11. Hukuk Dairesi 2023/2422 E. , 2024/4947 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/338 Esas, 2022/339 Karar HÜKÜM : Feragat nedeniyle ret Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalının tavzih talebi üzerine 29.11.2022 tarihli karar ile kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. Mahkeme kararı ve ek karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vek…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2422 E. , 2024/4947 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/338 Esas, 2022/339 Karar HÜKÜM : Feragat nedeniyle ret Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalının tavzih talebi üzerine 29.11.2022 tarihli karar ile kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. Mahkeme kararı ve ek karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacılar ..., ..., ve ... vekili Avukat ... ile davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı ... vasileri dava dilekçesinde; kısıtlı ...'e vasi olarak atandıklarını, kısıtlı ... hakkında akıl hastalığı ve zayıflığı nedeniyle kısıtlanma kararı bulunduğunu, kısıtlı hakkında icra takibine girişen davalının elindeki borç belgesi yazılı adi senedin kısıtlının hastalığın etkisi altında olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı bir dönemde hile ile kendisine imzalattırılmış bir belge olabileceği gibi imzanın sahte de olma ihtimali bulunduğunu, davalının 2.350.000,00 TL gibi yüksek bir meblağda kısıtlıya borç verebilecek ekonomik güce sahip olmadığını, buna karşılık kısıtlının bankalardaki nakit mevduatının 15.000.000,00 TL civarında olduğunu, 28 adet taşınmazı bulunduğunu ve yüksek kira gelirine sahip olduğunu, kısıtlının banka kredi faiz oranlarından çok yüksek bir faiz oranıyla davalıdan borç para almasının izah edilebilir bir tarafı bulunmadığını ileri sürerek vasisi oldukları kısıtlı ...'in davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu belgenin kısıtlı ...'in kısıtlanmasından 2 yıl önce düzenlendiğini, imza inkarında bulunulmadığını, bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, davalı hakkında dolandırıcılık suçlaması ile yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, ticaret adamı olan ...'in borç para almasının mümkün olduğunu, davacıların bu yöndeki iddialarının soyut ve dava ile ilgisiz iddialar olduğunu, kısıtlı ...'in borç senedini verdiği 21.02.2008 tarihinde temyiz kudretine sahip, kendi işlerini kendisi takip eden bir çok resmi işlem yapan, tapuda ve bankalarda işlem yapan bir kişi olduğunu, davacıların sırf borcu ödememek için kısıtlılık mazeretini ileri sürdüğünü savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin 14.10.2015 tarihli 2012/682 E., 2015/408 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.06.2018 tarihli 2016/19766 E., 2018/3394 K. sayılı kararıyla davacıların sair temyiz itirazlarının reddi ile davacı ... vasileri, davaya konu belge aslının dosyaya ibrazı ile belge üzerinde sahtelik ve imza incelemesi talep ettiği halde dosya kapsamında davalı tarafça belge aslının Mahkemeye sunulduğuna dair bir bilgi bulunmadığı, bu durumda Mahkemece davaya konu belge aslının dosyaya ibrazı sağlanarak davacı kısıtlının belgenin düzenlendiği tarihten önceki tarihli imzalı mukayese belge asıllarının taraflardan sorularak ilgili yerlerden getirtilip, imza incelemesi yaptırıldıktan ve davaya konu belgenin de konu olduğu Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/33246 numaralı soruşturma dosyasının da sonucu sorularak, ceza davası açılmışsa sonucunun bu davaya etkisi düşünülüp değerlendirilerek, gerektiğinde sonucunun beklenmesi ve deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur. Davacılar vekilinin karar düzeltme talebi de Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.07.2019 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda müteveffanın tatbiki imzaları toplanarak imza incelemesi yapıldığı, 21.03.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davanın dayanağı olan borç belgesindeki imzanın müteveffa Sabri Yedikardeşler'in eli mahsulü olduğunun tespit edildiği, bilahare davacılar vekillerinin 28.09.2022 tarihli oturumdaki beyanları ile aynı oturumda ibraz ettikleri 27.09.2022 tarihli dilekçelerinde icra takibinin kalkması nedeniyle davadan feragat ettiklerini beyan ettikleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci ve devamı maddeleri uyarınca davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili 14.11.2022 tarihli dilekçesi ile davacılar tarafından Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2011/7993 E. sayılı dosyasında icra veznesine yatan paranın müvekkiline ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesi için yatırılan %15 oranında teminat depo edildiği ve verilen tedbir kararı ile davalının alacağının tahsil edilmesinin önüne geçildiğini, 10 yıllık yargılama sonunda davacıların hiçbir iddialarını kanıtlayamadıkları davadan feragat ettiklerini, yargılama sırasında tazminat talep edilmiş olmalarına rağmen davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini; ancak lehlerine tazminata hükmedilmediğini belirterek 6100 sayılı Kanun'un 305/A-1 maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 29.11.2022 tarihli tavzih kararı ile davalı tarafça 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına dayanılarak tazminat talebinde bulunulduğu, müteveffa davacının vasisi tarafından, yapılan yargılama sonunda kendi el ürünü olduğu anlaşılan belgedeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle borç olmadığının tespitinin istendiği, Sabri Yedikardeşler'in vefatı üzerine davayı takip eden mirasçıları tarafından da müteveffanın iddiasının devam ettirildiği, ayrıca kısıtlının akıl sağlığının yerinde olmadığı, imza tarihinde fiili ehliyetinin bulunmadığının savunulduğu, yargılama sırasında müteveffanın imza tarihinde akıl sağlığının ve fiili ehliyetinin yerinde olduğu ayrıca belgedeki imzanın kendisine ait olduğunun subut bulduğu, davalı vekilinin hükmün tamamlanması talebinde belirttiği gibi 10 yıl süren yargılama boyunca müteveffanın ve mirasçılarının gerçekte var olan bir borçtan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine uğraştıkları, Mahkemece verilen tedbir kararı yasaya ve usule uygun ise de davalının alacağına ulaşmasının, açılan dava ve tedbir kararı ile engellenmiş olduğu, dosyanın geldiği aşamada davacı tarafça davadan feragat edildiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, tarafların haklılık durumlarının yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağı, anılan maddede belirtildiği şekilde davalının zararının tazminine karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla davalı vekilinin tazminat talebinin yerinde olduğu ve 6100 sayılı Kanun'un 305/A-1 maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 305/A-1 maddesi uyarınca 28.09.2022 tarihli 2019/338 E., 2022/339 K. sayılı gerekçeli kararının 1. maddesine müteakiben; "2-) Davalı vekilinin 28/09/2022 tarihli oturumda İİK' nın 72/4 maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 2.350.000,00 TL asıl alacağın %20'si olan 470.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine," maddesinin eklenmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili 23.12.2022 tarihli dilekçe ile 6100 sayılı Kanun'un 306 ncı maddesindeki usule uyulmadan ek karar verildiğini, davalının talebinin müvekkillerine tebliğ edilip cevap hakkı tanınmadığını, hükmün tamamlanması talebinin geçersiz olduğunu, gösterilen kanun yollarının çelişkili olduğunu, davalı tarafça hükmün tamamlanması talep edilen husus kesinleştiğinden ek karar ile hüküm kurulamaacağını, Mahkemenin 14.10.2015 tarihli davanın reddine ilişkin kararın davalı tarafça temyiz edilmeyip davacı vekilince temyiz edildiğini, anılan kararda davanın reddine karar verilirken davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, davalı tarafın söz konusu kararı bu yönden temyiz etmediğini, bozma ilamının müvekkilleri lehine olduğunu, bozma ilamının kapsamı dışında kalan hususlarda değişik karar verilemeyeceğini, Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra bozma ilamı ile çelişecek karar veremeyeceğini ileri sürerek söz konusu ek kararın tavzihi ve tamamlanmasını talep etmiş, Mahkemece işbu dilekçenin ek karar temyiz talebi kabul edilerek bu yönde işlem yapılmasına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına ve ek karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu borç belgesindeki imza açısından bilimsel mütalaa alarak dosyaya sunduklarını, mütalaada borç belgesinde yer alan imzanın eski tarihli düzenlenen belge üzerine murisin demans hastalığı etkisi altında iken geçmişe dönük olarak tarih atılmak suretiyle kısıtlı iken imzalatıldığının belirtildiğini, Mahkemenin dosyaya sunulan bilimsel mütalaayı dikkate alınmadan karar verdiğini, 6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesi uyarınca Mahkemece, uzman görüşünün dikkate alınması gerektiğini, bu yönde emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, Mahkemece dosyadaki raporlar ile sunulan mütalaalar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, gerekçeli kararda belge üzerindeki imzanın murise ait olduğu yönündeki tespitin müvekkillerinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, uzman raporunda belge üzerindeki imza murise ait olup belge üzerinde belirtilen tarihten sonra, demans hastalığı etkisindeyken atıldığını, bu yönüyle Mahkeme kararının gerekçesinin hatalı olduğunu, yine Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı verildiğini, murisin mal varlığı ile davalının mal varlığı birlikte değerlendirildiğinde davalının murise böyle bir borç verecek ekonomik gücünün olmadığını, 2008 yılında anılan tutarın alım gücü dikkate alındığında bu bedelin davalı tarafça murise elden teslim edildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, murisin ekonomik durumu nazara alındığında bu miktarda borçlanmasını gerektirecek bir durumunun bulunmadığını, bu kadar yüksek meblağlı bir paranın 27 kilogramlık kağıttan oluşacağını