8. Hukuk Dairesi 2012/12611 E. , 2013/13623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Yargılamanın iadesi ... ile ... ve ... aralarındaki yargılamanın iadesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.05.2012 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davalı ... vekili 10.03.2010 havale tarihli dilekçesi ile ... İlçesi, ... Köyü, Kavak mevkiinde bulunan 4
**8. Hukuk Dairesi 2012/12611 E. , 2013/13623 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Yargılamanın iadesi ... ile ... ve ... aralarındaki yargılamanın iadesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.05.2012 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davalı ... vekili 10.03.2010 havale tarihli dilekçesi ile ... İlçesi, ... Köyü, Kavak mevkiinde bulunan 44 parsel sayılı taşınmazın maliki iken ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/66 Esas ve 2000/277 Karar sayılı hüküm ile uyuşmazlık konusu taşınmazın 628,18 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile tescil dışı bırakılmasına karar verildiğini, hükmün onanarak kesinleştiğini, kıyı kenar çizgisinin Kıyı Kanunu ve Yönetmeliklere uygun bir biçimde belirlenmemesi sebebiyle ... 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 2008/1705 Esas ve 2009/1475 Karar sayılı ilam ile kıyı kenar çizgisinin iptal edildiğini açıklayarak yargılamanın iadesini talep etmiştir. Davacı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle yargılamanın iadesi sebeplerinin gerçekleşmediğini, İdare Mahkemesi kararlarının icra-i etkisinin olmadığını açıklayarak talebin reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile "18.03.2012 tarihinde bilirkişi ve ekindeki krokiye göre YENİ oluşturulan kıyı kenar çizgisi esas alınarak dava konusu ... İlçesi, ... Köyü, 44 parsel numaralı taşınmazın yüzölçümüne göre alan haritasının yeniden belirlenerek kırmızı ile belirtilen kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve daha önceki yargılamada kıyıya terk edilen 384,71 m2'lik yerin tescil haricine bırakılmasına yönelik Mahkememizin 1999/66 Esas-2000/277 Karar sayılı ilamın ortadan kaldırılarak ve bu yerin dava konusu taşınmaza dahil edilerek bilirkişi raporundaki krokide olduğu şeklinde 1836,41 m2 yüzölçümü ile tapuya davacı adına kayıt ve TESCİLİNE.... " karar verilmesi üzerine hüküm ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava; yargılamanın yenilenmesine ilişkindir. Mahkemece, koşulları oluştuğu gerekçesi ile talebin kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan kıyı kenar çizgisinin ... İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini, ... tarafından açılan davada verilen ve kesinleşen hükmün tapunun iptaline ilişkin hükmün gerekçesinin iptal olunduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur. ... vekili, 26.01.1999 tarihli dava dilekçesinde 44 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile kumsal alan olarak tescil dışı bırakılmasını istemiş, mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 44 parsel sayılı taşınmazın 628,18 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kalması nedeniyle bu bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile tescil dışı bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... Buğaz vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 12.02.2002 tarih ve 94/1723 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmış ve karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine aynı Daire'nin 24.02.2003 tarih ve 124/1619 Esas ve Karar sayılı hükmü ile istemin reddine karar verilerek aynı tarihte hüküm kesinleşmiştir. Dosya kapsamına göre ... 1. İdare Mahkemesi'nin 04.08.2009 tarih ve 1705/1475 Esas ve Karar sayılı hükmü henüz kesinleşmemiştir. Yerel mahkemenin 27.11.2000 tarih ve 66/277 Esas ve Karar sayılı hükmü jeoloji bilirkişileri ... .... ve ... tarafından düzenlenen 21.04.2000 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen kıyı kenar çizgisi esas alınarak kurulmuştur. 20.04.2000 tarihli fen bilirkişi raporunda da idarece çizilen kıyı kenar çizgisi ile Jeoloji Bilirkişi Kurulu'nca düzenlenen kıyı kenar çizgisinin birbirinin aynı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 375/g maddesinde "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması..." yargılamanın iadesi sebebi olarak öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu olayda İdare Mahkemesi kararının kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmadığı gibi yerel mahkemenin hükmü yukarıda açıklanan bilirkişi kurulu tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi esas alınarak kurulmuş olup, İdare Mahkemesi'nce iptal edilen İdarece tespit edilen kıyı kenar çizgisi tek başına hükme dayanak teşkil etmemiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.1997 tarih, 1996/5 Esas, 1997/3 sayılı Kararında ".. . kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevi Adli Yargıya aittir. Ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde İdari Yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya İdari Yargı tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin Adli Yargı tarafından saptanması gerektiğine..." karar verilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararına göre İdarenin çizdiği kıyı kenar çizgisi mahkemeye bağlayıcı nitelikte değildir. Mahkemeler teknik bilirkişilere kıyı kenar çizgisi çizdirerek bilirkişilerce belirlenen bu kıyı kenar çizgisine esas alarak hüküm kurabilirler. Yukarıda tarih ve numarası açıklanan ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait dava dosyasının keşfi sırasında, kıyı kenar çizgisi 3621 sayılı Kanunu'nun 5 ve 9.maddeleri uyarınca mahkemece uzman bilirkişiler aracılığı ile tespit edilmiş, 44 parselin 627,18 m2'lik bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı anlaşıldığından, bu bölümün tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiştir. Başka bir anlatımla; yargılamanın yenilenmesine konu dava dosyasında, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesinde 1987 yılında onaylanarak kesinleşen ve idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi esas alınmamış, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mahkemece zemin üzerinde uzman bilirkişiler aracılığı ile bizzat belirlenmiştir. ... 1. İdare Mahkemesi'nin 2008/1706 Esas ve 2009/1475 Karar sayılı iptal kararı 1987 yılında idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine ilişkin işlemin iptaline yöneliktir. Yargılamanın yenilenmesine konu dava dosyasında, kıyı kenar çizgisi mahkemece uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlendiğine, 1987 yılında idarece yapılan kıyı kenar çizgisi esas alınmadığına ve ... İdare Mahkemesi'nin iptal hükmü idarece belirlenen işlemin iptaline ilişkin bulunduğuna göre, aşamalardan geçerek kesinleşen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.09.2000 tarih 1999/66 Esas, 2000/277 Karar sayılı ilamı halen ayakta olup, mahkemece belirlenen kıyı kenar çizgisini değiştiren ya da ortadan kaldıran bir hüküm bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, ... İdare Mahkemesi'nin iptal kararı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararı etkileyecek mahiyette olmadığı gibi, kesinleşmiş önceki ilamda idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar edilmediğinden yargılamanın yenilenmesi koşulları da oluşmamıştır. Hal böyle olunca; yargılamanın yenilenmesi koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinden bahsedilemez. Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.