2. Ceza Dairesi 2019/2120 E. , 2019/6856 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... yönünden diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak; 1- Sanık ... 'ın hüküm tarihinde Boyabat Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda diğer sanık ...'nın Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduklarının dosya içeriğinden ve UYAP k…
**2. Ceza Dairesi 2019/2120 E. , 2019/6856 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... yönünden diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak; 1- Sanık ... 'ın hüküm tarihinde Boyabat Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda diğer sanık ...'nın Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduklarının dosya içeriğinden ve UYAP kayıtlarından anlaşılması karşısında; sanıklara duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün verildiği 21/10/2014 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüklerine karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması, 2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012 / 6-1309 E., 2013 / 258 K. sayılı ve 21.05.2013 tarihli kararında da belirtildiği gibi ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır.