8. Hukuk Dairesi 2016/247 E. , 2016/3626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin, Müdahalenin Meni, Kal Hazine ile ... aralarındaki dava hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.03.2012 tarih ve 559/243 sayılı hükmün Daire'nin 22.01.2015 gün ve 2014/22484 Esas 2015/1440 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı Hazine vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi,
**8. Hukuk Dairesi 2016/247 E. , 2016/3626 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin, Müdahalenin Meni, Kal Hazine ile ... aralarındaki dava hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.03.2012 tarih ve 559/243 sayılı hükmün Daire'nin 22.01.2015 gün ve 2014/22484 Esas 2015/1440 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı Hazine vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, davalı adına kayıtlı bulunan 581 parselin 68 m2'lik kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümleri uyarınca kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini açıklayarak dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının tapu kaydının iptaline, davalının bu kısma elatmasının önlenmesine ve üzerindeki bina ve muhdesatların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, çapa dayalı mülkiyetin kullanıldığını, davalı lehine müktesep hak oluştuğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilamları sonrasında yapılan yargılama neticesi davanın kabulü ile, mülkiyeti davalıya ait Çamlıbel köyü 581 parselin teknik bilirkişinin 01.07.2009 tarihli raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterdiği 68 m2'lik bölüme ait tapu kaydının iptali ile deniz kenarı olarak terkinine, davalı tarafından kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan ve tapu kaydı iptal edilen 68 m2'lik bölümüne yapılan vaki müdahalesinin menine, bu yer üzerinde yapılmış bina ve muhdesatların kal'ine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine hüküm Dairenin 22.01.2015 tarih 2014/22484 esas 2015/1440 karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Davacı Hazine vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. 1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, yerinde olmayan ve HUMK'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmemiştir. 2- Dosya kapsamı, toplanan deliller, usul ve yasaya uygun şekilde alınan bilirkişi raporları ile dava konusu yapılan 581 parselin 68 m2 bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı belirlendiğine göre, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, eksikten dosya arasına gelen tapu kayıtlarına göre 68 m2 bölümüne ait tapu kaydı iptal edilen dava konusu 581 parselin bahçeli kargir dükkan ve ev vasfı ile 270 m2 miktarı ile tapuda kayıtlı iken 3402 sayılı Kanunun 22/A maddesi gereğince yenilemenin tescili ile 05.11.2015 tarihinde aynı vasıfla 260,62 m2 miktarlı 268 ada 1 parsel numarasını aldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yenileme kadastrosu nedeniyle hüküm kurulan 581 parselin kaydının kapandığı 268 ada 1 parsel olduğu gözden kaçırılarak ve hükmün infazına olanak vermeyecek şekilde eski parsel üzerinden iptal ve terkine karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; kaydı kapatılan 581 parselin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirlenen 68 m2 bölümünün, yeni oluşan 268 ada 1 parselin hangi bölümüne isabet ettiğinin, bu suretle 268 ada 1 parsele ait tapu kaydından iptal ve terkine karar verilmesi gereken miktarını mahallinde yapılacak keşif sonunda alınacak teknik bilirkişi raporu ile belirlemek ve krokiye işaretlettirmek, sonucunda 268 ada 1 parsel ile ilgili bu bölüm yönünden hüküm kurmak olmalıdır. Karar bu nedenle bozulması gerekirken onandığından davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenle REDDİNE; (2) numaralı bentte yazılı nedenle davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca KABULÜ ile Dairenin 22.01.2015 tarih ve 2014/22484 Esas, 2015/1440 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, Yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; HUMK'nun 442/1 maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 01.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY ... tarafından açılan, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu uygulamasına dayalı Tapu iptal/terkin davası mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiş, temyizi inceleyen Y.1.HD. "davanın esasına ilişkin olarak verilen, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi kararına ilişkin temyiz talebinin reddetmiş; hükmü sadece hükmün ferilerine ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozmuştur. Böylece hükmün davanın reddine ilişkin bölümü kesinleşmiştir. Hak düşürücü süre nedeniyle verilen davanın reddi kararı; usule ilişkin bir karar olmayıp; maddi hukuka ilişkin bir karardır. Bozma sonrası devam eden yargılama, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkindir. Davanın esasıyla ilgili olarak usulünce devam eden bir dava bulunmadığı sürece; hükmün kesinleşen bölümü kamu düzeni ilkesine aykırı olsa bile; hükmün esası yeniden ele alınarak yargılama ve inceleme konusu yapılamaz. Hükmün kesinleşen bölümlerinin yeniden yargılama konusu yapılması; "usuli kazanılmış hak ilkesi" ile " hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi"ne aykırı olur. Durum böyleyken, mahkemece davanın kesinleşmiş olan bölümleri yönünden yeniden hüküm verilmesi ve bu hükmün temyizi üzerine de Yargıtay ilgili Dairesi'nin hükmün kesinleşmiş bölümü (somut davada davanın esası hakkında) hakkında önceki kararına aykırı nitelikte yeni bir karar vermiş olması; ilk bozma/onama kararıyla diğer taraf yararına oluşmuş olan usuli kazanılmış hak durumunu ortadan kaldırmayacağı gibi, yeni hükme ilişkin olan bozma kararına mahkemece uyulmuş olması da, bu sefer diğer taraf yararına yeni bir usulü kazanılmış hak durumu doğurmaz. Belirtilen hususlar, temyiz incelemesi aşamasında karşı oyumuzda da açıklanmıştır. Bu durumda, karar düzeltme talebinin kabulü ile, davanın esasına ilişkin yerel mahkeme hükümünün davanın reddine karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyorum. Değerli çoğunluğun karar düzeltme talebinin kabulü sonucuna katılmakla birlikte, karar düzeltme gerekçesine katılmıyorum.