8. Hukuk Dairesi 2012/15135 E. , 2013/16802 K. "İçtihat Metni" .... ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .....Mahkemesi'nden verilen 15.10.2012 gün ve 88/207 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında 123 ada 107 sayılı parselin davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak parselin tapu k
**8. Hukuk Dairesi 2012/15135 E. , 2013/16802 K.** **"İçtihat Metni"** .... ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .....Mahkemesi'nden verilen 15.10.2012 gün ve 88/207 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında 123 ada 107 sayılı parselin davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, yargılamanın ikinci oturumunda dava dilekçesinde yazdığı taşınmazın ada numarasının doğru olduğunu, ancak, parsel numarasının ise 107 değil 112 sayılı parsel olduğunu belirterek isteğini bu şekilde düzeltmiştir. Davalı ... davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Taşınmazın kendisinden kaldığı iddia edilen davacının babası......dava dışı kalan mirasçılarının davaya dahil edilmesi suretiyle davanın yürütüldüğü ve davaya konu taşınmazın miras payları oranında tüm mirasçılar adına iptal ve tescile karar verilmesine olur verdiklerini ilişkin yazılı beyanlarını dosyaya sunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Kazanma koşullarının davacı taraf yararına oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile kararın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz esasen davacının babas....... değil dedesi ...’dan kaldığı, keşif tutanağı kapsamı ile sabittir. Davacı tarafın miras bırakan......bakımından olaya bakıldığından, .......terekesinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, taksime tabi tutulmamış ise .....mirasçılarının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. Böyle bir durumda dava koşullunun yokluğu nedeniyle davanın reddi ........ gerekir. Ancak dosya kapsamından bu anlaşılamamaktadır. Şayet, ...’ın terekesi taksim edilmiş ve taksim sonucu bu yer mirasçısı........üşmüş ise ancak bu hal üzere davanın yürütülmesi mümkündür. Öte yandan, 123 ada 112 sayılı parsel 02.01.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla niteliğiyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tutanağı 28.04.2008 tarihinde kesinleşmiştir. 05.10.2012 tarihli keşifte dinlenen davalı tanıklarının taşınmaz hakkında bilgilerinin olmadığını, kime ait olduğunu bilmediklerini açıklamışlar, yerel bilirkişilerden 1942 doğumlu ... ise, söz konusu taşınmazın esasen ...’a ait olduğunu, ... davacının dedesi olup, taşınmazı yaklaşık 45-50 yıl önce kullandığını, arpa ve buğday ektiğini, ancak.......... ölümünden sonra bu taşınmazın ......ve çocukları tarafından kimsenin kullanmadığını, ekip biçmediklerini ve ilgilenmediklerini açık bir biçimde ortaya koymuştur.....kendisi 09.04.1986 tarihinde öldüğüne göre babası ....’nın bu tarihten önce öldüğü söz konusu bilirkişinin beyanından anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, uzman bilirkişi ziraat mühendisi........ 08.10.2012 tarihli raporunda,; “ ..keşif tarihi itibariyle zemin üzerinde tarla ya da bahçe ziraat yapıldığına dair herhangi bir ibare bulunmadığını taşınmazın çayır ve ot değeri olmayan yöremiz meralarında sıkça bulunan, geven, sığır kuyruğu, İngiliz çimi, çayır yumağı yanında çalı formuda karamuk ve alıç ağaçları gibi bitki örtüsü ile kaplı görüldüğünü belirtmiş, sonuç kısmında ise, üzerinde mera bitkileri ile kaplı olması, etrafında bulunan mera parselleri ile aynı bitki ve toprak yapısına sahip olması ve tarım arazisi niteliğini taşımaması nedeniyle devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğu kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Uzman bilirkişi ziraat mühendisinin kapsamlı bu raporu karşısında takdiri delil niteliğinde bulunan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına üstünlük tanınamaz. Kaldı ki, yerel bilirkişi .......’in beyanı da taşınmazın uzun süreden beri terk edildiği ve somut olayda iradi terkin gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında taşınmazın uzun süreden beri TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/ B ve C maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken yerlerden olup, kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesi olanağı bulunmadığından ve esasen TMK.nun 999. maddesi gereğince de özel mülkiyete konu olabilecek şekilde tapuya tescili de olanaklı görülmeyen yerlerdendir. Davalı adına da tespit edilmemesi gereken bu yer, nasılsa davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken nitelik itibariyle kazanmaya elverişli olmayan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı taraf adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ........