7. Ceza Dairesi 2010/4100 E. , 2010/17045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kaçakçılık HÜKÜM : Hükümlülüğüne ve müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 26.09.2008 tarihli gerekçeli kararın tebliğine ilişkin 19.12.2008 günlü tebligat belgesinde, tebliğ alan muhtar ve komşu isimleri ve imzalarının tebligat evrakında bulunmadığı
**7. Ceza Dairesi 2010/4100 E. , 2010/17045 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kaçakçılık HÜKÜM : Hükümlülüğüne ve müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 26.09.2008 tarihli gerekçeli kararın tebliğine ilişkin 19.12.2008 günlü tebligat belgesinde, tebliğ alan muhtar ve komşu isimleri ve imzalarının tebligat evrakında bulunmadığı gibi, 5271 sayılı CMK.nun 34/2.maddesinde "kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir" aynı yasanın 232/6.maddesinde, "Hüküm fıkrasında 223.maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin verilen ceza miktarının kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir", hükümlerine aykırı olarak, sanığın yokluğunda verilen anılan kararda, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı ve temyiz şeklinin açıkça gösterilmemiş bulunduğu cihetle, sanığın temyiz isteğinin reddine dair Hatay 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2009 tarihli ve 2008/129-647 sayılı kararı kaldırılarak yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 22.12.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin 5.fıkrasında,"Sanığın yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." 6.fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, B)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir." 9.fıkrasında,"Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir." Hükümleri mevcuttur. Bu yasal düzenlemeler karşısında, Sanık hakkında verilen önceki, mahkumiyet hükümlerinin silinme koşullarının oluştuğu ve tekerrüre esas alınmayacağının mahkemece de kabul edildiği cihetle, silinme koşulları oluşan, eski sabıka kayıtlarının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, bir engel teşkil etmez. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi hususuna gelince; Kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının niteliğine göre öncelikle kamu zararı kavramına açıklık getirilmesi gerekmektedir. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4458 sayılı Gümrük Kanununun 3. maddesinde; "Gümrük vergileri deyimi, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü; Gümrük yükümlülüğü deyimi, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu; İthalat vergileri deyimi, eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri" Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 2.maddesinde; "Gümrük vergileri: Gümrük idaresi veya başka idarelerce, eşyanın ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan vergiler ile diğer mali yükümlülükleri" İfade eder. Hükümleri bulunmaktadır. Bu düzenlemeler karşısında, eşyanın yasal yollardan ithali, eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ve mali yüklerin ödenmesi suretiyle mümkün olmaktadır. Eşyanın yasal olmayan yollardan yurda getirilmesi, yurt içinde alım satıma konu edilmesi halinde ise, ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükler ödenmediğinden, yoksun kalınan bu gelirin kamu zararı olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Kamu zararının belirlenerek sanığa bildirilmesinin gerekip gerekmediği sorununa gelince; Kaçakçılık suçlarında kamu zararının belirlenmesi teknik bir konu olup, yıllara ve eşyanın cinsine göre değişebilen tür ve oranlardaki vergiler ile mali yükleri sanığın belirlemesi ve kendiliğinden kamu zararını gidermesi olanaklı değildir. Diğer yandan, Ceza Muhakemesi Kanununun 231/9 madde fıkrasının değerlendirilebilmesi için, sanığın kamu zararını derhal giderip gideremeyeceğini hakimin bilmesi ve sonucuna göre kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğini tartışabilmesi gerekmektedir. Bu durumda da kamu zararının belirlenerek sanığa bildirilmesi gerektiğinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplamı belirlenip, bu tutarın kamu zararı olduğunun sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanununun 231/9 madde fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, tekerrüre esas olmasa bile kasti suçtan mahkumiyetinin bulunması ve kamu zararının sanık tarafından giderilmediğinden bahisle ve başka bir gerekçede gösterilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerektiğinden, aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.