7. Hukuk Dairesi 2013/10525 E. , 2013/17633 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 01.08.2006 tarihinden itibaren çalışmakta olduğunu, 01.03.2010 tarihli ihtarname ile iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, son net ücretinin 800,00 TL olduğunu, davalı tarafından keşide edilen ihtarname…
**7. Hukuk Dairesi 2013/10525 E. , 2013/17633 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde 01.08.2006 tarihinden itibaren çalışmakta olduğunu, 01.03.2010 tarihli ihtarname ile iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, son net ücretinin 800,00 TL olduğunu, davalı tarafından keşide edilen ihtarnamedeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalının ayrımcılık yaparak, başta kaza yapan şoförlerin iş akdi devam ederken, kendisinin iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, tazminatlarının ödenmediğini, 14 günlük izin alacağının kullandırılmadığından bahisle; Kıdem ve İhbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının işyerine ait 34 ... plakalı araç ile 24.02.2010 tarihinde park halinde bulunan bir araca arkadan çarptığını, trafik kaza tutanağında davacının asli kusurlu olduğunun kabul edildiğini, aracın pert haline geldiğini, davacının iş sözleşmesinin işçinin 30 günlük ücreti aşacak şekilde işverene zarar vermesi sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/ll-ı bendim uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının bir yıllık izin alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, “taraf tanıklarının beyanlarından davacı ile aynı konumda bulunan ve kullandığı aracın pert olmasına sebebiyet verecek şekilde kaza yapan diğer işcilerinin karıştığı trafik kazaları da olmasına rağmen, bu işçilerin iş akitlerinin feshedilmediği, bu nedenle eşit işlem yapma borcuna davalı tarafından uyulmadığı” gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti talebinin kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir . Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir . Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır. Somut olayda, davacının, mülkiyeti davalı işverene ait olan 34 ... plakalı araçla 24.2.2010 tarihinde, duran araca arkadan çarpmak suretiyle asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği ve bu kaza sonucu sigorta bedeli 16.260,26 TL olan aracı hurdaya (pert)çıkardığı sabittir. Verilen zarar, davacının 30 günlük ücret tutarı olan 800,00 TL’den kat be kat fazladır. Davalının, davacı işçinin iş akdini, 4857 sayılı Yasanın 25/ll-ı bendi gereğince haklı nedenle feshettiği hususu tartışmasızdır. Buna rağmen, mahkemece, olayda hiç uygulama yeri olmayan, işverenin işçiler arasında eşit işlem borcu ilkesinden bahsederek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.