Başvurucu, maliki olduğu tarihi eser vasıflı taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle açılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olması gerekenden düşük tespiti, tarihi eser vasfının dikkate alınmaması, ön şart yokluğuna bağlı davanın reddedilmemesi ve dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin dava sonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedenleriyle mülkiyet ve makul süre yönünden adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat
Başvurucu, maliki olduğu tarihi eser vasıflı taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle açılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olması gerekenden düşük tespiti, tarihi eser vasfının dikkate alınmaması, ön şart yokluğuna bağlı davanın reddedilmemesi ve dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin dava sonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedenleriyle mülkiyet ve makul süre yönünden adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 31/12/2012 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuya ait Ankara ili Altındağ ilçesi Hacıbayram mahallesinde bulunan 19953 ada 5 parsel numaralı 229,96 m2 büyüklüğünde taşınmazın da bulunduğu kent merkezi 8/8/2005 tarih ve 2005/9289 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla (BKK) 16/6/2005 tarih ve 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Ankara Büyükşehir Belediye (idare) Encümeni 11/6/2009 tarihinde başvurucunun taşınmazını da kapsayan kent merkeziyle ilgili olarak kamu yararı kararı almış ve bu karar Ankara Valiliğince 23/7/2009 tarihinde onaylanmıştır. Belediye Encümeni onay üzerine 10/9/2009 tarihinde başvurucuya ait taşınmazın da olduğu 6 adet taşınmazın kamulaştırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun uzlaşma talebine cevap vermemesi üzerine idare, 10/6/2010 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Başvurucu 1/7/2010 tarihli dilekçesiyle dava açmadan önce yerine getirilmesi gereken uzlaşma prosedürünün usulüne uygun yapılmadığı ve bu nedenle ön şart yokluğuna tabi bir durum olduğunu, idarenin kamulaştırmayı istediği bölgede 1/5000 ve 1/100 ölçekli planlara karşı idari yargıda dava açıldığını ve planların iptaline karar verildiği, taşınmazın kendisi için maddi ve manevi değerinin büyük olması nedeniyle kendisinin restorasyon yaptırabileceği, idarenin 10 yıl önce bedeli fazla bularak vazgeçtiği kamulaştırmayı bu defa hukuksuz olarak yaptığı, kamulaştırma işlemi için bunun zorunlu olması gerektiği, kamulaştırmada kamu yararı bulunmadığı ve taşınmazın m2 piyasa değerinin 000 TL olduğu şeklinde itirazları da bulunmuştur. Başvurucu bedel tespiti davasının dayanağının 10/9/2009 tarihli kamulaştırma kararı yerine 11/6/2009 tarihli kamu yararı kararı olarak gösterildiği, hâlbuki bu kararın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi istemli dilekçesini 8/9/2010 tarihinde mahkemeye sunmuştur. Başvurucu bedel tespiti davasının dayanağının Belediye Encümenin 11/6/2009 tarihli kamu yararı kararı değil, 10/9/2009 tarihli kamulaştırma kararı olduğunu öğrenmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesi nezdinde 22/9/2010 tarihinde kamulaştırmanın iptali davası açmıştır. İdare Mahkemesi, 26/11/2010 tarih E.2010/1912, K.2010/1710 sayılı kararıyla süre aşımı gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince 24/11/2010 tarihinde taşınmazda keşif yapılmış ve keşif sonrası sunulan 17/1/2011 tarihli bilirkişi raporuyla taşınmazın imar durumu, cins ve nevi, özellikleri, emsal taşınmaz fiyatları, kullanılması halinde getireceği getiri, vergi beyanları, üzerindeki yapının özellikleri dikkate alınarak taşınmazın değeri 103,67 TL olarak belirlenmiştir. Tarafların itirazı üzerine Mahkeme ikinci bilirkişi raporuna müracaat etmiş ve itirazlar dikkate alınarak hazırlanan 21/3/2011 tarihli bilirkişi ek raporuyla taşınmazın arsa değeri 056,00 TL ve üzerindeki binanın değeri tarihi eser vasfı da dikkate alınarak (Restore edilecek yapılar ve tarihi ve eski eser niteliğinde sınıf D grubu yapı) 256,75 TL olmak üzere toplam değeri 312,75 TL olarak belirlenmiştir. Mahkeme, 28/6/2011 tarih ve E.2010/269, K.2011/245 sayılı kararıyla bilirkişi raporu doğrultusunda kamulaştırma bedelini 312,75 TL olarak tespit ederek davanın kabulüne ve taşınmazın idare adına tesciline karar vermiştir. Başvurucu, adına bloke edilen bedeli 30/6/2011 tarihinde bankadan çekmiştir. Başvurucu 20/11/2011 tarihinde temyizi mümkün olmayan tescil kararı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. Başvurucu 2/8/2011 tarihli temyiz dilekçesinde, ön şart yokluğu itirazını yenilemiş, değerin düşük belirlendiğini, Anayasa’nın maddesinde yer alan faiz hükmünün uygulanmadığını, tarihi eseri bugüne kadar koruyan kendisinin bu meşakkatli davranışının değerlendirmeye alınmadığı itirazlarında bulunmuştur. Başvurucunun temyiz talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 20/3/2012 tarih ve E.2011/16545, K.2012/5329 sayılı kararıyla ve emsallerinin eksik ve üstün yanlarıyla kıyaslanarak ve yıpranma payı dikkate alınarak yapılan değer tespitinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle temyiz istemini reddederek ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 8/10/2012 tarih ve E.2012/12884, K.2012/1860 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kesinleşen karar 30/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.…Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./ md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.…” 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanun’la değişik maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.”