Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi, tam yargı davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesi ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedenleriyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; askerde meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi, tam yargı davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesi ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedenleriyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurucuların adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Fetah Durmaz ve İsmet Durmaz'ın 5/5/2015 tarihli ve 2015/7898 numaralı bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/5534 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların yakını A. Tunceli Hozat Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte iken 26/4/2009 tarihinde saat 45'te, silah sesi duyulması üzerine nöbet kulübesine giren Nöbetçi Astsubay Ü.O. ve birkaç asker tarafından nöbet tuttuğu kulübede başından vurulmuş, sırt üstü yatar vaziyette bulunmuştur. Müteveffa, üzerine zimmetli piyade tüfeğiyle başından vurulması sonucu hayatını kaybetmiştir. A. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı ve 8'inci Kolordu Komutanlığı (Kolordu Komutanlığı) Askerî Savcılığınca olaya ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/7/2009 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizliğine ve dosyanın Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca olaya ilişkin resen başlatılan soruşturmanın evrakı ile anılan görevsizlik kararı üzerine gönderilen dosyanın birleştirilmesine karar verilmiştir. Yapılan olay yeri incelemesi ve kriminal inceleme tutanaklarından, müteveffanın görev yaptığı nöbet kulübesinde kafasından vurulmuş hâlde zeminde yatarken bulunduğu, maktulun alın bölgesinde kurşun giriş deliğinin ve ensesinde kurşun çıkış deliğinin, nöbet mevzisinin üstünde ise kurşun deliğinin bulunduğu, kulübe içinde bulunan boş kovanın müteveffanın üzerine zimmetli silahtan çıktığı, tüfeğin emniyeti açık vaziyette bacaklarının arasında durduğu, tüfeğin yüzeyinin pütürlü olması nedeniyle parmak izi örneği bulunamadığı, müteveffanın sol el parmak uçlarında atış artığına rastlandığı anlaşılmaktadır. 27/4/2009 tarihinde Fırat Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığında gerçekleştirilen ölü muayene ve otopsi işlemi sonrası düzenlenen tutanakta, şahsın ateşli silah bitişik atış yaralanmasına bağlı kafa kemiklerinde kırık, beyin zarları arasında kanama ve beyin dokusu harabiyeti nedenleriyle öldüğü tespit edilmiştir. Olay günü alınan beyanlarında koğuş arkadaşları; müteveffanın içine kapanık bir kişi olduğunu, sıkıntılarını paylaşmadığını ancak yakın zamanda bebeğinin öldüğünü bildiklerini ifade etmişlerdir. Soruşturma aşamasında alınan tanık beyanlarından 25/4/2009 tarihinde müteveffanın koğuş arkadaşlarından olan E.A.nın bankamatik kartının çalınarak bir miktar parasının çekildiği, bu olayda E.A. tarafından müteveffadan şüphelenildiği, nöbetçi astsubayın 26/4/2009 tarihinde er ve erbaşları içtima alanında toplayarak "Arkadaşlar tatsız bir olay var, ben bugün nöbetçiyim sabaha kadar yanıma gelebirsiniz bu olay tatlı bir şekilde çözülsün, yarın bankadan kamera kayıtları istenecek." dediği anlaşılmaktadır. E.A. beyanında; bankamatik kartının kaybolduğunu ve bir dakika arayla iki sefer hesabından para çekilmiş olduğunu, aynı tarihte ve saatte çarşıdaki bankamatikten müteveffanın para çektiğini öğrenmesi üzerine müteveffaya sorduğunda müteveffanın kendi hesabından para çektiğini söylediğini, bankayı aradığında ise müteveffanın hesabından en son 16/4/2009 tarihinde para çekildiğini söylediklerini, bunun üzerine müteveffadan parayı çaldıysa söylemesini istediğini, onun ise parayı çalmadığını söylediğini ancak "Üstüme kalmasın bu suç, ben sana parayı ödeyeyim." diyerek kendisine 130 TL verdiğini, "Kalanı da bir dahaki ay veririm." dediğini ve bu şekilde helalleştiklerini söylemiştir. E.A.; parayı çalan A. değilse diyerek şüpheye düşmesi nedeniyle durumu komutanına anlattığını, komutanın