9. Hukuk Dairesi 2011/44697 E. , 2013/31571 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı karşı davalı, cezai şart tutarının faizleri ile birlikte ödetilmesine davalı karşı davacı ise ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, asıl davayı reddetmiş, karşı davayı kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi
**9. Hukuk Dairesi 2011/44697 E. , 2013/31571 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı karşı davalı, cezai şart tutarının faizleri ile birlikte ödetilmesine davalı karşı davacı ise ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, asıl davayı reddetmiş, karşı davayı kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı karşı davalı, davalı işçinin yurt dışı şatış sorumlusu olarak çalıştığını, aralarında yapılan iş sözleşmesinde rekabet yasağı ve cezai şarta ilişkin düzenlemenin de yer aldığını, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada işe başlayarak rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığını ileri sürerek ceza şart alacağı, birleşen dava ile de ihbar tazminatının tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı karşı davacı, işyerinde yaşadığı olumsuzluklar nedeni ile işten ayrıldığını, davacı işveren nezdinde çalıştığı işten farklı bir alanda çalıştığını, rekabet yasağını ihlal edecek bir görevde bulunmadığını, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart süresinin uzun olduğunu, çok geniş bir alanda çalışma yasağına yönelik bir düzenleme yapıldığını, yer olarak sınırlama getirilmediğini, bu nedenle cezai şart hükmünün geçerli kabul edilemeyeceğini, savunarak davanın reddini istemiş, karşı davası ile maaş, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacağının tahsilini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı-karşı davacı işçinin vermiş olduğu istifa dilekçesi altına işverece ihbar öneli kadar çalışması gerektiği yönünde kayıt konmayıp "olur" şerhi düşüldüğü, istifa dilekçesinin iş akdini sona erdirme yönünde icap olarak değerlendirilerek bu icabın işveren tarafından ihbar öneli kullanılması yönünde ihtirazı kayıt sürülmeden kabul edildiği, bu şekilde taraflar arasında ikale sözleşmesi yapıldığı bu nedenle davacı-karşı davalı şirketin talep ettiği ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmadığından rekabet yasağı şartının da geçerli olmadığı, davalı-karşı davacı işçinin ise ücret ve yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesi ile davacı-karşı davalının davasının reddine davalı -karşı davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı-karşı davalı işveren temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin sözleşme yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet sözleşmesi süresi içinde yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. İş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizlik iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturur. Bu rekabet yasağının sözleşmeden veya kanundan kaynaklanmasının hukuki sonuçları ile aynıdır. Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemektedir. Rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır. Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren cezai şart istemine yönelik dava açısından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2- Davalı-karşı davacı işçi 26/04/2010 tarihli istifa dilekçesinde haklı nedene tutunmamış ve 4857 sayalı Kanunun 17. maddesinde belirtilen ihbar önellerine uymamıştır. Yargılama sırasında da ihbar önellerine uymadan gerçekleştirdiği feshin haklı nedenle yapıldığını kanıtlayamadığından davacı-karşı davalı işverinin ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.