T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1180 - 2025/2078 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1180 KARAR NO : 2025/2078 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2022/128 Esas - 2024/97 Karar DAVACI : ÖVGÜ NAKLİYAT MADENCİLİK TURİZM İNŞAAT SA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1180 - 2025/2078 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1180 KARAR NO : 2025/2078 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2022/128 Esas - 2024/97 Karar DAVACI : ÖVGÜ NAKLİYAT MADENCİLİK TURİZM İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : BENNA ASANSÖR İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2021 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile asansör konusunda anlaşma yaptıklarını, davalının anlaşmadan farklı bir asansör takarak ayıplı iş yaptıklarını, davalı firmaya noter aracılığı ile ihtarname gönderdiğini, anlaşma yapılan özellikte olan asansörün takılmasını veya ödemiş olduğu 78.470,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu asansörün 2019 yılında davacıya teslim edildiğini, davacı ayıp ihbarını yasal olarak öngörülen sürede yapmadığını, nitekim davacı tarafça keşide edilen Gebze 10. Noterliğinin 11.03.2021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi içeriğinde asansörün teklif formunda belirtilen özellikler dışında teslim edilmiş olduğunu, asansörün daha sonra kat artışı yapıldığında değiştirileceğinin belirtildiğinin ikrar edildiğini, dava ve ıslah dilekçelerinde de benzer ikrarlar söz konusu olduğunu, davacı taraf, ayıp ihtarnamesi bağlı olduğunu, davacının asansörü teslim aldığı tarihte belirtilen özellikte olmadığını bildiği ihtarname içeriğinden açık bir biçimde anlaşıldığını, bu kapsamda, davacının asansörün kararlaştırılan özellikte olmadığı ve söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğuna dair iddiasının gerçek dışı olduğunun sabit olduğunu, bu sebeple, yasal sürede ayıp ihbarı yapılmadığından davanın reddini, dava konusu asansörün 2019 yılında davacıya teslim edildiğini, söz konusu mal ile ilgili olarak 2021 yılı Mart ayında ayıp ihbarında bulunulduğunu, asansörün teslimi ile ayıp ihbarı arasındaki zaman dilimi oldukça uzun bir süre olup davacının ayıp ihbarında bulunmak için bu kadar süre beklemiş olmasınında hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafın ayıp iddiası gerçek dışı olup davacı tarafın iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca satışa konu asansör yıllarca davacı tarafından kullanılmış olduğunu, davacının zararı söz konusu olmadığını, davanın reddini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KABULÜNE, Davacının davalıdan satın almış olduğu 630 kg, 4,1 kw, 1 m/sn özellikteki asansör motorunun, 800 kg, 6,6 kw, 1.6 m/sn 7 durak özellikteki motor ile ücretsiz olarak davalı tarafından değiştirilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu asansörün ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıp türünün açık ayıp olduğu tespiti yapılmışsa da mahkemenin gizli ayıp olduğu yönünde kanaate vardığını, bu durumda gerekçeli kararda bilirkişi raporunun hükme esas alındığı yer alsa da aslında dosyanın temelini etkileyecek bir husus olan ayıp türü bakımından hükme esas alınmadığının ortada olduğunu, bununla birlikte ayıp türünün ne olduğu fark etmeksizin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, mahkemenin ayıba ilişkin değerlendirme yaparken dava taraflarının tacir olduğu hususunu göz ardı ettiğini; bilindiği üzere tacirlerin, basiretli tacir gibi hareket etme ile yasal süreye uygun olarak muayene ve ihbar yükümlülüklerinin mevcut olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2024 tarih, 2022/128 Esas - 2024/97 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle ücretsiz değişim talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 12.08.2018 tarihli teklif tarihli asansör imal ve montajına ilişkin sözleşme yapıldığı, anılan sözleşmeye göre asansörün elektrik motorunun 800 kg 6,6 kw olacağının kararlaştırıldığı, ancak davalının anılan motoru 630 kg 4,1 kw olarak takmış olduğunun başka bir firmanın yaptığı kontrol sırasında bunun fark edildiği, davalıya durumun ihbar edildiği ancak davalının motoru değiştirmeyi kabul etmediğinden bahisle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça sözleşmedeki 800 kg 6,6 kw kısmının sehven yazıldığı, sözleşmeye göre elektrik motorunun 450 kg olarak kararlaştırıldığı, montaj anında bu motor bulunmadığından kararlaştırılan motordan daha büyük olan 630 kg motor takıldığı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı savunmasıyla davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki ilişki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Eserdeki ayıp maddi veya hukuki ayıp şeklinde de meydana çıkabilir. Maddi ayıp, iş sahibinin ifa menfaatini karşılamaya yönelik olarak sözleşmeyle kararlaştırılan ya da dürüstlük kuralınca taşıması gereken fiziksel niteliklerin eserde bulunmamasıdır. İş sahibinin ifa menfaatini karşılamaya yönelik, sözleşmeyle kararlaştırılan veya sözleşme konusu şeyin maddi yapısına ilişkin özelliklerin ya da dürüstlük kuralınca taşıması gereken fiziki özelliklerin eserde bulunmaması şeklinde de tanımlanabilir (Uçar, A., İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, 2003, s.131). Hukuki ayıplar ise; kanunda belirtilen veya sözleşmede kararlaştırılan niteliklerin yokluğuna sebep olan veya eserin değerini ya da amacını olumsuz yönde etkileyen ve hukuk düzeni dolayısıyla ortaya çıkan ayıplardır. Hukuki ayıplar çoğu zaman kamu hukukunun binalar, makineler, araçlar ve diğer imal olunan şeylerin kullanılması veya işletilmesi için güvenlik veya başka açıdan koyduğu kurallara uyulmamasından ortaya çıkarlar. Ayıbın