T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1567 - 2025/1638 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1567 KARAR NO : 2025/1638 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2025 NUMARASI : 2024/465 Esas - 2025/254 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/12/2025 Mahalli mahkemesince veril…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1567 - 2025/1638 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1567 KARAR NO : 2025/1638 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2025 NUMARASI : 2024/465 Esas - 2025/254 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçelerinde; 01/10/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde yolcu konumunda olan ...'nun vefat ettiğini, müteveffanın annesi, babası ve çocukları olan davacıların ise destekten yoksun kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatının taraflarına ödenmesi için STK 2023.E.62387 sayılı dosya ile başvuru yapıldığını, bahsi geçen dosyada talepleri olmamasına rağmen müteveffanın eşi dahil edilerek hesaplama yapıldığını ve bu hesaba göre taraflarına ödeme yapıldığını, sigorta şirketine sigortalı aracın müteveffanın eşine ait olması nedeniyle eşe destekten yoksun kalma ödemesi yapılmaması gerektiğini, bu nedenle davacılara yapılan ödemenin eksik olduğunu belirterek, şimdilik 100,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacıların destekten yoksun kalma taleplerinin STK 2023.E.62387 sayılı dosyada karşılandığını ve dosyanın karara bağlanarak kesinleştiğini, kesin hüküm itirazları bulunduğunu, itirazları baki kalmak kaydıyla her halükarda hesaplamanın genel şartlara göre yapılması gerektiğini, davacının faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini bildirerek, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “Dava konusu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. Kesin hüküm itirazı ileri sürülen STK 2023.E.62387 sayılı dosyasında aynı kazaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından başvurunun kısmen kabulüne karar verildiği, davacıların talep ettiği alacağın dava konusu ile aynı olduğu ve verilen kararın kesinleştiği görülmüştür. Bu nedenle bu dava yönünden dava konusunun aynı olduğu anlaşılmakla HMK. 114/i maddesinde aynı davanın önceden kesin hükme bağlanmış olması dava şartları arasında sayıldığından, kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceğini, davalı sigorta şirketince düzenlenmiş Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesinin, kişi başına vefat halinde ödenmesi gereken tutarın yapılacak aktüer hesabına göre, destekten yoksun kalanlara ödenmesi gerektiğini, bu kapsamda, Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2023.E.62387 sayılı dosyasında, bilirkişi tarafından tazminat hakkı bulunmayan ve taleplerinde yer almayan eş ... dahil edilerek aktüer hesaplama yapıldığını ve bu hesaba göre de ödeme yapıldığını, ... plakalı aracın müteveffanın eşi ... adına kayıtlı olduğundan ...'nun tazminat talep etme hakkı ve talebi bulunmadığını, aktüer hesabın eş dahil edilmeden müteveffanın annesi, babası ve çocukları dahil edilerek yapılması gerekirken bilirkişi raporunda "TRH 2010 Yaşam Tablosu, %0 Teknik Faiz ve Progresif Rant Yöntemine (%10 arttırım %10 azaltım) göre rapor tarihi itibarıyla hesaplanan toplam destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 2.301.619,16 TL olduğu"nun tespit edildiğini, fakat poliçe teminat limitinin 1.000.000,00 TL olması nedeniyle, poliçe limitine göre dağıtılmış (oranlanmış) tazminat tutarına göre ödeme yapıldığını, söz konusu hesaplamada eş ...'nun bu hesaplamaya dahil edilmemesi gerekir iken, oranlama ve hesaplamanın eş ... dahil edilerek yapılması nedeniyle müvekkilleri aleyhine eksik tazminata karar verildiğini, bu nedenle bakiye tazminatı talep etme zarureti hasıl olduğunu, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle eksik ödenen destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde; "Aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış" olması dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesinde; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kesin hükümden söz edebilmek için ilk kararın mahkemece hükme bağlanması şart olmayıp, uyuşmazlık konusunda tarafların tahkim yoluna gitmeleri halinde, Hakem/Hakem Heyetlerince verilen esasa ilişkin kararların da usulünce kesinleşmesinden sonra, kesin hüküm oluşturacağından aynı uyuşmazlık konusunda yeniden dava açılmaz. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Somut olayda ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere eldeki davanın davacıları tarafından yine eldeki davanın davalısı hakkında aynı olaydan kaynaklı ve aynı kişinin ölümü nedeniyle destekten yoksunluk tazminatı talebine ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2023.E.62387 sayılı dosyasına başvuru yapıldığı, anılan dosyada, “Başvuru sahiplerinin talebinin kısmen kabulüne, ... için 60.993,67 TL ... için 82.859,43 TL, ... için 37.367,40 TL, Hira Köroğlu için 129.069,23TL destekten yoksun kalma tazminatının 06.01.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta kuruluşundan alınarak başvurana ödenmesine, ... 'nun 5.000,00-TL talebinin reddine” karar verildiği, anılan Hakem Heyeti kararının davalı sigortanın itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti incelemesine tabi tutulduğu, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 2023/İHK-53739 sayılı 21.11.2023 tarihli ara kararda “itirazın reddine miktar itibarıyla kesin olarak” karar verildiği, her iki dosyanın taraflarının, dava sebebinin ve müddeabihlerinin aynı olduğu ve eldeki iş bu davadan önce verilip kesinleşen hakem heyeti kararının eldeki dosya açısından kesin hüküm oluşturduğu, artık bu aşamada kesinleşen karara esas bilirkişi raporunun hatalı olduğundan bahisle bakiye tazminat için dava açılamayacağı, bu iddianın hakem dosyasında ileri sürülmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 615,40TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edence yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.