ve murise elden ödenmesinin mümkün olmadığını, menfi tespit davası bakımından ispat yükü üzerinde olan davalının iddiasını ispat edemediğini, yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları ile 2005 yılından itibaren murisin demans hastalığı etkisinde olduğunun sabit olduğunu, uzman mütaalaları ile de bu durumun tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu raporları murisin akıl sağlığının bulunup bulunmadığının tespit edilemediği yönünde olup murisin işlem tarihinde akıl sağlığı bulunduğuna dair dosyada herhangi bir delil olmadığını, feragata rağmen ortada tahsil imkanı olan bir alacak olmadığından davanın konusuz kaldığından reddi gerektiğini, davaya konu edilen icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğu, takip alacaklısı ... tarafından, icra takibine yapılan itirazın kaldırılması talebiyle açılan davanın Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 20.12.2016 tarih (önceki esası 2012/139) 2015/249 E., 2016/1112 K. sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini ve icra takibinim ortadan kalktığını, takibin durdurulması amacıyla dosyaya sunulan 31.07.2012 düzenleme tarihli 4.967.454,13 TL’lik teminat mektubunun dosya içerisinde bir önemi kalmadığını, 03.12.2020 tarihinde dosyaya sunulan teminat mektubunun dosya borçlusu görünen muris mirasçılarına iade edilerek icra takibinin kapatıldığını, ... tarafından itirazın iptali davası da açılmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden ...'ın ancak yeni bir dava açarak alacağının varlığını yargılama aşamasında ispat ederek en önemlisi borcun kaynağını ispat ederek alacağını alabileceğini, icra takibi olmayan bir dosyada bu davanın konusuz kaldığını Mahkemenin bu hususu resen gözetmesi gerektiğini, bu durumda belirlenen vekalet ücretinin nisbi değil maktu olabileceğini ileri sürerek dava konusu karar gerekçesi yönünden temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ek karar ile kötü niyet tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceğine ve gerekçeli kararın içeriğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 304, 305/A-1, 306 ncı ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin, davanın konusuz kaldığına, asıl kararın içeriğine ve vekalet ücretine dair sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere Mahkemece, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı vekilinin 14.11.2022 tarihli dilekçesi üzerine 29.11.2022 tarihli tavzih kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 305/A-1 maddesi uyarınca 28.09.2022 tarihli 2019/338 E., 2022/339 K. sayılı gerekçeli kararının 1 inci maddesine müteakiben; "2-) Davalı vekilinin 28/09/2022 tarihli oturumda İİK' nın 72/4 maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 2.350.000,00 TL asıl alacağın %20'si olan 470.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine," maddesinin eklenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tamamlanması" başlıklı 305/A maddesinde "... Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir...." hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un "Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü" başlıklı 306 ncı maddesinde ise tavzih veya tamamlamanın, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebileceği, dilekçenin bir nüshasının, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edileceği, cevabın, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunacağı, cevap verilmemiş olsa bile Mahkemece, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebileceği, ancak gerekli görülürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebileceği ve tavzih veya tamamlama talebi yerinde görüldüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapılacağı öngörülmüştür. Mahkemece anılan hükümler nazara alınıp davalı vekilinin 14.11.2022 tarihli dilekçesi davacı tarafa tebliğ edilip cevap hakkı tanınmadan yazılı şekilde ek karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Kaldı ki yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere Mahkemenin 14.10.2015 tarihli 2012/682 E., 2015/408 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve anılan kararda davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Anılan kararın yalnızca davacılar vekilince temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19.06.2018 tarihli 2016/19766 E., 2018/3394 K. sayılı ilamı ile karar davacı ... vasileri yararına bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme talebi de Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.07.2019 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Mahkemece de söz konusu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda Mahkemece bozmaya uyulmakla oluşan usulü kazanılmış hak da bertaraf edilmek suretiyle 29.11.2022 tarihli ek karar ile tavzih talebinin kabulüne karar verilerek davalı yararına kötü niyet tazminatı hükmedilmesi de doğru görülmemiş ek kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme ek kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.