T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:... ... VEKİLİ : Av. ...-…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:... ... VEKİLİ : Av. ...-... DAVANIN KONUSU : Borçtan Kurtulma Davası G.KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı tarafa senetten doğan 100.000 TL değerinde borcu bulunmadığını, davacının, davalının da bulunduğu... Rent a Car (.../... ... Mah., .... Sok., ... Sitesi, no:..., .../...) firmasından 29/10/2022 tarihli kira sözleşmesi uyarınca... plakalı aracı kiraladığını, kiralama esnasında firmanın, müvekkilinden, 29/10/2022 tanzim, 10/11/2022 vade tarihli 100.000 TL değerinde boş teminat bonosu aldığını, 30/10/2022 tarihinde, saat 13.00 sıralarında davacı, kiraladığı araç ile ... İlçesi, ... köyünde ... ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile yaralanmalı, maddi hasarlı kaza yaşadığını, davalı tarafından rent a car olarak kiralanan aracın sigortası incelendiğinde sadece "zorunlu mali sorumluluk" kapsamında ETHICA Sigorta'ya yaptırıldığının gözüktüğünü, oysa Rent a Car olarak verilen araçların kasko sigortası yaptırması zorunlu iken, davalı tarafından bu sigortanın yaptırılmadığını ve sorumluluğunun yerine getirilmediğini, kiralanan aracın kasko sigortası yaptırılmış olsaydı, kaza sonucu meydana gelen zararı sigorta şirketinin karşılayacağını, kazaya karışmış olan aracın tamir ettirildiğini bugün hala kullanılmaya devam edildiğini, müvekkilinin, davalıya değişik tarihlerde toplam 7.400,00 TL ... hesabından para havalesi gönderdiğini, icra takibine dayanak yapılan senedin, davalı tarafından doldurularak işleme konulduğunu, davacının, davalı borçluya böyle bir borcu bulunmadığını, senette; borcun malen veya nakden ahz olduğunun belli olmadığını, araçta meydana gelen hasarın, davalı tarafından zorunlu kasko sigortası yaptırılmış olsa, sigorta şirketi tarafından karşılanacağını belirterek, .... İcra Dairesi'nin.... esas numaralı takibine işleme konulan 29/10/2022 tanzim, 10/11/2022 vade tarihli 100.000 TL bedelli senetten borçlu olmadığının testpitine, davacı aleyhine davalı tarafından açılmış olan haksız icra takibi nedeniyle davalının icra tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflarınca davacı aleyhine ...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını ve ödeme emrinin davacı-borçlu tarafa 20/12/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davacı-borçlunun işbu takibe itiraz etmediğini, davacı tarafından icra takibine konu 29/10/2022 düzenleme, 10/11/2022 vade ve 100.000-TL bedelli senedin teminat senedi olduğu ve söz konusu teminat senedi nedeniyle herhangi bir borcu olmadığının iddia edildiğini, bu iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, nitekim senedin teminat senedi olduğunu iddia eden tarafın iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, ispat külfeti altında olan tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, zira HMK’da yazılı delile karşı yazılı delille ispat kuralı bulunduğunu, yerleşik içtihatlar doğrultusunda, senedin üzerinde “teminat senedidir” ibaresi bulunsa dahi bu hususun tek başına ispat için yeterli olmadığını, senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığının açık bir şekilde yazılması gerektiğini veyahut sözleşme üzerine teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiğini, aksi takdirde kambiyo senedi mücerretlik ilkesi gereği temel borç ilişkisi sona erse dahi ki işbu somut olayda temel borç ilişkisinin sona ermesi halinin de söz konusu olmadığını, geçerliliğini koruduğunu, somut olayda, icra takibine konu senedin teminat senedi olmadığını, nitekim davacı tarafından da senedin teminat senedi olduğu iddialarına dayanak olarak herhangi bir somut delil sunulamadığını, bu nedenle söz konusu iddiaların ve işbu davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça ayrıca icra takibine konu senedin boş olarak alındığının iddia edildiğini, bu iddiayı kabul etmediklerini, icra dosyası içerisindeki senet incelendiğinde görüleceği üzere; taraflarınca davacı-borçlu aleyhine başlatılan takibe esas senedin TTK'da belirtilen bütün geçerlilik şartlarını sağladığını, takibe dayanak gösterilen 100.000-TL'lik senedin, davacı taraf ile müvekkilinin anlaşması neticesinde kendi hür iradeleri ile tüm zorunlu unsurları içerir şekilde düzenlenerek imza altına alındığını, kaldı ki davacı tarafından da dava dilekçesinde dava konusu senedin düzenleme tarihi, vade tarihi ve miktarının taraflar arasında belirlendiğinin belirtildiğini, ayrıca davacı tarafından işbu takibe karşı ödeme emri tebliğ edildikten sonra itiraz edilmediği hususunun da Mahkemece dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafın, davalı müvekkili kiralanan aracın Kasko sigortasını yapmadığından bahisle 30/10/2022 tarihinde kendi kusuruyla sebebiyet verdiği kazadan sorumlu tutmaya çalıştığını, ancak müvekkiline ait aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olup, müvekkilinin aracını Kasko Sigortası yapmak mükellefiyetinde de olmadığını, müvekkiline isnat edilen ve yüklenen sorumluluğun kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkilinin, aracın kiralanmasına ilişkin gerekli olan tüm prosedürlere uygun davrandığını, sorumluluğunun gerektirdiği şekilde hareket ettiğini, iddia olunanın aksine akdedilen sözleşmeye aykırı şekilde hareket eden tarafın davacı taraf olduğunu ve bu hususa ilişkin tüm sorumluluğun da davacıda olduğunu, dosya içerisindeki kaza tespit tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere; davacı tarafın meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının anılan araç ile yapmış olduğu kazadan dolayı müvekkilinin aracının hasar gördüğünü, aracın tamir edildiği sırada davalının araçtan beklediği kazancı sağlayamadığını, kendi ihtiyaçları için kullanamadığını ve aracın anılan kazadan dolayı değer kaybına uğradığını, sadece bu hususun dahi davacının davalıya herhangi bir borcu olmadığı iddialarının mesnetsiz olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, ayrıca davacı tarafın müvekkiline ödeme yaptığına ilişkin beyanlarını kabul etmediklerini, bu hususta anılan ödemelerin kime ve ne için yapıldığının dekont ve tarafların banka hesap hareketleri incelenerek değerlendirilmesi taleplerinin bulunduğunu, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının borçtan kurtulma davası açabilmesi için gerekli olan hukuki yarar koşulunun mevcut olmadığının da açık olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden (%20) az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf her ne kadar takibe konu senedin araç kiralama karşılığında boş teminat bonosu olarak verildiğini iddia etmiş ise de, senet üzerinde senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibareye rastlanılmadığı, bir senedin teminat senedi olması için bunun açıkça yazılı olması gerektiği, iddiaya konu kira sözleşmesi incelendiğinde sözleşmede de davaya konu senede atıf yapılmadığı hususları nazara alındığında, senedin iddia edildiği gibi teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığını, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece sadece senet metninde teminat ibaresi bulunmamasına dayanarak senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını “ispatlanamadığı” gerekçesi ile davanın reddi yönünde hüküm kurduğunu, oysaki Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları, teminat senedinin yalnızca metinle değil, taraflar arasındaki ilişki, senedin veriliş amacı ve olayın bütünlüğü üzerinden değerlendirileceğini açıkça ortaya koyduğunu, davanın reddine ilişkin bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yanca