11. Hukuk Dairesi 2022/7280 E. , 2024/3033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1568 Esas, 2022/1261 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/9 E., 2020/131 K. Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi ü
**11. Hukuk Dairesi 2022/7280 E. , 2024/3033 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1568 Esas, 2022/1261 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/9 E., 2020/131 K. Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin " ... ..." markasının 30. sınıfta yer alan mal ve mal gruplarında tescili için yaptığı başvuruya müvekkilinin “... ” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itirazın TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun seri marka algısı yarattığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-8359 sayılı kararının iptaline ve davalının 2018/18553 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin “...” ibareli marka ve tasarımlarını ciddi tanınmışlığa ulaştırdığını, davacı iddiasının aksine tüketicilerin başvuruyu müvekkilinin markalarıyla özdeşleştireceğini, “...” ibaresinin zayıf bir ibare olup kimsenin tekeline bırakılamayacağını, bu ibarenin sektörde birçok firma tarafından kullanıldığını, taraf markaları arasında benzerlik kurulmayacağını, kötü niyet iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru ile müvekkilinin itiraza mesnet markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, “ ...” ibaresinin çatı markası olması nedeniyle benzerlik karşılaştırmasında geri planda bırakılması gerektiğini, markaların tek harf dışında aynı olduklarını, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirileceğini ve seri marka algısı yaratacağını, ortalama tüketici kitlesinin çocuklardan oluştuğunu, müvekkilinin markasını bilen davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira mahkemece hükme esas alınan denetime açık bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, dava konusu başvuruda görsel algıyı ayıcık figürü ile "..." ibaresinin çektiği, davacının ambalaj görseli olan itiraza mesnet markasında ise "..." ibaresinin dikkati çektiği, her iki markada çekişmeli, ayırt ediciliği düşük "..." ibaresi ile "popsy" ibaresinin tali unsur olarak yer aldığı ve dikkati çekmeyecek şekilde konumlandırıldığı, markaları oluşturan unsurların bileşiminin özgün bir karaktere sahip olduğu ve markalar arasındaki farklılığın kolayca algılandığı, markaları bir bütün olarak algılayacak ortalama tüketicilerin başvurunun davacıya ait bir marka olmadığını kolaylıkla algılayabilecekleri, kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.