da herkesi toplayıp bu durumu ima ederek "Bana söyleyin, tatlı bir şekilde çözelim." şeklinde beyanda bulunduğunu, bu konuşmadan sonra akşam, müteveffanın kendisinden kalem ve sigara isteyip yanından ayrıldığını, daha sonra onun intihar ettiğini duyduğunu beyan etmiştir. Nöbetçi Astsubay Ü.O. 26/4/2009 tarihinde saat 00'te düzenlediği tutanakta; E.A.nın 30 sıralarında yanına gelerek bankamatik kartının kaybolduğunu söylediğini, şüphelendiği müteveffa ile konuşmak için diğer iki koğuş arkadaşı R.E. ve F.G. ile birlikte berberhaneye gittiklerini, burada sadece konuştuklarını beyan ettiklerini, kendisinin ise bu olaya ilişkin olarak er ve erbaşları toplayıp paradan ve para kaybeden kişiden bahsetmeden bunun tatsız bir olay olduğunu, tatlılıkla çözmek için bu konuyla ilgili konuşmak isteyen olursa görüşebileceğini beyan ettiğini belirtmiştir. Nöbetçi Astsubay Ü.O. Savcılık tarafından alınan beyanında, E.A.nın parasının çalınması olayına ilişkin sürece dair tutanak tuttuğunu belirtmiş ve tutanakta açıklanan ifadeleri tekrar etmiştir. Ayrıca müteveffanın 8/4/2009-19/4/2009 tarihlerinde muhafaza edilmesi için Jandarma Başçavuş F.F.ye 300 TL verdiğini, bu paranın muhafaza altında olduğunu belirtmiştir. Müteveffanın babası başvurucu Fetah Durmaz'ın Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca 4/5/2009 tarihinde müşteki sıfatıyla beyanı alınmıştır. Başvurucu beyanında özetle oğlunun dinî nikâhla yaptığı evliliğini ve bu evlilikten olan çocuğunu bilmediğini ancak böyle bir şeye de ihtimal vermediğini, oğlunun paraya ihtiyacı olmaması nedeniyle hırsızlık yapması için bir sebep de olmadığını, intiharına anlam veremediğini, bir kadınla duygusal ya da cinsel ilişkisi olması nedeniyle baskı ve şiddete maruz kalmış olabileceğini, bu nedenle intihar etmiş olabileceğini düşündüğünü beyan etmiştir. 29/5/2009 tarihinde talimat yoluyla tekrar beyanı alınan müteveffanın babası Fetah Durmaz ve annesi diğer başvurucu İsmet Durmaz; oğullarının askerlikten önce hiçbir ruhsal sorununun bulunmadığını, intihar etmiş olamayacağını, oğullarını bu duruma iten veya vefatına sebep olan kişilerden şikâyetçi olduklarını belirtmişlerdir. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca 21/7/2009 tarihinde, toplanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde müteveffanın nöbet tuttuğu kulübede nöbeti gereği taşıdığı tüfeği kullanarak kafasına ateş edip intihar ettiği, intihar etmesinde başka şahısların kusurlarının ya da teşviklerinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Anılan karar, müştekilere tebliğ edilmesi için Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilmiştir. Başvurucuların ikamet adreslerinde bulunamadıkları gerekçesiyle 11/2/1959 tarihli ve 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesine göre 24/11/2009 tarihinde kapıya asılmak suretiyle tebligat yapıldığının Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünce bildirildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu Fetah Durmaz ve İsmet Durmaz 20/12/2013 tarihinde, soruşturma sürecinde Hozat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen görevsizlik kararının Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca verilen birleştirme kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, 21/7/2009 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edildiği bildirilmiş olsa da Fettah Durmaz'a yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, İsmet Durmaz'a ise hiç tebligat yapılmadığını belirterek anılan kararlara karşı itirazlarını ileri sürmüşlerdir. