Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Bölüm'e gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucu 28/4/2017 tarihli bireysel başvuru dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuş ise de aynı tarihte bireysel başvuru harcının ödendiği anlaşılmıştır. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, uzman doktor olarak görev yapmakta iken 15 Temmuz 2006 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası 1/9/2016 tarihinde 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilmiştir. Başvurucu hakkında 27/9/2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'ye üye olma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, dinî inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından soruşturma başlatılmış ve başvurucu gözaltına alınmıştır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 7/10/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması talebiyle İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu karara itiraz etmiş, İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği 18/10/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede devam eden soruşturma sürecinde İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından itiraz yolu açık olmak üzere 3/3/2017 tarihli tutukluluğun devamı kararı verildiği anlaşılmış ancak bu karara karşı itiraz edilip edilmediği hususunda bir belgeye rastlanmamıştır. Başvurucu 28/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 15/5/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, dinî inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2/7/2018 tarihinde davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemenin Sakarya Ağır Ceza Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir. Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/173 numarasına kaydedilen dava dosyasında 10/8/2018 tarihinde yapılan tensip incelemesi neticesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Mahkemece 28/1/2020 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, isnat edilen diğer suçlardan ise beraatine karar verilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.