8. Hukuk Dairesi 2023/1565 E. , 2024/4387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/178 E., 2022/201 K. DAVA TARİHİ : 20.03.2006 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucund
**8. Hukuk Dairesi 2023/1565 E. , 2024/4387 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/178 E., 2022/201 K. DAVA TARİHİ : 20.03.2006 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli Bingöl ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde kain 2359,21 m2 yüzölçümlü 108 ada 74 parsel sayılı taşınmaz tarla niteliği ile senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 03.09.2005 tarihinde 1/3’er oranında hisseli olarak davalılar ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Bingöl ili Merkez ilçesi ... Köyü 108 ada 74 nolu parselin Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu, zilyetlik koşulunun sağlanmadığı iddiası ile davalılar adına yapılan tespitinin iptalini Hazine adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davalı 108 ada 74 parselin orman sayılmayan yerlerden olup davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine, 108 ada 74 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince hüküm onanmıştır. Davacı Hazine, bu sefer mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulduğu iddiasıyla Daire kararının kaldırılarak hükmün bozulmasını istemiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/1845 Esas, 2020/2970 Karar sayılı ilamıyla; ''Mahkemece, yazılı şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de, kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, en eski tarihli hava fotoğrafı, memleket haritaları ve varsa ortofoto haritaları ile kadastro tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve varsa ortofoto haritaları getirtildikten sonra jeodezi ve fotogrametri mühendisi veya bir harita mühendisi bilirkişi ile bir orman yüksek mühendisi ve bir ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılarak, taşınmaz üzerinde neler bulunduğu keşif tutanağına yazılarak, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin hava fotoğrafları, memleket haritaları ve varsa ortofoto haritalarında ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; orman yasaları karşısındaki durumları tartışılmalı, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, üzerinde varsa ağaçların cinsi, yaşı, sayısı, hakim ağaç türü, kapalılık durumunu, kullanılan yerlerden ise tasarruf sınırları ile kullanım durumunu da açıklar, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, müşterek, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması gerektiği, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, zilyetliğin türü, süresi belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; sulu-susuz ve davalılar yönünden senetsiz araştırması yapılması gerektiği gözetilmeksizin kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından davacı Hazine vekili ile davalılardan Güler Hatısaru Boldaş'ın karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairenin önceki onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "davaya konu 108 ada 74 parselin keşif neticesi gözlemde sınırlarının belirgin olduğu, üzerinin çayır otları ile kaplı olduğu; mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisinin parselin ot biçmek amacıyla kullanıldığını, parselin ormanlık olmadığını, şimdi nasılsa eskiden de öyle olduğunu, parselin ...'ın yeri olduğunu, 15-20 yıl önce vefat ettikten sonra çocuklarının Kamil, Kemal ve Aslan'ın yere sahip çıktığını beyan etmiş olmaları, ziraat bilirkişi raporunda parselin ham toprak vasıflı arazilere benzemediği, çayır vasfında değerlendirilebileceği, jeodezi raporunda hava fotoğraflarında taşınmazda imar ihyanın söz konusu olduğu; ormancı raporunda beyaz alan formunda olan orman sayılmayan alanlar içerisinde olduğu, tespit malikleri lehine olağanüstü zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılmakla, davacının davasının reddine, davaya konu 108 ada 74 nolu parselin kadastro tespitinin tespit malikleri ... ve ...'ın ölü olması sebebiyle iptali ile, parselin 2359,21 m2 yüzölçümü ve "çayır" vasfıyla tespit malikleri ve mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya tesciline" karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekilince temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.