T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/59 - 2026/344 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/59 KARAR NO : 2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2025 NUMARASI : 2025/213 E. - 2025/296 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/59 - 2026/344 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/59 KARAR NO : 2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2025 NUMARASI : 2025/213 E. - 2025/296 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2025 tarih ve 2025/213 E. - 2025/296 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2015/04341 sayılı 3 adet şişe tasarımının tescilli olduğunu, yine 2016/01713 sayılı çoklu şişe tasarımının da müvekkili adına tescilli bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu tasarımlarının piyasaya sürülmesinden yaklaşık iki yıl sonra davalı Şirketin 2017/02939 sayılı çoklu şişe tasarımı başvurusunu yaptığını, müvekkilince 2017/02939/3,4,5,14 ve 15 sıra numaralı tasarımlara yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa bu tasarımların, müvekkili tasarımları karşısında yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımadığını, ufak detaylardaki farklılıkların ayniyeti ortadan kaldırmadığını, davalı tasarımının tescilinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2018/T-17 sayılı kararının iptaline, 2017/02939/3,4,5,14 ve 15 sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımlar ile itiraza gerekçe gösterilen tasarımlar arasında küçük ayrıntıları aşacak seviyede farklılıklar bulunduğunu, dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin dava konusu tasarımları ile davacının itirazına mesnet gösterdiği şişe tasarımlarının benzer olmadığını, dava konusu şişeler bakımından tasarımcının seçenek özgürlüğünün son derece kısıtlı olduğunu, müvekkili tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, Kurumun nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği, burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte bulunduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun, dava şartı olduğu, buna göre iptali istenen YİDK kararının davacıya 16.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 17.03.2018 tarihinde açıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, HMK'nın 93. maddesinde, "Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter." denildiğini, buna istinaden e-tebligat olarak yapılan tebligatlarda (+5) günün bir an için hesaba katılmadığında dahi davanın süresi içerisinde açıldığını, nitekim 17.01.2018'den itibaren 60 gün hesaplandığında, Şubat ayının da 28 gün çektiği 2018 yılında, davanın 17.03.2018 tarihinde, yani süresi içerisinde ikame edildiğini, dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşımadığını, dava konusu tasarımlar ile müvekkili tasarımları arasında ayırt ediciliği sağlayacak bir farkın olmadığını, aksi yöndeki bilirkişi raporları ile bu raporlara dayalı ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, dava konusu tasarımların, müvekkili tasarımları karşısında yeni de olmadığını, aksine davalı tasarımlarının, müvekkili tasarımları ile aynı bulunduğunu, tasarımlar arasındaki farklılıkların, yüzeye eklenen gravür gibi küçük bir detaydan öteye geçmeyen ve şişelere yenilik ve ayırt edicilik katmayan detaylar olduğunu, emsal kararlar sunulmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının yok sayıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı Şirket tarafından yapılan tasarım başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile birlikte söz konusu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, YİDK kararının iptaline yönelik davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş, ancak tasarım hükümsüzlüğü talebi hakkında ise olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamış ve bir karar da verilmemiştir. Oysa, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması gerekli olup, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca da tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Mahkeme kararının, HMK'nın emredici hükümlerine aykırı olması resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan, Dairemizce bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda davacı tarafın yukarıda belirtilen talepleri yönünden olumlu ve olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yeni bir karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, istinaf kararının neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2025 gün ve 2025/213 E. - 2025/296 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.