5. Ceza Dairesi 2008/2879 E. , 2012/2109 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet HÜKÜM : Teselsülen basit zimmet suçundan mühkümiyetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Tayin olunan ceza miktarına nazaran müdafiin duruşma talebinin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, temyiz incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suç tarihlerinde icra müdürü olarak görev yapan sanığın 43.3…
**5. Ceza Dairesi 2008/2879 E. , 2012/2109 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet HÜKÜM : Teselsülen basit zimmet suçundan mühkümiyetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Tayin olunan ceza miktarına nazaran müdafiin duruşma talebinin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, temyiz incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suç tarihlerinde icra müdürü olarak görev yapan sanığın 43.375.759.871 lirayı zimmetine geçirdiği kabul edilerek mahkümiyetine karar verilmiş ise de; yargılama sırasında ..., ... ve ... 'den oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunun eksik ve yanlış olduğu vurgulanarak, devirlerin yeniden gözden geçirilmesinin, mükerrer gözüken reddiyatların kimlere ödendiğinin açıklığa kavuşturulmasının gerektiği belirtilerek görüş bildirilmediği, mahkemece anılan eksiklikler giderilip dosyalar temin edilerek yeni bir bilirkişi heyetine incelemeye gönderildiği, 16/01/2006 günlü üç kişilik bilirkişi heyetinin ise dosya ekindeki belgelerin karışık, yırtık ve okunamaz olduğu gerekçeleriyle karşılaştırma yapamadıklarını, mükerrer çıkış yapılan talimat dosyalarına para gönderilip gönderilmediği, diğer dosyalarda da paraların sahiplerine ödenip ödenmediğini tespit edemediklerini belirterek, C.Savcısının yaptığı denetleme raporundaki kasa açığı miktarına ve önceki raporlara atıfta bulunarak bir rapor hazırladıkları, ancak bunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı ve iki rapor arasında çelişki doğduğu nazara alınarak, savunma üzerinde de durularak C.Savcısının tespit ettiği kasa açığının neden kaynaklandığı ve bu kasa açığı tutarının Adalet Bakanlığı tarafından gönderilmesi üzerine nerede kullanıldığı hususlarının araştırılması ile ilk bilirkişi heyetinin incelenmesini istediği belgelerin ve dosyaların karşılaştırması da yapılmak suretiyle, mükerrer reddiyatların başka dosyalara yapılan ödemelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, numaraların yanlış yazılıp yazılmadığı ve bunların kimlere ödeme gösterildiği gibi hususları da irdeleyen Emekli Sayıştay Uzman Denetçilerinden yeni rapor alınarak sonucuna göre suçun varlığının, niteliğinin ve miktarının belirlenmesi yerine eksik tahkikatla yazılı şekilde mahkümiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 765 sayılı Yasadan farklı olarak suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesini nitelikli hal için yeterli saydığı, sanığın da tahsilatları yanlış göstermek, mükerrer reddiyatlar ve farklı numaralar ile çıkışlar yapmak suretiyle eylemlerini hileli davranışlarla gerçekleştirdiği, bu itibarla karşılaştırmanın 5237 sayılı Yasanın 247/2 ve 765 sayılı TCK'nın 202/1. maddeleri arasında yapılması ve keza 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanığın zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için sahte belge düzenleme eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının da karar yerinde tartışılması, sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurulması ve tüm bunların sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bu hakları ve yetkileri kullanmaktan yoksunluğun da hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi, TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanılmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı maddenin 5. fıkrasının uygulanmaması, 5237 sayılı Yasa ile hüküm kurulmasına ve bu yasada yer almamasına rağmen zararın ödettirilmesine karar verilerek, nisbi harç ve nisbi vekalet ücretine hükmolunması, Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.