T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1118 - 2025/2150 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1118 KARAR NO : 2025/2150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2022/515 Esas - 2024/199 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TURKI…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1118 - 2025/2150 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1118 KARAR NO : 2025/2150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2022/515 Esas - 2024/199 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TURKISH MEDİKAL VE DEZENFEKTAN ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 14/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki ticari anlaşma uyarınca davalıya bir miktar mal teslim edildiğini, daha sonra yine davalı ile anlaşmaları uyarınca teslimi gerçekleşen malların ücretinin ödenmeksizin iade edilmesi gerektiğini, davalının ücret ödemesi gerçekleştirmediğini, malları da iade etmediğini, bunun üzerine Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2022/83781 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine takip başlattığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine Kocaeli Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/109948 Arabuluculuk Numaralı dosyası üzerinden yürütülen arabuluculuk müzakerelerinin de sonuçsuz kaldığını, davanın kabulünü, Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/83781 Esas sayılı icra dosyasında takibin devamını, haksız yere itiraz eden davalının taraflarına %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirket adına düzenlediği faturaya ilişkin malların bir kısmının iade edildiğini, iade edilmeyen kısım için ise davacıya zarara uğrattığını iddia ederek Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2022/83781 sayılı takibini başlattığını, ancak arabuluculuk aşamasında da ileri sürdükleri üzere müvekkilinin söz konusu fatura konusu malları iade ettiğini, bu nedenle davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davacının 1.380,82 kg maske ipliği için düzenlediği 04/02/2022 tarih SER... nolu 9.245,97 USD bedelli faturaya konu istenilen ürünlerin gönderilmediğinden davalı şirket tarafından 15/02/2022 tarihli PME... numaralı 9.245,97 USD bedelli iade faturası kesilerek malların iade edildiğini, davacıya herhangi kesik iade edilen Mal/Ürün olmamasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatıldığını, davalı şirketin haksız takibe itiraz ettiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/83781 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk düzenlenen bilirkişi raporunda davacının alacağı 39.023,38-TL alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, dolayısı ile alacağını TL üzerinden isteyen ve bu miktar ile icraya koyup, itiraz üzerine 101.241,85-TL üzerinden açılan davada alacağının 39.023,38-TL tespit edilmesi nedeniyle alacağının talep edilen miktar kadar olmadığı ortada olduğundan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2024 Tarih - 2022/515 Esas - 2024/199 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/83781 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; davacı taraf, davaya konu fatura konusu malları davalıya gönderdiğini ancak bedellerinin ödenmediğini ve malların da iade edilmediğini ileri sürerek alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu malların iade edildiğini bu nedenle de davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur. Tarafların bu beyanlarından, malların davalıya teslim edildiği, davalının bedelini ödemediği anlaşılmaktadır. Davalı da bedelin ödendiğini değil, sözleşmenin feshedilerek malların iade edildiği, iade faturasının da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu savunmasına dayanmaktadır. Bu durumda malların iade edildiğini davalının ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından, mahkemece dosyaya alınan bilirkişi raporunda; davacının defterlerinin incelendiği, davalının fatura dönemi olan 2022 yılına ait defterlerinin incelenmediği, yine, diğer dönemlere ait defterlerin de tamamının incelenmediğinin belirtilmiş olduğu, davalının iade faturasına ilişkin ise bir inceleme olmadığı görülmektedir. 6100 sayılı yasanın 222-(1) maddesine göre mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Yine aynı maddenin 3. Fıkrasına göre ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. 6100 sayılı yasanın 220/3.maddesi ise belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir şeklinde düzenleme getirmiştir. Eldeki davada, mahkemece; davalı tarafa 22/03/2023 tarihli duruşmada tutulması zorunlu ticari defterlerini ibraz etmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, süresinde defterlerin sunulmaması halinde ibrazdan kaçınmış sayılacağı ve karşı tarafın defterlerinin inceleneceği ve dosya içeriğine göre karar verileceğinin ihtar edildiği görülmüştür. Her ne kadar mahkemece davalı tarafa az yukarıda belirtilen şekilde ticari defterlerin ibrazı için kesin süre verilmişse de verilen kesin sürenin 6100 sayılı yasanın 222-(3) ve 220-(3) maddelerine uygun bir kesin süre olmadığı anlaşılmıştır. Gelinen bu aşamada mahkemece yapılması gereken; davalıya, 2022 tarihlerine ait tutulması zorunlu ticari defterlerini dosyaya sunması veya bulunduğu yeri bildirmesi için uygun bir kesin süre verilmesi, kesin sürede anılan defterlerin sunulmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın 222-(3) ve 220-(3) maddeleri gereğince davalının defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve davacının defter kayıtlarının hükme esas alınacağı hususlarının ihtar edilmesi, defterlerin sunulması halinde bir SMMM bilirkişiden davalının düzenlediği iade faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının değerlendirilmesi ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini ortaya koyar nitelikte taraf ve mahkeme denetimine uygun rapor alınması, iade faturasının davacı defterlerine kayıtlı olmaması durumunda ise sadece iade faturası düzenlemenin malların iade edildiği anlamına gelmeyeceği, malların iade edildiğinin de başka yazılı delillerle ispatının gerektiğinin düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2024 Tarih - 2022/515 Esas - 2024/199 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*