1. Hukuk Dairesi 2011/2553 E. , 2011/6000 K. "" MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, müvekkilinin vekil tayin ettiği davalı F... M... B...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak 564 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 280/896 payı önce davalı M... E... adına satın aldıktan sonra, bu payın yarısını vekilin kendisi adına, geri kalan payı da davacı H... Ş.... Adına tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin top…
**1. Hukuk Dairesi 2011/2553 E. , 2011/6000 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, müvekkilinin vekil tayin ettiği davalı F... M... B...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak 564 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 280/896 payı önce davalı M... E... adına satın aldıktan sonra, bu payın yarısını vekilin kendisi adına, geri kalan payı da davacı H... Ş.... Adına tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin toplam 280/896 pay için 254.000 TL'nı banka kanalıyla gönderdiğini, sonrasında anılan payların diğer davalılar A... D... Ve M... Ö...'e satış suretiyle devredildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, tapu iptal ve tescil davasının reddine; davalılar A... D... ve M... Ö... aleyhine açılan tazminat davalarının reddine; Davalı vekil F... M... B... aleyhine açılan tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı ve davalı M... Ö...vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil olmazsa tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.