Başvurucu, yargılandığı dava kapsamında 5 yılı aşan bir süre tutuklu bulunması ve makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, yargılandığı dava kapsamında 5 yılı aşan bir süre tutuklu bulunması ve makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 24/1/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından dosyaya ilişkin görüş sunulmayacağı belirtilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/4/2008 tarih ve 2008/40 sorgu sayılı kararıyla “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla yağma” suçlarından tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/6/2008 tarih ve E.2008/813 sayılı iddianame ile başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında "suç işlemek için örgüt kurmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde yağma, kasten insan öldürmek, kasten yaralamak, hırsızlık, 6136 sayılı Kanuna muhalefet etmek" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 2/12/2013 tarih ve E.2008/192, K.2013/118 sayılı kararıyla başvurucunun suç işlemek için örgüt kurma ve tehdit suçlarından beraatına, yağma, kasten öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından toplam 40 yıl 30 ay hapis ve 000,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına hükmetmiştir. Başvurucu, mahkûmiyet kararı ile birlikte verilen tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2/1/2014 tarih ve 2014/1 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazını reddetmiştir. Başvurucu, bu kararı 20/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 24/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temyiz üzerine, dosya Yargıtay'a gönderilmiştir. Dava temyiz aşamasında derdesttir. UYAP sisteminde başvurucu ile ilgili olarak yapılan araştırmada hakkında kesinleşmiş ve infaz edilmiş başkaca mahkûmiyet ilamları tespit edilmekle, başvurucunun İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/192 sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin tespiti amacıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine yazılan yazıya verilen 18/6/2014 tarihli yazı cevabı ekindeki belgede; “Kurumumuz tutuklusu Yavuz Kumru'nun infaz dosyasının tetkikinde adı geçenin yukarıda adlandırılan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2008 tarih 2008/40 sorgu sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklanarak aynı gün kapatılan Bayrampaşa Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alındığı ve sözü edilen tevkif müzekkeresiyle halen daha Kurumumuzda tutuklu olarak bulunduğu görülmüştür.Tutuklu Yavuz Kumru Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı zaman içerisinde 03/05/2011 tarihi ile 31/12/2011 tarihleri arası Kartal Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008 tarih 2008/78 esas sayılı ilamı ile almış olduğu 1 yıllık hapis cezasını,12/10/2012 tarihi ile 14/11/2012 tarihleri arasında İstanbul Sulh Ceza Mahkemesinin 29/06/2012 tarih 2011/1660 esas sayılı ilamı ile almış olduğu 1 ay 20 günlük hapis cezasını infaz ettiğinden dolayı şahsın bahsi geçen tevkif müzekkeresinden dolayı önce 28/04/2008 tarihi ile 03/05/2011 tarihleri arası, ikinci sefer 31/12/2011 tarihi ile 12/10/2012 tarihleri arası tutuklu kaldığı,14/11/2012 tarihinde sözü edilen tevkif müzekkeresinin infazına yeniden başladığı ve halen daha devam etmekte olduğu görülmüştür.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un maddenin (1) numaralı fıkrasının (h) ve (i) bentleri şöyledir:“ Kasten öldürme suçunun; ….h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla, i) (Ek bend: 29/06/2005-5377 S.K./mad)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,… İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Yağma suçunun; a) Silâhla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,d) (Değişik bent: 18/06/2014-6545 S.K./ md) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,…f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, …..İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.” 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),… (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220)…” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”