Kanunun "Ön inceleme" başlıklı 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde "başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi" hâline yer verilmiştir. Bu hâlde bölge adliye mahkemesince 353 ncü madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır. 3.Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez. 4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde, ilk derece mahkemesinin gerekçesinden farklı olarak Bölge Adliye Mahkemesince; takibin dayanağı faturanın davalının ticari defterlerinde gözükmediği, davacının fatura gereğince sözleşme/hizmet ilişkisi konusunda usulüne uygun ispat vasıtası getiremediği değerlendirilerek karar verilmesine rağmen davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Kanunun 353 ncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) nci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtildiği üzere 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-2 maddesi gereği, kararın gerekçesinde hata edilmiş ise istinaf başvurusunun kabulü ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddi ile ilk derece mahkemesinin gerekçesinin değiştirilerek hüküm kurulması yukarıda açıklanan Kanun hükümlerine açıkça aykırı olup karar bu yönüyle hatalı olmuştur. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.