Hukuk Genel Kurulu 2019/97 E. , 2019/247 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Çumra Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 19.11.2015 tarihli ve 2014/343 E., 2015/468 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2017 tarihli …
**Hukuk Genel Kurulu 2019/97 E. , 2019/247 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Çumra Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 19.11.2015 tarihli ve 2014/343 E., 2015/468 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2017 tarihli ve 2016/4760 E., 2017/10119 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü: Mahkemenin ilk kararının Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamanın 22.03.2018 tarihli celsesinde verilen ara kararı ile bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, ancak 19.04.2018 tarihli kısa kararın hüküm kısmı ile gerekçeli kararda: “Bir önceki celse verilen 1 ve 4 nolu ara karardan dönülerek mahkememizin daha önce verdiği 2014/343 Esas, 2015/468 Karar ve 19/11/2015 tarihli kararında direnilmesine, karar verilerek; davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile, 1-Davanın reddine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Burada "usul hukuku" ile ilgili ortaya çıkan sorun bozma kararının taraflara tebliği ile duruşmada mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozma kararına uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.