11. Hukuk Dairesi 2019/4895 E. , 2020/3680 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 29.03.2019 tarih ve sayılı 2017/433-2019/178 kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki di…
**11. Hukuk Dairesi 2019/4895 E. , 2020/3680 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 29.03.2019 tarih ve sayılı 2017/433-2019/178 kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Bitlis Polis Meslek Yüksek Okulunda gerekli izinleri alarak, bandrollü ve yasal hiçbir engeli olmayan kitap satışı yaptığını, davalının, davacının kitap sattığı yerlere giderek "davacının sattığı kitapların korsan olduğunu, satın alanların kandırıldığını, dolandırıldığını, sahtecilik yapıldığını" söyleyerek davacının ticari itibarına zarar verdiğini, davalının bu eylemlerinden dolayı davacıdan kitap alan kişilerin toplam 9.320,00 TL siparişlerini iptal ettiklerini, davacının, bunun için 611,19 TL'lik kargo masrafı yaptığını, davacının iptal taleplerini görüşmek için yol, yakıt ve konaklama masrafı yaptığını, davacının bu konularda ve iptal edilen sipariş bedelleri ile kargo bedelinden oluşan toplam zararının 10.500,00 TL olduğunu beyan ederek 10.500,00 TL'nin ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesindeki iddiaların uydurma olduğunu, davacının kardeşi olduğunu sandıkları Muammer Gürel'in 02.03.2012-19.04.2012 tarihleri arasındaki dönemde davalının yanında çalıştığını ve çalışan bayanlara sarkıntılık yaptığı için işten çıkarıldığını, davanın açılmasının sebebinin bu konuda oluşan husumet olduğunu, TTK'da yer alan haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, aynı kitapevine ait kitapların aynı yerde satılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, tarafların aynı basım-yayın evine bağlı satıcılar olarak kitap satışını yaptığını, davacı tarafından yapıldığı beyan edilen karalamaları kabul etmediklerini, davacı ile aynı kitapların satışını yapan davalının bu kitapları karalama imkanının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.