araca kasko sigortası yaptırmamasından doğan zararın müvekkilinden teminat senedi ile tahsilinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalının sahibi olduğu... Rent a Car (.../... ) firmasından 29/10/2022 tarihli kira sözleşmesi uyarınca ... plakalı aracı kiraladığını, kiralama esnasında firmanın, müvekkilinden 29/10/2022 tanzim, 10/11/2022 vade tarihli 100.000 TL değerinde boş teminat bonosu aldığını, 30/10/2022 tarihinde, saat 13.00 sıralarında davacının, kiraladığı araç ile ... İlçesi, ... köyünde ...l'in sevk ve idaresinde bulunan.... plakalı araç ile yaralanmalı, maddi hasarlı kaza yaşadığını, bu kaza sonucunda maddi hasar meydana geldiğini, davalı yanın kiralanan aracın sigortasını sadece "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası " kapsamında Ethica Sigorta'ya yaptırdığını, kasko sigortası yaptırmadığını, oysa Rent a Car olarak verilen araçların kasko sigortası yaptırması zorunlu iken, davalı tarafından bu sigorta yaptırılmayıp, kendi sorumluluğunun yerine getirilmediğini, kiralanan aracın kasko sigortası yaptırılmış olsaydı, kaza sonucu meydana gelen zararı sigorta şirketinin karşılayacağını, ancak davalının, kasko sigortası yaptırmamak suretiyle araç kira sözleşmesinden doğan asli edimini ihlal ettiğini, kazanın doğurduğu zarardan müvekkilinin zarardan sorumlu olmasına, bizzat kendi kusuruyla neden olduğunu, bu durumda meydana gelen kazaya dayanılarak davacı müvekkiline borç yükletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kira sözleşmesine dayalı kiralama bedellerinin havale ile davalıya ödendiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde borcu bulunmadığını, bu nedenle davaya konu senedin teminat amacıyla verildiğinin ortada olduğunu, müvekkilinin, davalı tarafa ait ... Rent a Car firmasından araç kiraladığını, kira bedellerini banka havalesi yoluyla, düzenli ve eksiksiz şekilde ödediğini, bu durumun kira ilişkisine dayalı olarak müvekkilinin borçlarını ifa ettiğini açıkça gösterdiğini, müvekkili tarafından, davalıya 07/10/2022 tarihinde 1.400,00 TL, 11/10/2022 tarihinde 700,00 TL, 12/10/2022 tarihinde 1.200,00 TL, 15/10/2022 tarihinde 1.600,00 TL ve 18/10/2022 tarihinde 2.500 TL olmak üzere toplamda 7.400,00 TL araç kiralama bedeli gönderdiğini, mahkemenin gerekçeli kararında da, davacının ... hesabı üzerinden, davalının banka hesabına gönderilen bu havalelerin dekontlarındaki açıklamalarda ''araç kiralama bedeli '' olarak geçtiğinin belirlendiğini, dolayısıyla davalı tarafından icra takibine konu edilen 100.000 TL bedelli senedin, kira bedelinden ayrı ve bağımsız bir borç ilişkisine dayandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira müvekkilinin kira bedellerini zaten ödediğini ve ek bir borç doğuracak herhangi bir hukuki nedenin bulunmadığını, kabul manasına gelmemek şartıyla, müvekkilinin araç kiralama bedellerini yatırdığı ortadayken, senedin tekrar icra işlemi yapılarak 2. defa tahsilatının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiğinin delillerle sabit olduğunu, yerel mahkemece, senet metnine dayanılarak; olayın oluş biçimi, sözleşme ilişkisi ve tarafların beyanları bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişki doğrultusunda bir değerlendirme yapılmadığını, oysa somut olaya bakıldığında senet, araç kiralama sözleşmesi yapılırken alındığını, işbu hukuki ilişkinin sınırları etrafında kaldığını 3. Kişiye devredilmediğini, dolayısıyla senedin taraflar arasındaki asıl borç doğurucu olan kira ilişkisi içerisinde verildiğinin sabit olduğunu, bu durumda senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini, taraflar arasındaki kira, acente veya hizmet ilişkilerinde verilen boş senetlerin teminat senedi niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kiralama