Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarh edilmesinden dolayı açılan davada esasa etkili iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarh edilmesinden dolayı açılan davada esasa etkili iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte anılan Kanun kapsamında 2006, 2007, 2008 ve 2009 vergi dönemlerine ilişkin kendisine ve şirketine ait vergi borçlarının yapılandırılmasını talep etmiştir. Bu talep üzerine başvurucunun ve ortağı bulunduğu şirketlerin söz konusu yıllara ait vergi borçları yapılandırılmıştır. Vergi İdaresi başvurucuyu yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği gerekçesiyle 8/12/2011 tarihinde takdir komisyonuna sevk etmiştir. Başvurucunun 2006 yılına ait işlemlerinin yasa dışı ikrazatçılık faaliyeti yönünden bu şekilde takdir komisyonuna sevki neticesinde ise 16/12/2012 tarihli Vergi İnceleme Raporu düzenlenmiştir. Anılan rapor uyarınca ilgili dönemde yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu tespit edilen başvurucu tarafından beyan edilmediği iddia edilen banka ve sigorta muameleleri vergisi nedeniyle 2006 yılı vergi dönemine ait toplam 271,70 TL vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarh edilmiştir. Başvurucu tarafından vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi için 24/1/2013 tarihinde ve süresi içinde uzlaşma talep edilmiştir. 6/3/2013 tarihinde uzlaşma toplantısı yapılmış ancak uzlaşmaya varılamamıştır. Başvurucu söz konusu vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisine karşı 15/3/2013 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; vergi ve cezaların dayanağı raporun başvurucuya tebliğ edilmediği, başvurucunun beyaz eşya alım ve satımı ile uğraştığı herhangi bir ivaz karşılığı borç verme işiyle ilgilenmediği, idarece kesilen vergi/ceza ihbarnamelerinin zamanaşımı süresinin dolduğu, vergi cezalarının dayanağının gösterilmediği, başvurucunun banker sıfatı bulunmadığından 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun kapsamında başvurucu adına banka ve sigorta muameleleri vergisinin tarh edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, başvurucuya ait tüm vergi borçlarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığından yapılandırılan vergi dönemlerine ait tekrar vergi tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme 12/11/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun ihtilaflı dönemde yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğuna dair tanık anlatımlarına işaret edilmiştir. Mahkeme, bu dönemde elde edildiği tespit edilen Takdir Komisyonu geliri üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucunun itirazı İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 21/5/2014 tarihli kararıyla reddedilerek hüküm onanmıştır. Başvurucu Şirketin karar düzeltme talebi de Bölge İdare Mahkemesince 13/10/2014 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 3/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2006/124, K.: 2009/146 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 23/7/2010-6009/8 md.) Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz...." 213 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder..." 213 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez: (Değişik: 23/6/1982 - 2686/42 md.) Vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve mükerrer 355 nci maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl (114 ncü maddenin ikinci fıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.); Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak iki yıl; (Değişik: 22/7/1998 - 4369/81 md.) Ancak 336 ncı madde hükmüne göre vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur." 213 sayılı Kanun'un geçici maddesi şöyledir: "1/1/2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir edilen matrah üzerinden 31/12/2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Bu hüküm, 374 üncü maddede yer alan ceza kesmede zamanaşımı açısından da uygulanır." 6802 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir" 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanun Hükmünde Kararnamede geçen; a) İkrazatçı: Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle,ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişileri,...İfade eder." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının ve yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36) ve davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B./ Hollanda, B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33). AİHM, Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33; Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).