kamu veya özel hukuktaki bir kurala aykırı olması fark yaratmaz. Fakat ayıba sebep olan hukuk kuralları çoğu zaman kamu hukuku kaynaklıdır (Ergezen, M.: İstisna Sözleşmesinde Tarafların Sözleşmeyi Sona Erdirme Hakkı, 2007, s.76). Hukuki ayıba örnek olarak; eserin fiilen teslimi dışında eserin yapımı sebebiyle vergi dairelerine veya diğer resmî mercilere verilmesi gereken beyanname gibi evrakın hiç verilmemiş olması ya da hatalı kusurlu verilmesi gibi hâller gösterilebilir. Diğer bir ayıp türü de asli ayıp, ikincil ayıp ayırımıdır. Asli ayıplar eserin teslimi anında, eserde bulunan ayıplardır. İkincil ayıplar ise, teslim sırasında mevcut bir ayıbın, teslimden sonra sebep olduğu (örneğin: betonun ayıplı olması yüzünden duvarın yıkılması) ayıplardır. Başka bir anlatımla, eserin teslimden sonra bozulması veya bazı vasıflarını kaybetmesi, daha önceki bir ayıpla bağlantılı ise bu durumda mevcut ayıbın teslimden sonra neden olduğu bir ‘ikincil ayıp’ söz konusudur. Ayıbın türlerinden bir diğeri ise ekonomik ayıp olup, iş sahibi teslim edilen eserden beklediği verimi alamıyorsa eser ekonomik olarak ayıplıdır. Ekonomik ayıp, eserin ekonomik yönden değerine etki edebilecek unsurlardır. Eser sözleşmesinde eserin ayıplı olduğundan bahsedilebilmesi için teslim edilen eserde, yüklenici tarafından gerçekleştirileceği taahhüt edilen olumlu veya olumsuz niteliklerin gerçekleşmemesi ya da eserin kısmen de olsa kendisinden beklenen yararı gerçekleştirmeye elverişli olmaması gerekir. Sözleşmede öngörülenin aksine, doğramaların birinci sınıf kereste yerine üçüncü sınıf keresteden yapılması, tabanın granit kaplama yerine traverten ile kaplanması, bağımsız bölümlere yüksek kapasiteli kombi yerine düşük kapasiteli kombi takılması, TSE'li tesisat ve elektrik malzemesi yerine kalitesiz malzeme kullanılması hâlleri eserin değerini azaltıcı unsurlar olduğundan birer ekonomik ayıp sayılır (Aydemir, E.: Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku, 2009,, s. 268). 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp, gerekse de gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden, yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zaman aşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6077 esas 2022/4952 karar sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Somut olayda; arasında 12.08.2018 tarihli teklif tarihli asansör imal ve montajına ilişkin sözleşme yapıldığı, anılan sözleşmeye göre asansörün elektrik motorunun 800 kg 6,6 kw olacağının kararlaştırıldığı sözleşmenin 2. sayfasındaki “Makine-Motor Sistemi” başlıklı 2. maddesinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde asansörün boyutları, nitelikleri ve kullanılacak malzemenin açıkça kararlaştırıldığı ve anılan asansörün davalı tarafından imal edilip montajının yapıldığı nazara alındığında sözleşmenin 6098 sayılı yasanın 470 vd. maddeleri gereği eser sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Eldeki olayda; sözleşmede belirtilenden daha düşük kapasiteli asansör motoru takılması ekonomik ayıp niteliğinde olup (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/15-252 esas 2020/224 karar sayılı ilamı) mahkemenin bu yöndeki tespiti isabetlidir. Ancak; gerek açık ayıp, gerekse de gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden, yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zaman aşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6077 esas 2022/4952 karar sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Eldeki olayda da; sözleşmenin 5. sayfasında garanti süresi olarak 60 ay/5 yıl olarak belirleme yapıldığından ayıbın gizli veya açık ayıp olması fark etmeksizin davacı iş sahibi bu süre içinde ayıp ihbarında bulunabilecektir. Davalı tarafından yapılan asansör imali ve montajının 2019 yılında yapıldığı, davacının ayıp ihbarında 11.03.2021 tarihinde bulunduğu nazara alındığında ayıp ihbarının garanti süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmış olup, davalının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi olarak değerlendirilerek olayda uygulama yeri olmayan satış sözleşmesi hükümlerine göre yargılama yapılması ve değerlendirmenin buna göre yapılması hatalı olmuştur. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2024 tarih, 2022/128 Esas - 2024/97 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KABULÜNE, 141533059-1 asansör kimlik numaralı 18497 seri numaralı asansöre takılan 630 kg, 4,1 kw, 1 m/sn özellikteki asansör motorun, 800 kg, 6,6 kw, 1.6 m/sn 7 durak özellikteki motor ile ücretsiz olarak davalı tarafından değiştirilmesine, b-Alınması gereken 3.073,95.-TL harcından, peşin alınan 80,70.-TL harç ile 780,00.-TL ıslah harcının mahsubu sonucu eksik kalan 2.213,25.-TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, c-Davacının peşin yatırdığı 80,70.-TL başvurma harcı ile 80,70.-TL peşin harç ve 780,00.-TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ç-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 4.634,25.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00.-TL vekâlet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, e-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00.-TL'nin davanın kabul edilmesine göre, davalıdan tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına, f-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilerek, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.073,95-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 769,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.304,95-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, d-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, f-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, g-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*