sektöründe bu tür teminat senetlerinin alınması yaygın bir uygulama olup senedin tanzim tarihi ile kira sözleşmesi tarihi arasındaki örtüşme, teminat amacıyla verildiğinin güçlü bir göstergesi olduğunu, teminat senedinin borç senedi olarak kullanılmasının hukuken ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı tarafın, söz konusu teminat senedini aracın kaza geçirmesinin akabinde haksız ve kötü niyetli bir şekilde doldurup icra takibine konu ettiğini, bu davranışın, Borçlar Kanunu m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralına açık aykırılık teşkil ettiğini, zira davalının, teminat amacıyla aldığı senedi, kiraya veren olarak kendi kusurunu gizlemek ve haksız bir menfaat elde etmek amacıyla borç doğurucu belge haline getirdiğini, somut olayda, senedin düzenlenmesine sebep olan kira sözleşmesi kapsamında müvekkilinin herhangi bir nakdi borcu bulunmadığını, araç kiralama bedeli ödendiğini, davalı tarafından icra takibine konu edilen senet, hukuki dayanağı olmayan bir teminat senedi olduğunu, teminat amacıyla alınan senedin, teminat ilişkisi dışında doldurularak takibe konulması, kötü niyetli takip niteliğinde olup borçlunun bu senetten dolayı sorumlu tutulamayacağını, TBK 301 maddesi gereği kiraya verenin özen borcu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin zarardan sorumlu tutulamayacağını, davalı, kendi kusuru ve özen eksikliği sonucu oluşan zararı müvekkiline yüklemeye çalıştığını, bunun da dürüstlük kuralına açık aykırılık teşkil ettiğini, şöyle ki davalının zorunlu kasko sigortasını yaptırmamış olması şeklinde cereyan eden kusurlu hareketi neticesinde, davacının kiralanan araçtaki zarardan sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle beraber, meydana gelen kazada zarar tespit edilip yapılacak yargılama sonucunda tarafların sorumluluğuna gidilebilecekken davalının teminat senedini borç senedi olarak himayesi altına alması kabul edilemeyeceğini, dava konusu senedin teminat senedi niteliğinde olup davalının, kasko yaptırma yükümlülüğünü ihlal ederek zarara bizzat sebep olduğunu, davalının kendi kusurunu gizlemek ve haksız kazanç sağlamak amacıyla teminat senedini doldurarak icra takibine konu etmesinin, kötüniyetli , hukuken haksız ve mesnetsiz olduğunu, senette borcun malen veya nakden ahz olunduğu kısmının boş bulunmasının dikkate alınmadığını, ayrıca davalı yanın kazadan dolayı uğramış olduğu zararın tespiti yapılmadığı gibi, sigorta şirketinde de davalının zararını tanzim ettiği belli olmadığını, davalı yanca müvekkilinden 2.defa tahsil edilmeye çalışılan teminat senedi ile haksız yere kazanç sağlamaya yönelik olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklı olarak verildiği iddia edilen kambiyo senedine karşı menfi tespit talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1. maddesi gereğince kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda "Sulh Hukuk Mahkemesi" görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Eldeki davada, davacı vekili, icra takibe konu senedin, kira sözleşmesinden kaynaklı olarak verildiğini iddia ettiğinden, görevli mahkeme de, iddia edilen hukuki ilişkiye göre belirlenmelidir. Nitekim, uyuşmazlık, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı ile senedin, kira sözleşmesi kapsamında verilip verilmediği noktasındadır. O halde, ilk derece mahkemesince, kira sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıkta, Sulh Hukuk Mahkemelerin görevli olduğundan, HMK'nin 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca usul (görev) yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmesine karşın, esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2025 tarih,...Esas...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.05/02/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.