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Malatya 2'nci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi 21/2/2014 tarihinde başvurucuların itirazlarını esastan inceleyerek reddetmiştir. Mahkeme, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı konusunda bir tespit yapmamış ancak başvurucuların itiraz hakkının korunmuş olması nedeniyle hak kayıpları olmayacağını belirtmiştir. Olayın askerlik hizmeti sırasında meydana gelmesi ve müteveffanın asker kişi olması nedeniyle askerî yargının görevli olduğu, görevsizlik kararıyla gelen dosyanın Askerî Savcılığın resen başlattığı soruşturma evrakıyla birleştirilmesinde hukuki menfaat bulunduğu, anılan husus yönünden de başvurucuların itiraz haklarının korunmuş olması sebebiyle, tebligat yapılmaması nedeniyle hak kayıplarının oluşmadığı belirtilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz; müteveffanın kafasında bulunan mermi giriş ve çıkış deliklerinin başvurucunun atış anında kafasını silaha dayaması sonucu oluşmasının mümkün olduğu, Askerî Savcılık ve Cumhuriyet Başsavcılığının araştırmalarında herhangi bir eksik bulgu veya delile, ölüm olayının gerçekleşmesinde bir başkasının maddi anlamda bir etkisine ve etki etme şüphesine rastlanmadığı, ölüm olayını, müteveffanın üzerine zimmetli silahıyla kafasını hedef alarak ateş etme eylemini gerçekleştirdiğinin şüpheden uzak bir şekilde ortaya konduğu, vefat eyleminin gerçekleşmesinde müteveffanın iradi eylemleri dışında bir başkasının müteveffayı intihara yönlendirme girişiminin olmadığının da dinlenen tanık beyanlarıyla ortaya konduğu gerekçeleriyle reddedilmiştir. Anılan kararın 26/3/2014 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular, otuz günlük başvuru süresi içinde 22/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. B. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvuruculardan İsmet Durmaz ve Fetah Durmaz, oğullarının askerde intiharı sonucu ortaya çıkan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 23/7/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvurmuşlardır. Talebin zımnen reddi üzerine 31/10/2012 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açılmıştır. AYİM İkinci Dairesi tarafından 29/5/2013 tarihinde, davacıların zararı öğrendikleri tarihten yani müteveffa A.nin vefat tarihi olan 26/4/2009 tarihinden itibaren bir yıl içinde idareye başvuruda bulunmaları gerekirken idari müracaat süresi geçtikten sonra 23/7/2012 tarihinde yaptıkları başvuru sonrasında açtıkları davada süre aşımı olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Başvurucular, karar düzeltme talebinde bulunmamışlardır. Başvurucu İsmet Durmaz ve Fetah Durmaz 27/10/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle davada süre aşımı bulunmadığını belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İleri sürülen hususun yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında yer almaması nedeniyle AYİM İkinci Dairesince 4/3/2015 tarihinde talep reddedilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararın 6/4/2015 tarihinde kendilerine tebliğ edilmesinin ardından otuz günlük başvuru süresi içinde başvurucu İsmet Durmaz ve Fetah Durmaz 5/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 25/10/1963 tarihli ve 353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi şöyledir: “Askerî savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ile şüpheli ve suçtan zarar görene bildirilir.Bu karara karşı teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ya da suçtan zarar gören, kararın kendilerine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde kararı veren askerî savcının teşkilâtında olduğu askerî mahkemeye yer itibarıyla en yakın askerî mahkemede itiraz edebilirler. En yakın askerî mahkemenin tayininde kararsızlık olursa, bu husus Millî Savunma Bakanlığınca giderilir. İtiraz isteminde kamu davasının açılmasını haklı gösterecek olaylar ve deliller gösterilir.” 353 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:" İtiraz süresi içinde yapılmamış veya sebep gösterilmemişse veyahut kamu davasının açılması için yeter sebepler bulunmazsa askeri mahkeme itirazı reddeder.(Değişik ikinci fıkra: 29/6/2006-5530/35 md.) Ret kararı suçtan zarar görene; eğer itiraz, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri tarafından yapılmış ise bu makama tebliğ olunur ve ayrıca askerî savcıya ve şüpheliye bildirilir." 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle yargılamanın iadesi istenebilir.a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması;h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması. "