Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ve delillerin yanlış yorumlanması nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ve delillerin yanlış yorumlanması nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Olay günü boş araziye bir tabancanın atıldığı devriye polis ekiplerince görülmüştür. Kolluk görevlilerince düzenlenen 25/3/2008 tarihli tutanakta, başvurucunun kolluk görevlilerini görünce olay yerindeki boş arsaya bir şey attığının kolluk görevlilerince fark edildiği ve yapılan aramada suça konu tabancanın ele geçirildiği belirtilmiştir. Aynı gün başvurucunun şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucu hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 4/1/2010 tarihli iddianamesiyle ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan kamu davası açılmıştır. Batman Asliye Ceza Mahkemesinin 2/12/2013 tarihli kararıyla başvurucunun atılı suçtan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar; sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesi 25/3/2008 tarihli tutanak içeriğinde imzası bulunan polis memurlarının tanık sıfatıyla talimatla alınan duruşmalardaki ifadelerinde de tutanak içeriğinin doğru olduğunu belirtmiş olmalarına dayanmaktadır. Başvurucu müdafii 9/12/2013 tarihinde UYAP üzerinden ilk derece mahkemesine elektronik imzayla gönderdiği süre tutum dilekçesi ile anılan kararı temyiz etmiştir. Başvurucunun temyiz talebi, Batman Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2013 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir. Gerekçede, kararın sanık ve müdafiinin huzurunda verildiği ve 10/12/2013 hâkim havale tarihli dilekçe ile kararın temyiz edildiği belirtilmiştir. Başvurucu, temyiz aşamasında da bu iddiayı dile getirmiştir. Anılan karar Yargıtay Ceza Dairesince, hükmün sanık ve müdafiinin yüzüne karşı 2/12/2013 tarihinde tefhim olunduğu ve bir haftalık süre geçtikten sonra 10/12/2013 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle 11/11/2014 tarihinde onanmıştır. 19/12/2014 tarihli kesinleşme şerhi buna göre düzenlenmiştir. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapmış olduğu 27/1/2015 tarihli ve 2015/1950 numaralı bireysel başvurusu hakkında Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından 22/2/2018 tarihinde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Kararın bir örneği, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmiştir. Bunun üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin 18/12/2013 tarihli ek kararını kaldırmış ve başvurucu müdafiinin suçun maddi unsurlarının oluşmadığına yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmediğini belirterek 10/7/2018 tarihinde hükmün onanmasına dair karar vermiştir. Başvurucu, nihai kararı 10/9/2018 tarihinde öğrendiğini belirterek 18/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.